Siyasetteki gerginlik, her gün gelen şehit cenazeleri ve siyasi parti liderlerinin sert üslubu, toplumsal olayların fitilini ateşlemeye yetti.
İnegöl'deki adli bir vaka, tüm ilçeyi karıştıracak infiale yol açtı. Bugüne kadar hiçbir olayın yaşanmadığı Hatay'a bağlı Dörtyol ilçesinde polis aracına yapılan saldırıda 4 polisin şehit olması, bu sefer Dörtyol'u karıştırdı. Her iki ilçede de, provokasyon ve kışkırtmalarla birlikte, gerçekle alakası olmayan söylentiler halk ile emniyeti karşı karşıya getirdi. İki ilçede halkın içinde bulunduğu ruhsal durum, toplumun adeta patlamaya hazır bir bomba haline nasıl geldiğini ortaya koydu.
Mehmet Sılay: Kardeşliğimiz sabote ediliyor
Bugüne kadar kardeşlik atmosferi içinde yaşanan Dörtyol ve İnegöl ilçelerinde yaşanan saldırı ve provokasyon girişimlerini bölgenin siyasi temsilcilerine sorduk. Hatay eski Milletvekili Mehmet Sılay, "Hatay, terör bölgesi değildir. Buradaki terör olayları, tamamen sunidir, yapaydır. Profesyonelce yapılmıştır. Maraş olayları tekrarlansın diye bu saldırılar gerçekleştirilmiştir. Bunda uluslar arası terörizmin ve derin güçlerin, mutlaka parmağı vardır. Uluslar arası Siyonizmin de çok önemli bir payı var. Bu eylemi yapanlar, uluslar arası Siyonizmin vurucu timleridir" dedi. Çalışmak için Doğu'dan Dörtyol'a gelen insanların hedef gösterildiğini kaydeden Sılay, "Burada yapılan, profesyonel terörizmin pratiğidir. Hiçbir Sünni, Arap, Alevi, Kürt burada teröre prim vermez. Burada terörü besleyen hiçbir merci yoktur. Ergenekon burada can çekişmektedir. Ama bu arada polisimiz ve askerimize yazık olmaktadır" dedi. Hatay'da büyük bir tezgahın planlandığını kaydeden Sılay, "Bir zamanlar Kırkhan'a bir caminin penceresine dinamit lokumu koyup patlatmışlar. Bütün Sünniler, ayaklanmıştı. Aynı şey şimdi de yapılmak isteniyor. Burada kardeşliğimiz sabote ediliyor " dedi.
Ahmet Sünnetçioğlu: Siyasiler toplumu artık germesin
Bursa eski Milletvekili Ahmet Sünnetçioğlu ise İnegöl'deki olayın basit bir adli vakadan çıktığını söyleyerek, "Anayasa referandumu dolayısıyla, partiler kendi söylemlerini haklı çıkaracak şekilde toplumu geriyor. Meclisteki kavgalar ve tartışmalar, liderlerin açıklamaları halkı kamplaştırıyor. Aksine topluma itidal ve sükunet tavsiye etmeleri lazım. Saadet Partisi, bu üslup uyarısını başından beri dile getiriyor" diye uyardı. Liderlerin birbirlerini kırıcı ve suçlayıcı söylemlerinin toplumu sürekli gerdiğine dikkat çeken Sünnetçioğlu, "İnegöl'de hiçbir şey yokken, basit bir adli vaka iken, iş toplumsal kamplaşmaya kadar götürüldü" dedi. İnegöl'de bugüne kadar böyle ciddi hiçbir olaya rastlanmadığının altını çizen Sünnetçioğlu, "Anayasa değişikliği referandum sürecinde, bütün partiler üsluplarına dikkat etmelidir. Bu oylama, parti meselesi değil Anayasa referandumu olarak konuşulması lazım. Bu çok önemlidir. Bir parti çıkıp 30 Haziran'dan sonra eylemler artacak diyor. Diğer parti hayır diye kamplaştırıyor. Bu şeklide toplum geriliyor. Böyle bir ortamda da, en ufak adli bir olayda, devletin otoritesine karşı tepkiye dönüşüyor. Bu nedenle, herkesi itidale davet ediyoruz" dedi.
Erdoğmuş: Bu zemini hazırlayan gergin siyaset
Diyarbakır eski milletvekili ve Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş'un Danışmanı Abdulbaki Erdoğmuş ise, olayları değerlendirirken, " Biz olayları sonuçları üzerinden değerlendirme alışkanlığına kapılmışız. Dolayısıyla nedenler üzerinden sorunları değerlendirmiyoruz. Halbuki, bu olayların geleceği belliydi. Uzun zamandır, devlet ve hükümet de, bu olaylara hazırlıklı görünüyordu. Şu anda toplumsal infilakın geldiği nokta, tehlikeli bir noktadır. Her yerde bir sürü olaylar olabilir" dedi. Bu olayların temel nedeninin siyasetin gerginliği olduğunu vurgulayan Erdoğmuş, "Bunun başında Sayın Başbakan geliyor. Sayın Başbakan, üslubuyla, söylemleri ve sorunları temeline inmeden çözüyormuş gibi yapması bütün toplumu geriyor. Bu sorunları, hükümette ve onun politikalarında aramanın doğru olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. Sadece iki parti değil bütün siyasetteki genel üslubun bu olayları büyüten neden olduğuna da dikkat çeken Erdoğmuş, "Bunun başında sayın Başbakan geliyor. Türkiye'de hiçbir dönem, Türk-Kürt çatışması üzerinden bir toplumsal gerilim yaşanmamıştır. İlk defa bu hükümet döneminde, sorun adeta etnik çatışma noktasına getirilmiştir. Bu zemini hazırlayan da, hükümetin gergin politikalarıdır" şeklinde konuştu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Ebubekir Gülüm / Türkiye
Etiketler:




