Bir tarafta Öcalan var. Dışarı çıkmak istiyor. Çıkabilmesi için tek aracı ise PKK. PKK ne kadar terör yaparsa ve uzantıları ne kadar sokakları ve Meclis‘i gererse Öcalan‘ın pazarlık gücü o kadar artıyor.

Dört duvar arasında bir adam olarak Öcalan‘ın silah dışında bir başka gücü yok. Eğer terör biterse, Öcalan da biter. Bu nedenle Öcalan siyaseten var olduğu sürece terör de olacak.  Peki ya Öcalan dışarı çıkarsa, terör o zaman bitecek mi? Hayır, o zaman da bitmeyecek. Çıkabilirse Diyarbakır‘a yerleşecek ve evini ‘Kürtçülüğün kabesi‘ haline getirmeye çalışacak. Fakat silahlardan asla vazgeçmeyecek. Çünkü dünya âlem biliyor ki silahsız bir Öcalan‘ı değil Türkiye, Osman Baydemir bile takmaz.

Kısacası Kürtçü siyasette Öcalan tek irade olduğu sürece PKK da hep olacak. Bu çerçevede özerklik tartışmalarında da Öcalan düğmeye bastı ve BDP ile DTK iki koldan toplumu germeye başladı. Söylediklerinden çok söyleme şekilleriyle toplumdaki tüm radikal uçları ortaya aktif hale getirdiler. İnsanlar gerildi, sabırlar zorlandı.  Hafta sonu ise PKK‘nın diğer bir kolu İstanbul‘da Neron saldırılarına başladı. 30‘dan fazla araç PKK militanlarınca kundaklandı...

Sokakları ateş topuna çevirme stratejisinin bir ayağı da şehirlerde Taksim‘dekine benzer intihar saldırıları düzenlemek. Eğer Polis ve Jandarma engellememiş olsaydı eylemsizlik denilen şu dönemde bile İstanbul‘un çeşitli yerlerinde en az birkaç bomba patlatılmıştı...

Kimi basına yansıyor, kimi ise yansımıyor, PKK yoğun bir hazırlık içinde. Şehirler arasında kuryeler gidip geliyor. Dağa silah, şehirlere patlayıcı yığmaya çalışıyorlar. Devlet ise bazı teknik sorunlar nedeniyle teröristle istediği gibi mücadele edemiyor. Hal böyle olunca da mecburen en zor ve tehlikeli olanı deniyor. Namlunun ucunda bölgeye ekmek, yol, su, hastane, okul, kültürel ve sosyal haklar götürmeye çalışıyor. Bir yandan teröristi oyalamaya çalışıyor, diğer taraftan yatırımların  bir an önce sonuç vermesi için dua ediyor.

Derin çeteler ise bu tablodan çok memnun. Hükümetin kendi eliyle kendi kuyusunu kazdığını düşündüklerinden, PKK‘nın biran önce ülkeyi kana bulamasını ve böylece iktidarın seçimleri kaybetmesini bekliyorlar. Derin mahfillerin takvimi ile Öcalan‘ınki bire bir tutuyor. Bu nedenle PKK bu dönemde ummadığı dostlarından yardım alabilir.  Haziran‘a kadarki dönem, özellikle Mart-Haziran arası çok kritik. Mart‘a kadar siyaset ve toplum daha çok gerilecek. Şiddet sokaklara taşınmaya çalışılacak. Mart‘tan sonra ise dağlarda terör saldırıları başlayabilir. Böylece üçüncü safhaya geçilmiş olacak. Basılan karakollar, karışan sokaklar ve tüm bunlar karşısında yeterli önlemleri alamamış gösterilen hükümet seçim öncesinde çaresiz bırakılmaya çalışılacak. Öcalan‘ın hesabına göre ‘çaresiz kalacak hükümet‘, kendisine mahkûm olacak...

PKK ve dostlarının planı aynen böyle. Önce toplumu ve siyaseti ger, ardından sokakları ve dağı ateşe ver, böylece pazarlık masasına otur... Bu planda iki dil ve demokratik özerklik ise asıl niyeti perdeleyen bir kamuflajdan ibaret.

Sedat Laçiner STAR

Muhabir: Haber Merkezi