İstanbul‘da 15 günde iki büyük "rüşvet operasyonu" yapıldı. 40 kadarı trafik polisi, 115 kişi gözaltına alındı. Operasyon gerekçesi: Alışveriş merkezleri ve işyerleri personel servisini yapan bir şirkete baskında ele geçen ajandada, "rüşvet dağıtılan polisler listesi" bulundu: Polisler, şirketlerin eksikliklerini görmezden geliyordu..
Bu öyle bir sistem ki... Nasıl şirket yükü köle omzundaysa, servis yükü de rehine şoför sırtında. İşsizsin, açsın, emeklisin, geçinemiyorsun ya... Bankaya borçlan. Araç al. Büyük servis ağları ve ağaları istemiyor diye plaka tahdidi bulunmayan tek şehirde bir şirkete yalvar yakar. Sadece çalıştığın gün iki sefere, toplam 90 TL al. Şirket aylarca yatsın paran üstüne. Zaten yarısı benzine. Kalan yarı tamir vesair. Trafik cezası; kendin öde. Ama şirket ayda 20-25 TL kessin, "trafik polisine fon" diye! Şirket park yeri göstermesin, masraf yapmasın; kamuya ait yer gasp ettirsin!
Öyle bir sistem ki: Daha çok kredi satmak için yaş sınırı isteyen, plaka tahdidi istemeyen bankalar mesela; etinden, sütünden kazandığı personelini, kaymağından faiz kazandığı bu araçlara tıkıyor; koca gökdelenler, el koydukları şunca arazi, onca sermaye ve kâr varken; araçları, utanmadan halka ait cadde, sokak, kaldırımlara kusuyor!
Bir daha soruyorum: Koca İstanbul‘u kim sattı? O 40 polis mi!
Umur Talu HABERTÜRK





