Son zamanlarda Güneydoğu‘da ve bazı büyük şehirlerde gözlenen gösteriler, kundaklama eylemleri tipik provokasyonlardır.
Amacı iktidarın aldığı demokratik açılım olarak adlandırılan tedbirleri geçersiz kılmak ve devlet ne verirse versin yetmez ve bunlar huzur bozucu eylemlere devam ederler intibaı yaratılarak hükümeti boş yere taviz veren konuma düşürmektir. Bunların Kürt sorunu ile ilgisi yoktur ve doğrudan seçimleri etkilemek amacı taşımaktadır. Güneydoğu‘da devleti güçsüz göstermek ve halk üzerinde kurulacak baskıyla iktidarın oylarını azaltırken diğer bölgelerde hükümeti hak etmeyenlere taviz veren konuma düşürmektir. Türkiye‘de gözlenen en büyük yanlışlık medyanın, siyasetçilerin ve bunlardan etkilenen halkın bir olayı ya da kamuoyuna yansıyan bir bilgiyi doğru ya da yanlış olma süzgecinden geçirmeden kendi lehlerine olup olmadığına göre değerlendirmeleridir. Bir haberi birbine zıt iki televizyonda izler ya da gazetede okursanız birbiriyle taban tabana zıt iki sonuçla karşılaşırsınız. Bu tesadüfi değil sistematiktir. Herkes olayı kendi çizgisine göre yorumlar. Bu taraflardan en az birinin yanıldığını, çoğu zaman her ikisinin de gerçeği çarpıttığı anlamına gelir. Böyle bir yapı halkı kendi politikalarına göre yönlendirmek isteyen odakların arayıp bulamadığı şeydir...





