Memur-Sen'e bağlı sendikaların kongre heyecanı bu hafta sonu yapılacak olan Eğitim Bir-Sen, Bem-Bir-Sen ve Birlik Haber-Sen kongreleri ile sona erecek.
Memur-Sen'in son yıllarda kamu sendikacılığının yükselen yıldızı haline gelmesinden dolayı sendika kongreleri bir yarış havasında geçti. Farklı listelerin yarıştığı kongrelerde güven tazeleyen yönetimlerin yanı sıra görev değişimi yaşanan sendikalar da oldu. Memur-Sen kadroları, kongre heyecanının ardından hizmet kollarındaki yetkili sendika sayısını artırmak için alanlara inecek.
Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, demokrasi şöleni halinde geçecek genel kuruldan sonra da genel yetkili sendika olmak için çalışmalarını artıracaklarını söyledi. Yurt genelinde örgütlü, 170 bini bulan üye sayısıyla eğitim hizmet kolunda 'Genel Yetkili Sendika' olmalarının önünde bir engel kalmadığını kaydeden Gündoğdu, "Eğitim-Bir-Sen, vesayet kültürünün klasik ve modern biçimlerinden hiçbirine teslim olmadan, doğudan batıya yurdun her bölgesinde hakkın, adaletin, emeğin ve özgürlüğün savunucusu olmuştur. Gayretlerimizden biri de, eğitim çalışanlarının ekonomik sıkıntılardan arındırılarak, tüm enerjilerini eğitim hizmetine yoğunlaştırmalarını sağlamaktır. İki yıldır Milli Eğitim Bakanlığı'nda yetkili sendika olarak elde ettiğimiz kazanımlar, genel yetkili sendika olduğumuzda yapacaklarımızın bir göstergesidir" dedi.
Üyelerinin sosyal ve meslekî gelişimlerini sağlamanın yanı sıra Türkiye'nin daha demokratik, özgürlüklerin daha fazla yaşanabildiği bir ülke haline dönüştürülmesini sağlamak için de yoğun çaba sarf ettiklerini dile getiren Gündoğdu, örgüt olarak yapmaları gerekenleri iyi bildiklerini, sorumluluk alma konusunda artık hiç kimsenin duyarsız kalmasının mümkün olmadığı bir dönemde olduklarını vurguladı. Gündoğdu, şöyle konuştu: "Öncelikle insanın kendi seçimlerini yaşaması ve üretilen değerin hakça paylaşılması için mücadele başlattık. İnsan, emek, erdem, hak, adalet, medeniyet özgürlük gibi değerler üzerinden zihniyetimizi tanzim ettik. 'Yeni sendikacılık' idealleriyle kesişen bir yol izledik. Çünkü yeni sendikacılık, sınıfsal ve ideolojik hareketlerin içi boşalmış arkaik yöntemlerini çoktan terk etmiş; yerine, üyeleri için yüksek ücret, daha iyi çalışma koşulları talep ederken, aynı zamanda da iktidar mücadelesine girmeden, toplumsal bir aktör (katılımcı-çözüm ortağı) olmayı öngörmektedir. Karşı çıktığımız temel olgulardan biri de, siyasilerin ve sendikaların topluma ve kendi üyelerine yabancılaşmak pahasına, vesayetçi derin devlet-derin ideoloji merkezli hareketleri onaylamaları ve sessiz kalmaları olmuştur. Biz, hiçbir ideolojiye, sivil-asker bürokrasine teslim olmadan, bütün siyasi partilere eşit mesafede kalarak ekonomik değerin, iktidarın ve itibarın hakça paylaşılmasının mümkün olabileceğine inanarak hareket ettik. Toplum olarak, iliklerimize kadar yaşadığımız değişim ve dönüşümde nerdeyse -sivil toplum örgütleri açısından- rakipsiz kaldık. Çünkü akıllarını ideolojik bağnazlığa teslim edenlerin bu yarışta olmaları zaten mümkün değildi"
"Önemli çalışmalara imza attık"
