Anne babalar "çocuk okulda olup bitenleri bize anlatmıyor, bizimle konuşmuyor dışarıda neler olup bittiğini bilmiyoruz diyorlar. Ancak çocuğun kendini iletişime neden kapadığını neden aileyle arasına soğuk duvarlar ördüğünü düşünmüyorlar.

Şu bir gerçek ki, çocuklar ebeveyninin kendisine değer verdiğini ve konuştuğunda dinlediğini, kendisini anlayabildiğini düşünen çocuk, duygularını aileyle paylaşmaktan kaçınmaz. Buna karşın, sözünün dinlenmediğini, suçlandığını ve kendisine değer verilmediğine inanan çocuk kendini iletişime kapar, konuşmak istemez...

Yani, büyüklerin çocukları dinlememeleri ve ciddiye almamaları anne baba ile çocuk arasındaki iletişimi baltalıyor. Bu durumda aileler çocuklarının söylediği hiçbir şeyi gereksiz görmemeli ve onun sözüne değer vermelidirler. Çocuk konuşmak istediğinde onunla konuşmalı, duygularını paylaşmalı ve sen değerlisin seni dinliyoruz ve anlıyoruz duygusunu hissettirmelidirler.

Annelik taraflarını geliştirebilirler

Bir anne ağlamaklı gözlerle soruyor. "Dün çocuğum kardeşini itti, yemek yemedi, acaba ruhsal bir sorunu mu var? Ne yapmam gerekiyor? diyor. Diğer anne telaş içinde "8 yaşındaki kızının sessiz sakin bir yapıya sahip olduğunu anlatıyor ve bir uzmandan yardım almak istediğini" ifade ediyor. Başka bir anne ayağa kalkıyor ve "benim yedi yaşında bir oğlum var, çok hareketli ne yapabilirim?" diyor. Annelerin çocuklarıyla ilgili duyarlılık göstermeleri ve onların sorunlarıyla ilgilenmeleri örnek bir davranış. Ancak burada annelerin annelikle ilgili yeteneklerini rafa kaldırarak her şeyi uzmandan beklediklerini ve işin kolayına kaçtıklarını görüyoruz. Kimi anneler bunu "ben iki çocuğum için de yardım aldım" diye ifade ederek bir övünç meselesine çevirebiliyor. Ya da anneler arasında küçük sorunlar dahi abartılarak anlatılıyor ve kadınlarımız çocuklarıyla ilgili çözebilecekleri küçük sorunlarını bile uzmana taşıyarak işin kolayına kaçıyorlar. Yani modern anne, yeteneklerini mevcut donanımlarını devredışı bırakarak, "çocuğun yüzü asıktı, çocuk haraketli, çocuk çorap giymiyor, bugün yüzünü yıkamadı" gibi küçük sorunları için dahi uzmandan gelecek sihirli bir değnek bekliyorlar. Elbette, çocuklarımızda uzman yardımını gerektirecek bir sorun varsa yardım almaktan kaçınmamalı ve bu konuda elimizden geleni yapmalıyız. Ama ebeveynlerimizin sudan meselelerle ilgili de yardım arayışına çıkmaları anlaşılır gibi değil. Mesela o gün çocuğun yüzü asık ve kardeşini ittirdi diye anne ciddi bir çözüm arayışına çıkıyor ve çözüme ulaşamadığında da panik yapıyor. Oysa bu çocuğun sadece o gün yaptığı bir davranış olabilir. Ya da çocuk kardeşiyle kavga edebilir. Bu konuda anne, iki kardeşin arasını bulabilir ve onları uzlaştırabilir. Anne bunu yapabilir. Ama anne yapmıyor çocuğu alıp yardım uzmanına götürüyor, uzmanın tavsiyelerini de dikkate almayınca "gittim faydası olmadı" deyip daha fazla kaygılanıyor.

Eskiden annelerimizin yardım alma imkanı yoktu ve onlar kendi gayretleriyle çocukların sorunlarına çözüm getiriyorlardı. Bir arada yaşayan kardeşler zengin bir paylaşım ruhuyla büyüyorlardı. Kayınvalidem çocuklarını büyütürken yaşadığı zorlukları anlatır ve onların kavgalarını kendi yöntemleriyle ortadan kaldırdığını ifade eder: Mesela kardeşler arasında olan bir kavgayı şöyle anlatmıştı: "Bazen çocukların dördü birden kavga ederdi ve birbirlerine vururlardı, onları tek tek dinlerdim sonra da, sorun kimden kaynaklanıyorsa diğerlerinden özür dilemesini isterdim. Çocuk kardeşlerinden özür dilerdi sonra onların sevdiği böreği yapar balkonda sofra kurardım. Hep beraber böreklerini yerler ve oyunlarıyla ilgili sohbet ederlerdi. Çocuklarım büyüdüler asla birbirlerini kıskanmadılar..."

Anneler gün içinde çocuklarının küçük sorunlarını kendi yöntemleriyle çözebilirler. Kardeşler arasındaki kavgalar, kurallara uyma konusundaki aksaklıklar, yemek seçme... vb. durumları kendi düşüncelerini kullanarak ortadan kaldırabilirler. Bu onların annelik taraflarının gelişmesini ve çocuklarını daha yakından tanımalarını sağlar. Ancak uzmanın görmesi gereken bir durum olduğunda da yardım almaktan kaçınmamalıdırlar.

Birkaç söz

Ön yargılardan uzak duralım

Soğuk ve donuk görünen insanlardan uzak kalmaya çalışırız. Onlarla hiçbir şekilde arkadaş olamayacağımızı düşünür ve uzaklaşmaya çalışırız. Ancak bu kimselerle bir arada kaldığımızda ve onları daha yakından tanıdığımızda aslında hiç de öyle olmadıklarını görürüz. Ama ön yargılarımız bizi yanıltır ve insanlardan uzaklaştırır. Unutmamalıyız ki hiçbir şey uzaktan göründüğü gibi değildir. Gördüğümüz şeye yaklaştığımızda ve onu tanıdığımızda düşüncelerimizin doğru olmadığını görürüz. Bu nedenle ön yargılardan mümkün olduğunca uzak duralım...

Muhabir: Haber Merkezi