28 Şubat sürecinde üniversitelerdeki başörtülü öğrencilerin, inançları gereği taktıkları başörtülerini çıkartmaları için ikna odaları kurarak, öğrencilere baskı yapan Nur Serter, son açıklamalarıyla bu kadar da olmaz dedirtti. "Pişman değilim" diyerek yaptıklarını savunan Serter‘e en sert tepki mağdurlardan geldi.Timuçin Mercanoğlu

BU UYGULAMANIN MUCİTLERİNE DAVA AÇILMALIDIR

İkna odasındaki görüşme kayıtlarını sakladığını söyleyen Nur Serter‘e bir tepki de ‘Psikolojik Bir İşkence Metodu Olarak İkna Odaları‘ kitabının yazarı Gülşen Demirkol Özer‘den geldi. Özer, "Bu uygulamanın mucitlerine dava açılmalıdır. Ancak üzerinden uzunca yıl geçmiş ve henüz bir ilerleme kaydedilemediği için mağdurlar uğraşmak istemiyorlar. O günkü uygulanan yasak, yasal değildi. Üniversiteye kayıtta başörtüsüz olmak gibi bir zorunluluk olmamasına rağmen kendileri yasak uyguladılar. Kızları tek tek ikna odalarına götürüp başlarını açmaları konusunda ikna etmeye çalıştılar" şeklinde konuştu.

28 Şubat sürecinde üniversitelerdeki başörtülü öğrencilerin, inançları gereği taktıkları başörtülerini çıkartmaları için ikna odalarında baskı kuran Nur Serter, "Pişman değilim" sözleriyle pişkinlik örneği gösterdi. İkna odalarında binlerce kız öğrenciye başörtülerini çıkartmaları için baskı yapılmış, binlercesi de başörtüsünü çıkartmamak için okulu bırakmayı tercih etmişti.

BİNLERCE KIZIN TERCİHİNE BASKI YAPILDI

İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı olduğu dönemde başörtülü öğrencilere yönelik ikna odaları kuran Nur Serter, önceki gün katıldığı bir televizyon programında, sınava girerek üniversiteyi hakkıyla kazanan başörtülü öğrencilere uyguladıkları baskıyı şöyle anlattı: "Kayıt olabilmeleri için başlarını açmaları gerekiyor. Herkesin içinde, ‘kayıt olmak için başını aç‘ demek var, bir kenara çekip konuşmak var... Okumayıp üniversite kapısında kalmaları mı, yoksa o kurallara uymaları mı daha iyiydi?" İkna odaları ile ilgili olarak yöneltilen soruya "pişman değilim" yanıtını verdi. Edebiyat Fakültesi Arşivcilik bölümünü kayıt yaptıramadığı için 4. sınıfta iken üniversiteyi bırakmak zorunda kalan Nevin Öner, "Binlerce insan mağdur oldu, yaşantıları değişti. Serter pişman olmayabilir ama Rabbim onu bir gün pişman yapacaktır" diyerek tepkisini dile getirdi. Öner, Nur Serter hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak milletvekilliği dokunulmazlı olduğu için soruşturma başlatılamadı. İkna odalarıyla ilgili iki yıl önce savcılığa suç duyurusunda bulunan Öner, Serter‘in milletvekili dokunulmazlığı olduğu için soruşturma başlatılamadığını söyledi ve "bu işin takipçisi olacağız" dedi.

15 YIL SONRA ÖĞRENCİ OLDUM

Medyaya yansıyan haberlerde Serter‘in sıklıkla pişman olmadığını dile getirmesine tepki gösteren Öner şöyle konuştu: "Serter‘e göre yaptığı iş doğal. Binlerce insan mağdur oldu, yaşantıları değişti. O pişman olmayabilir ama Rabbim onu bir gün pişman yapacaktır. Zorunlu bir tercihle kimse kimsenin hayatına müdahale edemez. Ben okulu bırakmak zorunda kaldım, bazı arkadaşlarda zorla başlarını açıp okula devam etti. Ya okumayacaksın ya da başını açacaksın zulümdür. Aradan geçen 15 yılın ardından üniversiteye tekrar döndüm. Eğer ikna odaları ve başörtü yasağı olmasaydı bugün hayatım daha farklı olacaktı."

KASET HIRSIZI

İkna odasındaki görüşme kayıtlarını sakladığını söyleyen Nur Serter‘e bir tepki de ‘Psikolojik Bir İşkence Metodu Olarak İkna Odaları‘ kitabının yazarı Gülşen Demirkol Özer‘den geldi. Kendisi de üniversitede öğrenciyken başörtülü arkadaşlarına uygulanan baskılara şahit oldu, ikna odaları ve başörtü yasağıyla ilgili yaptığı araştırmayı da kitaplaştırdı.

Özer, kişilerin rızası olmadan görüntülerinin alınmasını suç olarak belirtti, Serter‘i de devletin malzemesini kendi şahsına geçirmiş olmakla suçladı. Özer, "İnsanların rızası alınmadan kamera kaydı yapılması bile suç. Nur Serter, devlet memuruydu. Devletin malzemelerini ve imkanlarını kullandı. Ama bugün kabul ettiği görüntü kasetlerini kendi şahsi malıymış gibi sakladığını söylüyor. Hem de delilleri karartmak için kasetleri yok etmekle tehdit ediyor. Ama şunu iyi bilmelidir ki, devletin malını ve imkanlarını kullanarak çektirdiği o kasetleri şahsına geçirip saklaması dahi büyük bir suçtur" dedi.

MAĞDURLAR DAVA AÇMALI

Serter‘in algılama güçlüğü çektiğini ifade eden Özer, "Bir insanın başörtülü olabileceğini algılayamıyor ve kabullenemiyor" dedi. Birçok kişinin eğitim hakkının elinden alındığını belirten Özer, "Bu uygulamanın mucitlerine dava açılmalıdır. Ancak üzerinden uzunca yıl geçmiş ve henüz bir ilerleme kaydedilemediği için mağdurlar uğraşmak istemiyorlar. O günkü uygulanan yasak, yasal değildi. Üniversiteye kayıtta başörtüsüz olmak gibi bir zorunluluk olmamasına rağmen kendileri yasak uyguladılar. Kızları tek tek ikna odalarına götürüp başlarını açmaları konusunda ikna etmeye çalıştılar" diye konuştu.

GÖRÜNTÜLERİ ÇEKMESİ DE SAKLAMASI DA SUÇ

İkna odasının kayıtlarını sakladığını söyleyen Serter, "İyi bir ortamda korunmayınca o bantlar birbirine yapışmış, kopmuş. Bir kolide duruyor" dedi. İkna odalarının somut delilleri olan bu görüntülere, kaybolmadan el konulması için harekete geçen mağdurlar ise suç duyurusunda bulundu. Ancak CHP‘den milletvekili dokunulmazlığı olan Serter‘e soruşturma açılamadı. ÖZGÜR-DER Genel Başkanı Rıdvan Kaya, "Üniversiteye giriş prosedüründe insanları video kaydına almak ve başörtülerini çıkarmaları için ikna etmek gibi bir görev bulunmuyor. İkna odası görüntülerin Serter‘de olduğu basına yansıdı. Savcılık, zaman aşımı engeli olmadan harekete geçmelidir" dedi.

DOKUNULMAZLIĞI KALDIRILMALI

İstanbul Üniversitesi‘nde uygulanan başörtü yasağının da 28 Şubat dosyasına eklenmesini isteyen Kaya, "28 Şubat‘la ilgili Ankara Savcılığı‘nda başlatılan soruşturmaya İstanbul Üniversitesi‘ndeki ikna odaları uygulayıcıları da dâhil edilmelidir. Serter, milletvekili olduğu için dokunulmazlığı var ama darbeye zemin hazırlayan girişimlerde bulunduğu için Serter‘in dokunulmazlığının kaldırılması gerekiyor" şeklinde konuştu.

Muhabir: Haber Merkezi