Ahmet Gündoğdu, bugüne kadar gerek Milli Eğitim sistemini gerekse üniversitelerimizi geliştirmeye dönük pek çok akademik yayın yaptıklarını; toplantılar, şuralar, sempozyumlar düzenlediklerini; planlar, projeler geliştirdiklerini ifade ederek, şöyle devam etti: "Biz sendikacılığımızda bilgiyi işlerimize ortak etmeyi önemsedik. Yüzlerce ulusal etkinlik yaptık. Eğitimin çözüm ortağı ve paydaşı olma irademizle birçok faaliyet gerçekleştirdik. AB Sürecinde Eğitimde Reform İhtiyacı, Türk Eğitim Sisteminde Yeni Paradigma Arayışları sempozyumları; Yeni Anayasada Eğitim ve Özgürlükler paneli, Eğitim Sorunları, Öğretmen Sorunları, Öğretmenlerin Meslek Memnuniyeti, Eğitim Çalışanları Sorunları, Eğitim Çalışanlarının Yol ve Barınma Memnuniyeti, Gelecek İçin Eğitim Raporu, Türkiye'de Demokrasi Kültürü ve Siyasal Durum'la ilgili olarak Türkiye'yi temsil edecek araştırmalar, Ortaöğretim Geçiş Modeli, Ortak Bir Kimlik Olarak Ötekilik gibi birçok çalışmayı gerçekleştirdik. Uluslararası Eğitim Felsefesi Kongresi ve Eğitim-Öğretim-Bilim Hizmet Kolu Çalışanları Sorunları ve Çözüm Önerileri Şurası yaparak bir ilke imza attık. Kurduğumuz Eğitim-Bir-Sen Stratejik Araştırmalar Merkezi aracılığıyla eğitimin ve eğitim çalışanlarının sorunlarına ilişkin onlarca araştırma yaptık. 18. Milli Eğitim Şurası'nda birikimlerimizi taraflarla paylaşarak eğitim çalışanları lehine önemli kararların alınmasını sağladık. Eğitime Bakış dergisiyle akademik dünyayı eğitim çalışanlarıyla buluşturduk. 'Eğitim ve İnsani Bilimler Dergisi: Teori ve Uygulama' isimli hakemli dergiyi akademik dünyaya kazandırdık."
Bem-Bir-Sen'in sosyal denge sözleşmeleri 'model' olacak
Yerel yönetimlerde uyguladığı sosyal denge sözleşmeleri ile dikkat çeken Bem-Bir-Sen, 12 Eylül referandumu ile birlikte elde edilen toplu sözleşme düzeneğine en hazır sendikaların başında geliyor. Sosyal denge sözleşmesi nedir, yetkili oldukları belediyelerde çalışanlar adına elde edilen kazanımlar ve bu yıl hükümetle yapılacak olan toplu sözleşmeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay, sosyal denge sözleşmelerinin bu yıl hükümetle ilk kez yapılacak olan toplu sözleşmeye bir model olacağını vurguladı.
Sosyal denge sözleşmesini, belediyelerde 1994 yılından bugüne kadar çalışanlar adına aldıkları ek ücretler olarak tanımlayan Turbay, yetkili oldukları belediyelerde, başkanlarla karşılıklı oturup bu sözleşmeleri yaptıklarını bildirdi. Metropol il ve ilçelerde aldıkları ek ücretlerle küçük yerleşim yerlerinde aldıkları ek ücretlerin farklı olduğunu anlatan Turbay, bunun yanında belediye imkanlarının da önemli bir kriter olduğunun altını çizdi. Turbay, şöyle konuştu: "Ücret olarak 100 liradan tutun da 1000 liraya kadar ek ücret aldığımız yerler var. Politikamızı belediye imkânlarına göre değerlendiriyoruz. Bir de metropollerde yaşamanın bir bedeli var. Ev kirası, ulaşım hepsi ayrı ayrı maddi anlamda külfet getiriyor. İnsanlar huzurlu olmadığı müddetçe belediye hizmetlerinde de verimli olmuyor. Bunun için büyük yerleşim yerlerinde belediye çalışanlarının hayatını biraz olsun kolaylaştırmak için buralarda uyguladığımız sosyal denge sözleşmeleri farklı oluyor.
