milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

28 MAY 2012 PZT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • YA ALLAH!
  • YENİ BİR DÜZEN KURMANIN VAKTİ GELDİ
  • MÜSLÜMAN GENÇLER İSTANBUL'DA BULUŞTU
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • BU OLACAK AYASOFYA!

Özdeşim modeli önemli

18 AĞUSTOS 2011
PER 00:00

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Okul öncesi dönemde çocuklar anne ve babalarını model alırlar ve onların tutum ve davranışlarını taklit ederler.

  • Özdeşim modeli önemli -

Çocuk okula başlayıpta dış dünyaya açıldığında ise, buna okuldaki arkadaşları ve öğretmenleri de eklenir. Bu dönem çocuk sosyal çevreye uyum sağlamaya ve yaşadığı topluma adapte olmaya çalışmaktadır. Ergenlik döneminde ise, genç artık çeşitli sorumluluklar almaya hazırlandığından özdeşim alanını daha da genişletmektedir. Sosyal çevre, arkadaşlar ve toplum tarafından kabul görmüş önemli kişiler onun için bir özdeşim modeli olmaktadır. Özdeşim ihtiyacı bir noktaya kadar normaldir ve çocuk özdeşim kurduğu kişilerden de esinlenerek kendi kişiliğini oluşturma çalışmaktadır.

Ancak bu dönem genç kendisini beğenmez sevmez ve kaydadeğer görmezse, özdeşim kurduğu kişiye saplanıp kalabilir ve kendine haslığını kaybedebilir. Bu anlamda özdeşim modeliyle kurulan gizil diyalogda denge önemlidir. Gencin, beğendiği ve model aldığı kişiyi bazı yönleriyle içselleştirmesi doğal ancak burada kendi kararlarını, kendi seçimini ve kendi etkinliğini de korumak zorundadır. Bunun için, özdeşim nesneleriyle ilişkilerindeki dengeyi dikkate almalı ve çocuklarımızı, kültürümüzün ve değerlerimizin mimarlarıyla özdeşim kurmaya yönlendirmeliyiz.

Geleceğe umutla bakamazlar

Bazı insanlar vardır, geçmişin içinden hiçbir zaman çıkamazlar. Bu kimseler küçük yaştan itibaren hayatlarında ne kadar olumsuz olaylar varsa biriktirirler ve patlayacak bir bombaya dönüşürler. Küçük bir şeyde patlayan ve biriktirdiği her şeyi ortaya döken bu kimseler hayattan keyif alamazlar, insanlarla pozitif ilişkiler kuramazlar, sürekli geçmişin acılarıyla meşgul olduklarından geleceğe umutla bakamazlar.

Çocuklar arasında adaleti gözetin

Anne babalar çocuklarımızı hiç ayırmayız deseler de kendilerine yakın buldukları çocuğu gözde çocuk olarak görürler ve bunu ilişkilerine de yansıtırlar. Böyle durumlarda, anne ve babalar, sevdikleri çocukları diğerlerinden ayırarak kayırırlar. Aşırı ilgi seline boğulan bu çocuklar anne babalarıyla vakit geçirmeye adapta olduklarından akranlarıyla oynamayı başaramazlar. Oyunlarda sürekli sorun çıkarırlar, anne babanın ilgisini burada da görmek isterler. Anne baba sevgi ve ilgi yönünden zengin kişilerdir çünkü sevgi bu insanların gönüllerinde ücretsiz üretilmektedir. Bu nedenle çocuklarına sevgilerini vermekte cimri davranmamalıdırlar. Çünkü sevgi verdikçe artan ve değer kazanan bir unsurdur.

Masalların doğuşu

Masalların nasıl doğduğuna dair kesin bilgi yok ancak, genel teorileri dikkate alarak bazı fikirler ileri sürmek mümkün. Wilhelm masalların İnda Avrupa kaynağından geldiğini İnda Avrupa milletlerine ait mitolojilerin zamanla değiştiğini ve zayıflayarak masalları meydana getirdiğini ifade ediyor. Bazı araştırmacılar ise, masalların Hindistan'da doğduğunu sonra da bu masalların sözlü ve yazılı olarak Batıya oradan da bütün dünyaya yayıldığını ifade etmişlerdir. Folklörcülerin bazılarına göre ise, masallar hayatın birer kalıntısıdır. İlkel insanların yaşayış tarzı ve inanışları çağdan çağa milletten millete geçerek masal haline dönüşmüştür.

Masalların çıkış noktası ne olursa olsun çocukların dünyasında önemli bir yeri vardır. Doğu kültüründen çağıldayan hikayeler ise çocukların ruh ve duygu dünyalarının aydınlanmasında ve temel davranış kalıplarının verilmesinde etkilidir.

Hazreti Atike'nin rüyası

Efendimizin Medine'ye hicretinden sonra Atike bir rüya görür. Gördüğü bu rüyadan o kadar etkilenir ki, tesirinden kurtulamaz ve rüyasını kardeşi Abbas'a anlatır: Ey kardeşim bu gece öyle bir rüya gördüm ki, kavminin başına büyük bir musibet geleceğinden korkuyorum der. Hazreti Abbas, Ne ola ki, nedir o? diye sorar. Atike "bana kimseye anlatmayacağına dair söz verinceye kadar sana onu anlatamam zira bu insanlar arasında duyuluyorsa o zaman bize eziyet ederler ve hoşumuza gitmeyecek şeyler konuşmaya başlarlar diye kardeşini uyarır ve anlatır:

"Devesinin üzerinde Mekk'ye gelen ve Ebva'da durupta insanları yüksek sesle savaşa çağıran bir adam görmüştüm. Adam haydi savaş için hazırlanıp hemen yola çıkın. Çıkın ki, başınıza gelecek gadri ve devrileceğiniz yeri kendiniz görün diyordu. Bir anda etrafında büyük bir kalabalık toplanıvermişti. Ardından aynı adam Kabe'ye geldi insanlarda onu takip ediyorlardı. Ne gariplik ki, adamın devesi Kabe kadar büyümüştü ve adam da gür sesiyle yine devesinin üzerinde aynı cümlesini tekrar ediyordu. Bir müddet sonra Ebu Kubeys dağı kadar oluverdi. Adam yine devenin üstündeydi ve aynı cümleyi tekrarlıyordu. Haydi savaş için hazırlanıp hemen yola çıkın, çıkın ki, başınıza gelecek gadri kendiniz görün. Diyordu. Sonra yerden büyükçe bir kayayı söküp aldı ve onu Ebu Kubeys dağından aşağı doğru fırlattı. Kaya bir anda paramparça oluvermişti. Sonra da bu kayadan ayrılan her bir parça Mekke evlerinden mutlaka birine isabet etmiş ve içine girmişti"

Atike Binti Abdulmuttalip kardeşi Abbas'ı bu rüyayı kimseye anlatmaması için uyarmıştı fakat hazreti Abbas rüyayı yakın arkadaşı Velid İbn Utbe'ye anlatmıştı. Utbe de babasına anlatmış ve böylece Atike'nin rüyası kısa zamanda Kureyş'in diline dolanmıştı.

Bir gün sonra Utbe İbn Rabia, Şeybe, Ebu Cehil Ümeyye ibn Halef Zem'a, İbn-i Esed Buhteri ve sair Kureyş büyükleri Kabe'de toplanıp Atike'nin rüyasını konuşuyorlardı. Onlar Kabe'de otururken Hazreti Abbas yanlarına geldi. Ebu Cehil, Abbas'a hitaben "Ey Muttalipoğulları erkeklerinizin peygamberlik iddiasında bulunduğu yetmiyormuş gibi, şimdi bir de kadınlarınız mı peygamberliğe başladı dedi. Tutmuş Atike üç gün içinde başımıza büyük bir bela geleceğini söylüyor. Şayet gerçekten söylediği doğru ise üç gün geçtikten sonra bunu göreceğiz ancak söyledikleri gerçekleşmezse işte o zaman biz Araplar arasında yalancı diye üzerinize öyle bir hüküm vereceğiz ki, ömür boyu bu hükümden kurtulamayacaksınız" dedi.

Üçüncü gün de, aynı şekilde Kabe'de karşı karşıya geldiler. Hazreti Abbas, tam Ebu Cehile cevap vereceği sırada, devesinin üzerinde Batn Vadi tarafından bağırarak biri geliyordu. Bu gelen Damdam İbni Amr idi. Damdam dikkat çekebilmek için Ebu Süfyan'ın kendisine öğrettiği gibi devesinin kulak ve burnunu kesmiş üzerindeki palan ve eğeri parçalamış ve kendi gömleğini de parçalamıştı. Şöyle bağırıyordu: Ey Kureyş topluluğu felaket var, felaket! Ebu Süfyanla birliket Şam'a gönderdiğiniz mallarınıza Muhammed ve ashabı el koydu. Ona yetişebileceğinizi sanmıyorum, İmdat! diye tıpkı Atike'nin rüyasında gördüğü adam gibi bağırdı. Atike'nin rüyası çıkmıştı Bedir muharebesi bu olayın ardından meydana geldi.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 18.08.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • tags Etiketler: kadın, erkek, müslüman, islam, evlilik, aile, peygamber, mason, boşanma, cemaat, müctehid, bbc belgesel,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Aile Hayat

    1. Kardeşliğin zirvesi
    2. Vakit Nakittir
    3. İftira edenlerden Allah korusun
    4. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    5. Çocuklarda okul fobisi
    6. MS hastaları için internette yanlış bilgilendirme tuzakları
    7. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    10. Gençlerde çatışma
  • Diğer

    1. Annan Planı işe yaramadı
    2. Sırbistan işbirliği yapmalı
    3. ABD'de bir yasakçı kanun daha!
    4. NATO yine sivilleri katletti
    5. İsveç'te 'ikinci' Türk
    6. Prof. Dr. Saraç: "Üniversiteler, bulunmamaları gereken bir yarışta"
    7. "Türkiye'de doğum yapan iki kadından biri sezaryen yaptırıyor"
    8. Niyâzî-i Mısrî'nin Limni'deki mezarını ve tekkesini kurtarma umudu
    9. Sudan, Güney Sudan'ı BM Güvenlik Konseyi'ne şikayet etti
    10. Emniyet, sağlık çalışanlarına şiddete karşı harekete geçti
  • Çok Okunanlar

    1. Fetih namazı
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    5. Fethimiz mübarek olsun!
    6. İktidarda figüran çatlağı
    7. Şok Detay
    8. Yasa geri çekilsin
    9. Fethin erleri hocasıyla buluştu
    10. Saadet Partisi Gazze'de yetimhane inşa edecek
  • Çok Yorumlanan

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. Yeterlilik derecesi en yüksek ürün kayısı
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Mısır seçimleri Filistin'i etkileyecek
    5. Sezaryenle doğanlarda obezite riski daha fazla
    6. Gençlerde çatışma
    7. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    8. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    9. İlk çeyrekte yarım puan büyüdü
    10. 30 bin kişi çıkaracak, 3.5 milyar dolar tasarruf edecek
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek