İngiliz Yüksek Mahkemesi'nin Noel Babaların çocuklarla görünmelerini ve resim çektirmelerini yasakladığını biliyor muydunuz?
back 1 / 4 next Albumünden Göster
2012 geldi, hoş geldi mi? Televizyon ve gazetelerdeki tartışmalara bakıyoruz. Noel babayı zorla kapımızdan içeri sokmaya çalışıyorlar.
Noel Baba, Noel gecesi çocuklara hediye bıraktığına inanılan uydurma bir kişiliktir. Güya, Kuzey Kutbu'nda eşi ile birlikte yaşıyor ve cücelerle birlikte çocuklar için oyuncak yapıyor. Sonra geyiklerine emir veriyor ve kızakla evlerin çatısına çıkıyor, bacadan evlere girip hediye dağıtıyor.
Noel Baba figürü, tüketimi elinde bulunduran bir avuç azınlığın uydurduğu safsatalardan biridir.
İlginçtir, birkaç yıl önce İngiliz Yüksek Mahkemesi, Noel Babaların çocuklarla görünmelerini ve resim çektirmelerini yasakladı!
Yanlış duymadınız. Bu kararın gerekçesi ise sapıklığın yaygınlaşmasında Noel babaların önemli etken olduğunu göstermesi idi.
Peki, Noel baba, öteki adıyla Saint Nicolas kimdir?
Saint Nicolas sanıldığı gibi iyilik sever bir insan değil... Neden? Çünkü Noel Baba Hıristiyanlığa ait bir sembol olarak, bir propaganda malzemesi olarak sunulmaktadır. Sahte bir semboldür. Asla gerçek değildir. Çünkü bu konu hakkında kilise gerçek niyetini gizlemektedir. Saint Nicolas'ın gerçek kimliği ve kişiliği yönünden bir sır olarak saklanmaktadır.
Peki neden?
Araştırmacılara göre, Saint Nicolas MS 24-245 yılları arasında Mısır'ın İskenderiye kentinde dünyaya gelmiş. Sapık davranışlardan dolayı, birkaç kez yakalanıp cezalandırılmış. Ama uslanmamış. Konu İskenderiye Kralına ulaştırılınca Kral, Nicolas'ın yakalanıp yakılmasını emretmiş.
Kararı duyan Nicolas, İskenderiye'den gizlice kaçıyor... Lübnan üzerinden Demre'ye geliyor... Demre'ye geldiğinde, üç yüzlü yılların başlarında, saçı sakalı birbirine karışmış, kendisini İsa Mesih'in gönderdiği bir aziz olarak tanıtmış.
Milattan Sonra 300 ve 305 yıllarına kadar Demre'de yaşamış ve orada ölmüştür. Kısacası Noel Baba olayı bundan ibarettir.
Son bir not: bazı Ortodoks Hıristiyanlar Noel Baba kuklalarını yakmaktadırlar. Niçin? Çünkü çocuklara sahteciliği öğrettiği ve kötü örnek olduğu için.
Hıristiyanlar bile Noel Babaya inanmamakta... Ama bizim ülkemizde kendini bilmezler Noel kostümleri giyerek çılgınca eğleniyor ve yeni yılı karşılıyor.
Peygamber Efendimiz diyor ki:
"Kim hangi kavme benzerse, ondandır."
Başka söze gerek var mı?
Düşünce Dünyası
Kulaklarımızı nasıl kullanıyoruz?
Siz kulaklarınızı gerektiği gibi kullanabilirsiniz.
Onunla öğretmeninizi dinlersiniz...
Kuşları dinlersiniz.
Yaprakları, denizi dinlersiniz...
Ve kuşları, ağaçları, denizleri yaratanı düşünebilirsiniz.
Kulaklarınızı Kur'an dinlemekte kullanabileceğiniz gibi şarkı dinlemekte de kullanabilirsiniz...
Öğüt dinlemekte kullanabileceğiniz gibi, kötü tavsiyeler dinlemekte de kullanabilirsiniz.
Böyle yaparsanız doğruyu bulursunuz. Yapmazsanız kötülüğü saparsınız.
"Kulaklarım olduğuna göre her şeyi dinlerim, suç benim değil" diyemezsiniz.
İlim adamları boş sözlere kulak verseydi, bilgin olamazlardı.
Hiçbir şey öğrenemezlerdi.
Annenizi, babanızı, dedenizi, ninenizi dinleyin.
Öğretmenlerinizi dinleyin.
Ezanı, Kur'anı, büyük adamları dinleyin.
Dinledikçe öğrenecek, öğrendikçe büyüyecek, büyüdükçe mükemmel insan olacaksınız.
Bir Kıssa Bin Hisse
Güvercin ne nasihat verdi?
Küçük Ali, yakaladığı güvercini kesmek üzere yere yatırmıştı. Bıçağını çıkarırken güvercin dile gelip yalvardı:
"Benim etimden sana bir fayda gelmez. Ama edeceğim nasihattan çok fayda gelir. Beni bırak da sana çok değerli üç nasihat vereyim."
Ali buna razı oldu. Güvercini bıraktı. Güvercin sevinçle uçup karşısındaki bir ağaca kondu.
Başladı nasihatlarını sıralamaya:
"Bir: elinden bir fırsat kaçırırsan ah-vah edip durma. Geçiver."
"İki: Zahmeti az, ama mükafatı çok bol şeyden bahsederlerse hemen inanma, düşünmeye başla."
Güvercin bundan sonra şöyle dedi:
"Ey aptal, beni neden bıraktın? Halbuki benim midemde iki kilo ağırlığında kocaman bir elmas vardı, eğer beni kesip onu alsaydın, dünyanın en zengin çocuğu olurdun?"
Ali bunu duyunca öyle bir pişman oldu ki, neredeyse düşüp bayılacaktı.
"Söyle bakalım üçüncü nasihatın nedir?"
Güvercin şöyle dedi:
"Sana söyleyecek bir şeyim kalmadı. Çünkü sen önce söylediklerimi tutmadın, daha ne söyleyeyim?"
Gurk gurk öttükten sonra devam etti:
"Ben sana bir fırsat kaçırırsan çok üzülme dedim. Ama üzüldün. Karnımda mücevher olduğunu söylediğimde az daha bayılacaktın."
Tekrar öttü ve güldü:
"Az zahmetle çok şey vaad ederlerse inanma, demiştim. Ama midemde iki kiloluk elmas olduğunu söyleyince hemen inandın, hiç düşünmedin. Halbuki benim ağırlığım ne ki midemde iki kilo mücevher bulunsun aptal!"
Güvercin pır diye uçtu. Ali de orada düşünceye daldı. Güvercin haklıydı. İnsan her söze kanmamalı, her şeyi inceden inceye ölçüp biçmeliydi.
Bun gün ne dua edelim
Ey Allah'ım!
Efendimiz Muhammed'e, onun al ve Ashabına ağaçların yaprakları, denizlerin dalgaları ve yağmurların damlaları sayısınca salat, selam ve bereketler ihsan eyle! Allah'tan başka hiçbir ilahın bulunmadığına ve Hz. Muhammed'in (a.s.m.) Allah'ın resulü olduğuna şehadet ederim.
Tarih dede yazıyor
Peygamberimizin doğum gecesi
7 Ocak Mevlid-i Nebevi gecesidir. Yani Peygamberimizin doğum yıldönümüdür.
Bildiğiniz gibi Peygamber Efendimiz 570 yılında dünyaya gelmişti.
Tarih Rebiüllevvel (Nisan) ayının 12'sini gösteriyordu. O sabah şafak başka bir şekilde atmıştı. Gökte o zamana kadar görülmeyen parlak bir yıldız parlayıvermişti. Bir gökbilimcisi "Bu gece Ahmed'in (Peygamberimizin diğer ismi) yıldızı doğdu" demişti.
Bir taraftan İran hükümdarının sarayının 14 burcu yıkılıyor, diğer taraftan bazı insanların taptıkları Taberiye gölü kuruyor, Semave Vadisi sel sularıyla dolup taşıyor, Mecusilerin bin seneden beri yanan ve taptıkları ateşleri sönüyor, Kabe'deki putlar kendiliğinden devriliyordu.
Bu gelen Peygamberin, Allah'ın dışında tapılan her inancı yok edeceğinin işaretiydi. O gece gökyüzünü görülmemiş bir nur kaplamıştı.
Dünya başka bir dünyaydı. Çünkü asırlardın insanlığın beklediği en büyük insan, en yüce peygamber dünya ve ahiret önderi gelmişti. Tabii ki onun gelişi bambaşka olacaktı.
Bu geceyi bol bol ibadet etmekle, namaz kılmakla, Kur'an-ı Kerim ve diğer dini kitaplar okumakla, dualar etmekle değerlendirmeye çalışalım.
Bu kutsi gece hepinize mübarek olsun çocuklar!
Mini Test
Ne kadar cesur yüreklisiniz?
Aşağıdaki soruların her birine evet veya hayır şıklarını işaretleyin. Bakalım siz bu testte ne kadar "cesur yürek"siniz?
1-Sizden güçlü biriyle dövüştüğünüz oldu mu?
a)Evet b)Hayır
2- Her yerde bir büyüğünüzle olmayı ister misiniz?
a)Evet b)Hayır
3-Başınız ağırsa hastalanmaktan korkar mısınız?
a)Evet b)Hayır
4-Düştüğünüz ağaca tekrar tırmanır mısınız?
a)Evet b)Hayır
5-Evde elektrikler kesildiği zaman korkar mısınız?
a)Evet b)Hayır
6-Tek başınıza bir odada yatmak sizi ürkütür mü?
a)Evet b)Hayır
7-Uzaydan gelen yeşil bir yaratıkla karşılaşsanız ve o sizi çağırsa, merak edip yanına gider misiniz?
a)Evet b)Hayır
8-Gece sokakta tek başınıza yürürken kendi kendinizle konuşur musunuz?
a)Evet b)Hayır
9-Dev adamlar sık sık rüyanıza girer mi?
a)Evet b)Hayır
10-Evde yalnızken bir ses duysanız ürker misiniz?
a)Evet b)Hayır
Not: 1,4 ve 7 sorulardan hangilerini EVET diye cevaplandırmışsanız, her biri için kendinize 10 puan yazın.
2,3,5,6,8,9 ve 10 sorulardan hangilerini HAYIR diye cevaplandırmışsanız yine her biri için 10 puan yazın.
Eğer, 1,4, ve 7 sorulardan HAYIR diye, diğerlerinden EVET diye cevaplandırdıklarınız varsa onlar için puan yazmayın.
Şimdi puanlarınızı toplayın. 70'ten yüksekse bravo! Müthiş cesursunuz. Hatta bu kadar cesaret biraz fazla. Başınıza dert açabilir. Puanlarınız 50'den 69'a kadar ise çok iyisiniz. 50'nin altına düşmüşse biraz cesaret canım! Korkmakla hiçbir meseleye çözüm bulamazsınız!
Hoca Nasreddin'in biri bir gün
Neden Kalkamıyormuş?
Nasreddin Hoca damdaki kardan kayıp yol ortasına düşüp kalakalmış.
Yoldan geçenler toplanıp Hoca'nın halini sormuşlar:
"Efendim size ne oldu? Neden kalkmadan yatıyorsunuz?"
"Neden kalkmadığımı bilmek mi istiyorsunuz. Kendiniz bir zahmet dama çıkın ve aşağı atın da görün. O zaman benim kalkmama yardımcı olmak aklınıza gelir."
Masal
Kardan Masal
Dört mevsim varmış. Hepsi birbiriyle arkadaşmış. Bunda bilmeyecek ne varmış? İlkbahar, yaz, sonbahar, kış. Hepsinin güzelliği de telaşı da farklı farklıymış. Hepsinin yeri aranırmış. Aa, yine gelmiş kış! Bütün çocuklar sevinç çığlığı atmış. Kış, soğuk soğuk bağırmış:
-Haydi çocuklar oyuna,
Kimse söylenmesin soğuğuma."
Ah bir de yollar kapanmasa. Arabalar kaymasa. Herkesin sıcak bir evi, sıcak ayakkabıları, sımsıcak kıyafetleri olsaymış. Yoksullar unutulmasaymış. İyilerin eli eksik olmasın. Kışı bile ısıtırlarmış.
Çocukların gözü gökyüzünde, kar yağdı yağacak!
Her bir tanesini bir melek indirecek!
Kar yağacak, melek yağacak!
Gökyüzünden yağmaya hazırlanan kar tanelerinden biri arkadaşlarına seslenmiş:
-Çok üşüdüm. Çocukları sımsıcak tarhana çorbasını içerken görsem de içim ısınsa.
Bir başkası:
- Çocuklar beni kartopu yapıp oynasa.
Diğer biri:
- Ben de kardan adam olmak isterim. Burnumuza havuç takılsa. Fotoğraf çekinsek çocuklarla.
Sesler çoğalmış. Diğer kar taneleri de hayallerini sıralamaya başlamışlar:
- Yere düşer düşmez erisem. Eriyip su olmak da güzel. Su herkese hayat verir nasıl olsa.
- Ben dua eden bir çocuğun ellerine yağsam. Ellerini okşasam.
- Ben suluboyaya düşsem, çocuk su yerine beni kullansa. Güzel bir çocuk resminde yaşasam.
- Kitap okuyanları görsem camlardan.
- Ben de kardeşleriyle güzel güzel oynayanları. Anne, babasına saygılı davrananları.
- Kış hep iyilik ister. Yardımlaşma, dayanışma olsun ister. Karşılıksız iyilik yapanlara şahitlik etsem.
- Küçücüğüz ama yakından bakılınca eşsiz bir kristal taneciğiz. Bu güzel şeklimle bir çocuğun hayalini süslesem.
- Ağaçların kış çiçeği olsam.
- Resim dersinde resmimi çizen çocuğa göz kırpsam.
- Yoksullara umut olsam.
Kar tanelerinin hayali biter mi? Onlar hayallerini sıralaya dursun her biri yere düşmeye başlamışlar bile. Her hayal, bir duaymış. Her biri istediğine kavuşmak için yol almış.
Üşüyen kar tanecikleri, tarhana çorbası içen çocukları görünce ısınmışlar. Kimileri kartopu, kimileri kardan adam olmanın keyfini çıkarmış. Çocuklarla, büyüklerle bol bol resim çekinmişler. Eriyip su olmak isteyen kar taneleri bir gün beklemek zorunda kalmışlar.
Bu harika kristaller, dua eden çocukların ellerini okşamışlar. Suluboyayı karlıboyaya çeviren karlara da ne demeli? Onlar da çocuk resimlerinde yer almanın sevincini yaşamışlar.
Kimi karlar, ağaçların kış çiçeği olmuş, kimi umut, kimi hayal süsleyicisi.
Evlerin camlarından neler görünüyormuş neler? Uslu duranlar, yaramazlık yapanlar, iyilikler , kötülükler, yapılmamış ödevler, buruşuk mendiller, yırtık defterler, israf edilmiş kalemler daha neler neler...
Kar taneleri en çok kitap okuyanları, birbirleriyle güzel geçinenleri, karşılıksız iyilik yapanları görünce mutlu olmuşlar. Bir de kardan adam ve kardan masal olduklarında mutlulukları gerçekten görülmeye değermiş.
Zekiye ÇOBAN
Kelime kelime dinimiz
AHİRET: Ölümden sonra başlayan ve sonsuza kadar devam eden hayata verilen isim.
ÖLÜM: Ruhumuzun bedenimizden ayrılışıdır. Yer değiştirmedir. Ölen insanın vücudu çürür ama ruhu ölmez, ruhlar alemine gider. Kısacası ölüm sonsuz hayatın başlangıcıdır.
ECEL: Ölüm vaktidir. Her canlının eceli bir sebebe bağlanmıştır.
KABİR: Ölen insanların gittiği ve kıyametin kopmasına kadar kaldıkları yer.
Kabir, ya Cennet bahçelerinden bir bahçe ya da Cehennem çukurlarından bir çukur olur. Yani insan dünyada yaptıklarına göre orada ya mükafat, ya da ceza görür. Kabirdeki hayat kıyamete kadar devam eder.
Sizden Gelenler
Kar Yağdı
Kar yağdı
Her taraf bembeyaz
Çocuklar dışarı çıkmıyor
Sanki çocuklar için
Hayat duruyor.
Kar yağdı
Kuşlar yem aramaya başladı
Ama bir şey bulamadı
Sanki kuşlar için d hayat durdu.
Ruyor.
Kar yağdı
Ağaçlar çırıl çıplak...
Yaprakları yok
Yapraksız ağaçlar için de
Hayat
Yeniden başlamak üzere
Duruyor...
Ali Öztürk, Malatya
Bu kadarı da fazla
Baba, oğlunu dikkatle süzerek sordu:
"Yanılmıyorsum, o benim kravatım değil mi?"
"Evet babacığım."
"Dur bakayım, giydiğin gömlek de benim olsa gerek."
"Evet babacığım."
"Kemer de mi benim yoksa?"
"Evet babacığım."
"Yok... Bu kadarı da fazla."
"Ama babacığım. Kemeri takmazsam pantolonum düşer."
İsmet Çam, Adıyaman
Mehmedim
Coşkun akan seller gibi
Fırtına ve yeller gibi,
Ateş saçan eller gibi
Vur kahraman Mehmedim vur.
Çelik sinen sana kalkan,
Ay yıldızın ister alkan,
Önün Yunan, arkan Balkan,
Vur kahraman Mehmedim vur.
Berrin Dağ, Afyon
Bizden Size
Sevgili arkadaşlar;
Yeni yıla yeni ümitlerle girdik. Yeni yılı kutlama ve eğlenceyle geçirmek yerine, daha sakin ve olgunlukla karşıladık kuşkusuz.
Noel Baba diye ekranlardan sevimli gösterip bizim kültürümüze yamamaya çalışan azınlık bir grup var. Bizi kendilerine benzetmek için var güçleriyle çalışıyorlar. Biz ise kendi kültürümüzden, özümüzden kopmadan bildiğimiz yoldan gitmeye devam edeceğiz.
Gözlerinizdeki nur hiç sönmesin, Allah'a emanet olun!


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: DAVUT ŞAHİN / Türkiye
Etiketler:



