Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. Saadettin Ökten, medeniyet değerlerinin bir uzlaşı mutabakat kültürü içinde oluştuğunu, bunların korunması için bir iktidar ve irade gerektiğini, günümüzde iktidarın bulunduğunu fakat iradenin olmadığını söyledi.
Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG), Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi‘nde "Tarihi ve Kültürel Mirasın Korunması; Şehirlerin Kimliği ve Geleceğe Taşınması başlıklı bir panel düzenledi. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Yenikapı Mevlevihanesi Yerleşkesi Konferans Salonu‘nda düzenlenen panelde Şehir ve Tarihi Mirasın Geleceğe Taşınması başlıklı bir sunum yapan Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyeti Üyesi Prof. Dr. Saadettin Ökten, bir toplumun resmine bakıldığında o toplumun kültürü hakkında çok net fikirler verdiğini söyledi. Medeniyet tasavvurlarının şehre yansımasıyla şehir kültürünün oluştuğunu ifade eden Ökten, kültürlerin şehir üzerindeki etkilerinin ise değişken olduğunu belirterek şunları söyledi: "Her şehir dönüştüğünde o toplumun hayatında bir sayfa açılır.
Şehir kültürü denince ilk akla gelen de Bağdat‘tır. Bağdat 9. Ve 12. asır arasında Bağdat olmuştur. Örneğin Paris dönüşen bir şehirdir. Medeniyet meselesi her zaman kimlik meselesidir. Medeniyet değerleri bir uzlaşı kültürüdür. Bunun korunması için de iktidar ve irade gerekir. Günümüzde iktidar var, fakat irade yok. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Tarihi mirastan kasıt, özgün olanıdır. İstanbul‘un bütün Suriçi tarihi bir mirastı. Bu mirası 1960-70‘lere kadar çaktırmadan yedik. Tarihi mirasta özgünlüğe dikkat edilmeli. Bir medeniyet insanı inşa eder, insan da şehirleri inşa eder. Değerin peşinde olmayan, şekli biçimi de koruyamaz" dedi.
İSTANBUL SİLUETİNİN KORUNMASI LAZIM
Marmara Üniversitesi İstanbul Araştırmaları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Bozlağan da İstanbul Nasıl Bir Küresel Şehir Olmalı başlıklı sunumunda, ekonomik, eğitim, AR-GE, sosyo kültürel ve diğer küresel şehir kriterlerini istatistikî verilerle sinevizyon eşliğinde aktardı. İstanbul‘un topografyasının dünyanın hiçbir yerinde bulunmadığını, Mimar Sinan‘ın bu topografyayı göz önünde bulundurarak eserlerini inşa ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Recep Bozlağan, günümüzde ise birçok konut projesi olarak sunulan gökdelenlerin İstanbul‘un topografyasına aykırı olduğunu, bunun da İstanbul‘un kimliğini kaybetmesine yol açtığını ve İstanbul‘un bu gidişatıyla küresel bir şehir olamayacağını ifade etti. Bozlağan; "İstanbul‘u İstanbul yapan 500-600 senelik siluetinin korunması lazım. Boynuzun kulağı geçmesine müsaade etmeyelim" diye konuştu.
500 YILDA KURULAN MEDENİYET 50 YILDA YOK EDİLDİ
Paneli yöneten MMG Başkan Yardımcısı Osman Şahbaz ise açılışta yaptığı kısa konuşmada 500 yılda kurulan bir medeniyetin yok olmanın eşiğine getirmek için 50 yıl yettiğine dikkat çekti. STK ve üniversiteler olarak "Takip eden değil, öncü olmak durumundayız!" diyen Şahbaz şunları söyledi: "Hakkı ve sabrı bugün tavsiye etmeyeceğiz de ne zaman edeceğiz? Türkiye‘de modernliğe, teknolojiye ve gökdelenlere karşı değiliz, ancak mevcut tarihi dokuya zarar verilmemeli. Betonlaşma, trafik ve nüfusun Anadolu‘dan İstanbul‘a yığılması türündeki üç facia ise, 1970‘li yıllardan beri artarak sürdü. Dünyanın en büyük açık hava müzesi olan İstanbul, yer yer akıl almaz çirkinliklerle doldu. Toplumumuzdaki, yandaşlık ve depolitize oluşumuz, maalesef insanları görüş bildirmekten çekinir hale getirdi. Yine üstad Necip Fazıl Kısakürek‘in dediği gibi; ‘Zaman bendedir ve mekân bana emanettir‘ diyebilen cesaretli, insanı inşa edebilecek nitelikte gençlere ihtiyacımız var. İstanbul‘un kimliğini oluşturan, kubbe ve minarelerdir. Sosyolojik doku, İstanbul‘un hafızası tasfiye edilmemelidir.
Zeyrek, Haydar Mahallesi, Süleymaniye halen eski kimliğine kavuşturulabilir. Meselelere nostaljik, folklorik bakmamalıyız, ilmi, irfanı, ihsanı kaybetmemeliyiz. Bizim çocukluğumuzda mahallemiz, sokağımız vardı. Fakirler ve zenginler aynı sokakta, mahallede yaşardı. Ev kişinin zenginliği ve asaletinin bir aracı olarak kullanılmazdı! Peki, şimdiki mimarimize, inşaatlarımızdaki önceliklerimiz neler?" dedi.
TARİHİ ŞEHİR KÜLTÜRÜMÜZDE KOPUK YAŞANTI YOKTU
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fevzi Yılmaz ise, Şehir Kimliği Oluşturmada Üniversitelerin Yeni Görevleri, Örnekler ve Örneklemeler başlıklı sunumunda, günümüzde sayıları her geçen gün artan site rezidans ağırlıklı yalıtılmış, temiz, düzenli üst sınıf mekanlarla gecekondu ağırlıklı, kirlenmiş ve bakımsız orta ve alt sınıf mekanlarda yaşayan insanların tamamen birbirinden kopuk yaşantısının tarihi şehir kültürümüzde bulunmadığına dikkat çekti. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsrev Subaşı da, Kent Kimliği Açısından Yakın Dönem Camilerine Bakış başlıklı sunumunda Osmanlı ve Selçuklu döneminde yapılan cami ve medreselerin taşıyla, kapısıyla, minaresi ve kubbesiyle bir bütünlük sergileyip mimari estetik sunduğunu, günümüzde halkın kıt imkânlarını birleştirerek yaptığı camilerin bu estetikten ve şehir kültüründen kopuk olduğuna dikkat çekti.
TARİHİ VE KÜLTÜREL MİRAS HALKA AÇIK KORUNMALI
Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Duman da panelin açılış konuşmasında kültürel eserler denince ilk akla gelenin mimari yapılar olduğunu, kültürel miras ve gelenekleri korumanın insanı diğer varlıklardan ayıran önemli özelliklerden biri olduğunu ifade etti. Duman, şehir ve insana duyarlı bir programa ev sahipliği yapmaktan dolayı büyük bir memnuniyet duyduklarını dile getirdi.
MMG Başkanı Avni Çebi de açılışta yaptığı konuşmada tarihi ve kültürel mirasın, cam fanuslar içinde değil, yaşama halka açık olarak korunması gerektiğini söyledi. Çebi, İstanbul, Bursa, Mardin gibi tarihi silueti bulunan şehirlerin yapılandırılmasında, kentsel dönüşüm projeleri kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘na büyük sorumluluklar düştüğünü vurguladı. Paneli çok sayıda mimar, mühendis, akademisyen ile üniversite öğrencileri takip etti.





