Islak mı kuru mu, doğru mu yalan mı diye tartıştığımız, ihbarcı subay adıyla gazetelere yollanan yarısı da deli saçması olan, yalan olduğu ortaya çıkan bilgilere bakın. Her biri bir muhtıra değil mi? Bu bilgileri kim yolluyor?..

Bir komplo teorisi olarak da değerlendirilebilir. Akla yakın bir senaryo da denebilir. Ya da bir kurumu yıpratmaya yönelik adımların ters tepmesi olarak da görülebilir. Fikrim şudur; Türkiye‘de son bir yıldır hemen her gün askeri muhtıra veriliyor, farkında mısınız?

Son resmi muhtıra tarihi 27 Nisan 2007... O gün Genelkurmay Başkanı sert bir üslupla 23 Nisan törenlerinde yaşanan din eksenli görüntülerden rahatsızlığını dile getirdi ve yayınladığı bildiride özetle "Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk‘ün, ‘Ne mutlu Türküm diyene!‘ anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti‘nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır. Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir" denildi.

Islak mı kuru mu, doğru mu yalan mı diye tartıştığımız, ihbarcı subay adıyla gazetelere yollanan yarısı da deli saçması olan, yalan olduğu ortaya çıkan bilgilere bakın. Her biri bir muhtıra değil mi? Bu bilgileri kim yolluyor?

Neden-sonuç yöntemiyle bir yargıya varabiliriz ama kesin olarak hangi odaklar tarafından bu bilgilerin dizayn edildiğini bilemeyiz. Ancak asker resmi görüş olarak ifade etse, hepimizin ayağa kalkacağı metinler aslında askerin olaylar hakkında ne düşündüğünü ve neler planladığını hatırlatıyor.

Genelkurmay bu metinleri yalanlıyor ama ne fark eder ki, pek çoğumuz biliyoruz ki asker böyle düşünüyor. Ve her seferinde Genelkurmay tarafından yapılan yalanlamalarda, "Askerin kararlı duruşu hiçbir zaman değişmeyecektir" deniliyor.

Askerin kararlı tutumundan ne kastedildiğini tekrarlamaya gerek var mı?

Yani anlayacağınız, kaynağı belli değil ama son tahlilde askeri muhtıra sayılabilecek görüş, eylem planı, resmi olmayan bir şekilde topluma yediriliyor. Ve gizli savaşın iki odağı olduğuna dair inanç giderek artıyor: Bir yanda asker, diğer yanda iktidar...

Muhtıra verilse, 7‘den 70‘e herkes tepki gösterecek. Elbette şu anda olup bitenleri, askerin yıpratılması amacıyla yapıldığını düşünen insanlar var. Haklı olabilirler ama sonuçta toplum ikiye bölündü. Demokratik standartların yükseltilmesi gereken bir çağda, bu ülkede darbe olasılığının zayıf olmadığına yönelik bir algı yaratıldı. Kendi başına buyruk bir avuç asker emeklisi ve vatanı bizim adımıza kurtarma sevdalısı insanın karanlık eylemlerinden kurtulma fırsatı yakaladığımızı sanırken hedef tahtasına Genelkurmay yerleşti veya yerleştirildi.

Başbakan Erdoğan bile çıkıp, "Benim ordum, benim Genelkurmay Başkanım asla ve asla demokrasi dışı oluşumlara izin vermez" demiyor. Tam tersi "Islak imza düğümü çözecek" diye Genelkurmay‘ın merkezinde komplolar hazırlandığını ima edebiliyor ve kaosu derinleştiriyor. Siyaset bölündü, toplum bölündü, hukuk bölündü, üniversiteler bölündü, medya bölündü...

Ben Genelkurmay‘ın yerinde olsam, artık öyle internet sitelerine açıklamalar filan koymam. Muhtıra vermem. Yazarım bir metin. Canımın istediği ifadeyi kullanır, bir ihbarcı subay adıyla medyaya gönderirim. Nasıl olsa kimin yaptığı asla ortaya çıkmaz. Çıksa bile herkes inanmaz. Ama maksat hasıl olur!

Karmaşa, belirsizlik ve kaos yaratmak isteyenler sonunda başardı bence...

Muhabir: Haber Merkezi