Son yıllarda, akrabalarından ve yakınlarından uzak yaşayan insanlar, evlerine aldıkları hayvanlarla yalnızlıklarını gidermeye çalışıyorlar.
Ancak bu durum bir süre sonra hem hayvanda hem insanda bazı değişikliklere yol açıyor. Her şeyden önce, kapalı bir mekânda insan-hayvan arasında kurulan daimi ilişki sonucunda insan gittikçe içine kapanırken, hayvanın fıtratında da bazı değişiklikler meydana geliyor. Mesela yapısı gereği köpek insanı korur ama ev ortamında yaşayan köpek bu özelliğini kaybediyor. Sahibinin kucağında küçük bir bebek gibi bakıma alınan ve yeteneklerini kullanma fırsatı bulamayan köpek bir süre sonra sahibinin kendisini korumasına ihtiyaç duyar hale geliyor.
Araştırmalar, modern dünyada evinde hayvan besleyen insanların sayılarının gittikçe arttığını gösteriyor. 1990‘larda Hollanda‘nın nüfusu 15 milyon iken evlerde 23 milyon hayvan besleniyordu. Batıda iki aileden biri evinde hayvan besliyor çünkü burada hayvanlara göre düzenlenmiş bir sektör var ve bu sektör ayakta kalmak zorunda.
Bizler, hayvanların hayatın bütünlüğü içinde bir yer kapladığına inanır ve şefkatle muamele ederiz. Ancak, insanların akrabalarıyla yakınlarıyla arkadaşlarıyla komşularıyla iletişim kurmalarını ve hayvanların da doğal ortamlarda özgürce yaşamalarını isteriz.
İnsanlar niçin hayvan besler?
Sokakta, kucaklarında köpekleriyle yürüyen insanları görürsünüz. Onlara bir arkadaşa bir sırdaşa sarıldıkları gibi sarılırlar. Bu insanlar her şeyi köpekleri için düşünürler. Taşınacakları evi, mutfakta pişecek yemeği, gündelik programlarını hazırlarken köpeği de hesaba katarlar. Bu insanlar hayvanları yalnızlıklarını gidermek için bir çare olarak görürler. Yani günümüz insanı, yalnızlık, koruma, şefkat duygusu, çocuk ihtiyacını ikame etme, hükmetme duygularını bu hayvanlar üzerinden sağlamaya çalışıyorlar. Bu insanların büyük bir kısmının yalnız yaşadıklarını ya da iç dünyalarında yalnız kaldıklarını görürsünüz. Diğer taraftan modern sistemin bir parçası haline gelen ev hayvanlarının sadece fıtratı değil aynı zamanda fizyonomisi de değişmektedir.
Hayvanlara özgürlük
Evde büyüyen köpek, sahibinin elinde yapma bir oyuncak gibi elden ele dolaşmaktadır. Bu köpeklerin havladıklarını pek duymazsınız. Evlerde ya da lüks arabaların camlarında anlamsızca etrafa bakınırlar. Sanki yegane görevleri bu insanların yalnızlığına merhem olmaktır. Oysa Allah her şeyi bir denge üzerine yaratmıştır. Buna göre insan kendi türüyle ilişkiler kuracak, çocuk sahibi olacak, komşularıyla görüşecek, akraba ziyaretleri yapacak... Hayvanlar doğalarına uygun ortamlarda yaşayacaklar. Yani, kediyse kedi gibi köpekse köpek gibi kuşsa kuş gibi davranacak. Her şey kendi fıtratına, kendi doğal yapısına uygun hareket edecek. Sahibinin elinde özgürlüğünü kaybeden hayvan kendi doğal ortamına dönecek ve görevini yapmaya başlayacaktır. Bizler hayvan düşmanı değiliz, fakat çocuklarımızın köpekleri bahçelerde, kuşları ağaçların dallarında kedileri evlerin avlusunda, kaplumbağaları dere yataklarında görmelerini ve burada sevmelerini istiyoruz. Onlara doğal hayatın naifliğini güzelliğini bu hayvanların da içinde olduğu bir katmanda anlatmak istiyoruz.



