ÖĞDER‘in konuğu olan iki eğitimci Profesör Azra Kianinejad ve Yusuf Progler, emperyalizm kıskacında eğitim ve dünyadaki ahlaki çöküşü anlattı.

Şuurlu Öğretmenler Derneği‘nin (ÖĞDER) düzenlediği uluslar arası konferansta, dünyaca ünlü iki eğitimci profesör Türkiye ve dünyadaki batıcı modern okul sistemi ile yüzyıllık eğitim sürecinin nesilleri nereye sürüklediğini masaya yatırdı.  Başkent Öğretmenevi‘nde gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak davet edilen Japon Ritsumeikan Asya Pasifik Üniversitesi Öğretim Üyeleri İran asıllı Prof. Dr. Azra Kianinejad ve ABD asıllı Prof. Dr. Yusuf Progler, dünyadaki çöken modern eğitim ve ahlak sistemi ile Batı‘dan bağımsız yeni bir eğitim sisteminin nasıl oluşturulması gerektiğini anlattılar.  Eğitim camiasından yoğun bir katılımın gerçekleştiği konferansa, Saadet Partisi YİK Başkanı Oğuzhan Asiltürk, ÖĞDER Genel Başkanı İsmail Hakkı Akkiraz, ÖĞDER Ankara Şube Başkanı Numan Gökmen, dernek yöneticileri ve üyeleri büyük ilgi gösterdi.

Modern okul niye çöktü?

‘Modernizm Ahlakı ve Değerlerimiz‘ konulu konferansta çarpıcı bilgiler aktaran Prof. Dr. Azra Kianinejad, dünyada şu anda eğitim sisteminde ve yeni nesillerin ahlaki değerlerinde büyük bir kriz yaşandığını söyledi.

"Geçmiş 10 yıla baktığımız zaman ekonomik, kültürel ve etnik farklılıklara rağmen, bu krizin bütün ülkelerde yaşandığını görüyoruz" diye Kianinejad, zenginlik, yoksulluk, din farklılığı, kültür farklılığı gibi etkenlere rağmen bütün ülkelerde aynı ahlaki sorunun yaşanmasının oldukça dikkat çekici olduğunu vurguladı.

Bu nedenle çözüm için öncelikle sorunun iyi teşhis edilmesi gerektiğini açıklayan Kianinejad, modern eğitimin geçmişi ve geleceği ile birlikte özelliklerine bakmak gerektiğini vurguladı.  Modern eğitimin ‘sanayileşmiş topluma uygun insan yetiştirme ve ulus devletleri güçlendirmeyi‘ amaçladığını kaydeden Kianinejad,  2. Dünya savaşından sonra ABD, Japonya, Türkiye ve İran dahil bütün ülkelere bu anlayışın hakim olduğuna dikkat çekti. Kianinejad, "Bugün, insanlar çocuklarını neden okula gönderiyor? İyi bir iş ve prestijli bir meslek sahibi olması için. Eğitim sisteminde, bu amaca ancak yüzde 20‘lik bir kısım ulaşıyor. Bu nedenle aileler, rekabetçi bir ortamda kendi çocuğunun gurubun en iyisi olmasını istiyor. Peki, geriye kalan yüzde 80‘lik grup ne olacak?" diye konuştu.

Bizim temelimiz var

Kalan yüzde 80‘lik kesimin içinde bulunduğu durumun ahlaki eğitim sorununun ortaya çıkmasına neden olduğunu kaydeden Kianinejad, "Dini ve insani değerler, bizim en temel değerlerimizdir. Bireyin kendisini yerine toplumun birlik ve beraberliği ön plana çıkarır. Başkalarının iyiliği ve başarısı da önemlidir. Dolayısıyla modern okullarda, çocuklar bu temel değerlerin tam tersi bir anlayışla yetiştiriliyor" dedi.

İslam toplumlarında eğitim ve ahlaki gelişim konusunda çok güçlü bir temel bulunduğunu anlatan Kianinejad, "İnsanlar çocuklarını Kuran ahlakı ile eğitiyorlar. Çocuklarının, dini ve kültürel değerleri öğrenmesine önem veriyorlar. Bilgiyi, daha çok mutlu olmak amacıyla  alıyorlar. İşi ve mesleği ne olursa olsun hiç önemli değil. Medrese eğitimi, iş bulmayı değil temel insani bilimleri öğretmeyi hedefliyordu" diye konuştu.

Yüzde 80‘i başarısız bir sistem

Modern okullarda bir seçme ve sıralama sisteminin uygulandığını işaret eden Progler, "Yüzde 1, 2, 5,10 gibi dilimler. Sınavda, 92.4 puan alan koleje giriyor. Ama 92.3 olan ise giremiyor. Başarısız kabul ediliyor. Bu çok saçma. Çok sayıda başarısızlık var. Öğrencilerin yüzde 20‘si başarılı, yüzde 80‘i başarısız. Bu nasıl bir sistem?" dedi.

Asıl sorunun batının bilgi ve eğitim sisteminin silah zoruyla değil isteyerek alınması olduğunu kaydeden Progler, "Emperyalizmi kendi elimizle çağırıyoruz. Kimse Mc Donalds‘a silah zoruyla gitmeye zorlanmıyor. Birçok ebeveyn, çocukları Harvard ve Oxford‘a gitsin diye can atıyor. Herhangi bir akademik alana bakın. Hep batı bilgisi. Ülkelerimiz bağımsız değil mi? " diye konuştu.

Batıda okulların ticari işletmelere dönüştürüldüğünün altını çizen Progler, çöken modern okul sistemine karşı alınması gereken tedbirleri, 3 maddede şöyle özetledi: "1-Batı orucuna girmemiz gerekiyor. Batıdan nefret etmek, kaçmak için değil. Kendimize dair bir şeyler öğrenmek için. Bir yıl, olmuyorsa 6 ay, olmuyorsa 3, olmuyorsa bir ay. Yönünüzü başka yöne çevirin. 2-Aileniz, cemaatiniz, yöneticileriniz ve ilgili kim varsa, okulların nasıl olması gerektiği yönünde diyalog kurun. Yerel tartışma yapın.3-Global, bir takım ağlara katılın. Bir sonraki makalenizi, denemenizi ABD‘de değil Çin veya Endonezya‘da yayınlayın. Yani global, bir alternatif bulun".

"Batı orucunu girmeliyiz"

‘Emperyalizmin Kıskacında Eğitim‘ konusunda konuşan Prof. Dr. Yusuf Progler ise, çok önemli tespitler yaparak, batı tipi eğitime karşı alınması gereken tedbirleri anlattı.  Dünyanın çeşitli ülkelerine yaptığı seyahatlerde herkes gibi ulusal anıtlar yerine okulları ziyaret ettiğini söyleyen Progler, "Gördüğüm şey şu. Bütün okullar aynı. Okul binaları, teknolojileri, zamanlamaları, çalan zilleri, kategorizasyonları bile aynı" diye konuştu. Modern okulların ‘insanları ulus devlete entegre etme ve okulu bitirip iyi bir ekonomik kazanç sağlama düşüncesini oluşturmayı‘ amaçladığına işaret eden Progler, "Ama şimdi bu hedefler kalmadı. Milliyetçilik geldi, geçti. Ekonomiler bir bir çöküyor. Bu okulların miadı dolmuş. Çünkü bir amaçları kalmadı" diye konuştu.  İnsanlara sorulduğu zaman çocuğunun okulunda öncelikle ‘temizlik ve güvenlik‘ istediğini kaydeden Progler,  ancak velileri biraz zorlayınca ‘okulun, kendi çocuğunun diğer çocuklardan akıllı olduğunu göstermesini‘ istediğine işaret etti.

Muhabir: Haber Merkezi