Bizim sendika olarak yıllardır uyguladığımız sosyal denge sözleşmesi 12 Eylül referandumundan sonra kamu çalışanlarının elde ettiği toplu sözleşmeye iyi bir model olacağını düşünüyoruz. Sosyal denge sözleşmeleri ile belediyelerde çok güzel kazanımlar elde ettik. İşçi sendikalarında bile olmayan hakları biz aldık"
Bu yıl hükümetle yapılacak olan toplu sözleşme düzeneğinin nasıl yapılacağına yönelik henüz yasal içeriklerin hazırlanmadığını bildiren Turbay, toplu sözleşmenin konfederasyonlar eliyle toptancı bir anlayışla yapılmasına da karşı olduklarını belirterek, "Toplu sözleşmeler işyerlerine dayalı yapılması gerekiyor" dedi. Toplu sözleşme hakkının kazanılmış olmasını önemsediklerini ancak mücadelelerinin henüz bitmediğinin altını çizen Turbay, "Toplu sözleşme olurken aynı zamanda kamu hakem kurulunun da kimlerden oluşacağı önemli.
Yasanın içerikleri hazırlandığında bunları görmüş olacağız" değerlendirmesinde bulundu.
40 bin üye ile yetkimizi tazeleyeceğiz
Mürsel Turbay, sendika olarak 5 yıldır üst üste yerel yönetimlerde yetkili olduklarını belirterek, "2011'de de inşallah 40 bin üye ile yetkimizi tazeleyeceğiz" dedi. Bem-Bir-Sen'in Türkiye'nin 81 ilinde örgütlü olduğunu ifade eden Turbay, örgütlenme mücadelesinde zaman zaman engellemelerle karşılaşsalar da hedefleri konusunda asla yılmadıklarını söyledi. 365 günün 280 günü alanlarda geçirdiklerini ifade eden Turbay, "Bunu neden böyle yapıyoruz? Çünkü tam çalışanları kucaklamaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
Örgütlenme konusunda da birçok zorlukla karşılaştıklarını dile getiren Mürsel Turbay, "Birçok belediyede sivil toplum kuruluşunun gereği yerine getirilmiyor. En basitinden yetkili sendikanın temsilcisine oda verilmiyor. Belli mücadeleler sonucunda bu odaları alıyoruz" ifadelerinde bulundu. Yerel yönetimlerdeki taşeronlaşmanın da ayrı bir sorun oluşturduğunu söyleyen Bem-Bir-Sen Genel Başkanı Mürsel Turbay, şöyle konuştu: "Belediyelerde işçi-memur statüsünde ücret dengesizliği varken şimdi yeni bir adaletsizlikle de karşı karşıyayız. Ücret adaletsizliğinin yanında yetki kargaşası da çıkmaya başladı. Kimin yetkili olduğunu, kimlerin yetkiyi elinde bulundurmak istediği çoğu zaman bir birine giriyor. Yani belediyelerde korsan yetkilendirmelerle karşı karşıyayız"
Kongrelerinin bir demokrasi şöleni içinde geçeceğini söyleyen Turbay, kongre ve yeni döneme ilişkin şunları kaydetti: "Yeni dönemde Bem-Bir-Sen'i sayısal anlamda en zirveye taşımamız gerekiyor. Önümüzdeki 3 yılda yerel yönetimlerde çalışanların yüzde 50'sini sendikamızın çatısı altında toplamamız gerekiyor. Üye olabilecek toplam çalışan sayısı 93 bin civarında. Biz şu anda 40 bin civarında sayıya ulaştık."
Birlik Haber-Sen, ayakları yere basar hale getirildi
Birlik Haber-Sen Genel Başkanı Ali Erdoğan, hafta sonu yapılacak olan kongrenin bundan önceki kongrelerde olduğu gibi demokrasi havası içinde yapılacağını belirterek, "Kongremizde kazanan ve kaybeden olmayacaktır. Kazanan Birlik Haber-Sen olacaktır" dedi. PTT, TRT ve Basın İlan Kurumu'nda sendikal mücadele verdiklerini bildiren Erdoğan, çalışanların Birlik Haber-Sen'e olan ilgisinin son günlerde arttığını söyledi. Üye sayılarının 6 bin 500 olduğunu bildiren Erdoğan, göreve geldikleri 2008'e göre üye sayılarında yüzde 50'lik bir artış sağlandığını anlattı.
Birlik Haber-Sen'in zor günler geçirdiğini ancak şuanda düze çıktığını ifade eden Ali Erdoğan, "Ayakları yere basan, kendisine olan öz güveni, teşkilatlarını en güzel yerlerde ağırlayabilecek bir noktaya geldi. Delegelerimizin karşısına çıkarak bir dönem daha yetki isteyeceğiz" dedi.
Mektup sayısına göre iş yükü belirlenmeye çalışılıyor
Hizmet kolunda özellikle PTT'te son günlerde önemli bir sorun yaşandığını bildiren Ali Erdoğan, "Daire başkanlarının masa başında belirledikleri kriterlerin uygulanması için bir dayatma ile karşı karşıyayız" diye konuştu. Postacıların iş yükünün ağırlaştırılmak istendiğini dile getiren Ali Erdoğan, "Varoş diye tabir ettiğimiz gece kondu mıntıkasına giden bir arkadaşımız 20-30 mektubu akşama kadar zor dağıtıyor. Ama şehir merkezinde 150 tane mektubu belki bir saatte dağıtabiliyor. Dağıtım alanına göre iş yükü belirlenmesi gerekirken, mektup sayısına göre belirlenmeye çalışılıyor" diye konuştu.
Bu kondu PTT Genel Müdürü Osman Tural'a sıkıntılarını ilettiklerini açıklayan Ali Erdoğan, "Bir postacının dağıtım yapacağı alan da götüreceği mektup sayısı da belli. Mektup sayısına göre değil kişinin dağıtım alanına göre iş yükü belirlenmesi gerekiyor. Sayın Genel Müdür Osman Tural'a bu taleplerimizi ilettik. Taleplerimizin dikkate alacaklarını söyledi. Bu hatadan biran önce vazgeçilmesi gerekiyor. Yoksa dayatma ile sorun çözülemez, daha da büyür" uyarısında bulundu.
Öte yandan PTT'de ciddi bir istihdam sorunu yaşandığını da vurgulayan Erdoğan, "İş hacmi yükseldi ama buna karşılık istihdamda bir artış sağlanmadı" dedi. Çalışanların ücretlerinin de diğer kamu çalışanlarının çok gerisinde kaldığını da bildiren Erdoğan, yeni dönemde çalışanların haklarının iyileştirilmesi konusunda ciddi mücadeleler ortaya koyacaklarını söyledi.
PTT'nin A.Ş yapılmak istendiğini de anımsatan Erdoğan, bunu özelleştirmenin ilk adımı olarak gördüklerini belirterek, "PTT, A.Ş yapılmak isteniyor. A.Ş'yi özelleştirme olarak görmüyoruz ama bunun ikinci adımı özelleştirmedir. Bundan kaygılıyız. Sendika olarak çalışanların aleyhine olacak hiçbir oluşuma destek olmayacağız. Bunu gazeteniz aracılığı iletmek istiyorum. Kimse bizden kazanılmış haklarımızı geriye götürecek bir çalışma beklemesin" dedi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Sadettin İnan / Ebubekir Gülüm / Türkiye
Etiketler:



