"Sorun mevcut durum mu, yoksa mevcut durumu ortaya çıkaran düşünce tarzı mı" diye sormanın büyük bir zaruriyet olduğunu ifade eden Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Alaattin Parlak, Kürt sorununun çözümünün askeri yöntemlere bırakılmasının oldukça yanlış olduğuna dikkat çekti.
"1980‘den itibaren bölge, hukuksuzluğun kol gezdiği, işkence, faili meçhuller ve köy yakmaların yoğun olarak yaşandığı bir yer haline geldi" diyen Parlak, Türkiye‘nin hukuka dayalı bir demokrasiye geçebilmesi için bu dönem ile ilgili yaşanan hukuksuzluklarla yüzleşmesi gerektiğini söyledi.
Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Alaattin Parlak:
Köy koruculuğu dört aşamada kaldırılmalı
Kürtlerin hem dinlerini hem de kültürlerini rahat bir şekilde yaşamak istediklerinin altını çizen Parlak, "Bunun içindir ki düzenlenen peygamber mitingine de Newroz kutlamalarına da 300 bin kişi gidiyorlar" dedi. Köy koruculuğunun zamanla yeni bir feodal yapı doğurduğunu da söyleyen Parlak, "İlk zamanlarda güvenlik güçlerine yardımcı olmak üzere oluşturulan geçici köy koruculuğunun zamanla asıl işlevinin dışına çıktı. Köy korucuları 4 aşamada kaldırılmalı ve korucular başka işlerde istihdam edilmeli" şeklinde konuştu.
Kürtlerin isteklerinin çok net olduğunu ifade eden Saadet Partisi Diyarbakır İl Başkanı Alaattin Parlak, "Hem dinlerini hem de kültürlerini yaşamak istiyorlar. Bunun içindir ki düzenlenen peygamber mitingine de Newroz kutlamalarına da 300 bin kişi gidiyorlar" dedi. Sorun diye görülen birçok hususun arka planında sorunu tanımlayan kişinin olaya bakış açısıyla ve fikriyle yakın bir ilişki olduğunu ifade eden Parlak, "Ölçü olarak kabul edilen değerlerin yanlış seçilmesi, kendi başına bir problem kaynağı. Cumhuriyet tarihinden günümüze dek yaşadığımız sıkıntılar bir anlamda bu şekilde cereyan eden olayların neticesi. Dolayısıyla yapay olarak ortaya çıkan bu sorunlar ile uğraşmak yerine, soruna kaynaklık eden sistemin "backraund"u ile ilgilenmek gerekir. Zira yüz yüze kaldığımız bireysel ve toplumsal sorunlar birer sonuçtur" dedi.
"İslâm kimliği" deformasyon geçirdi
Sadece Türkiye, Irak ve Afganistan‘da değil tüm İslam coğrafyasında yaşanan durumun "İslam kimliğinin" geçirdiği büyük deformasyonun ve etkisizleştirilmesinin bir sonucu olduğunu söyleyen Parlak, "İslami düşünüş ve anlayış canlı tutulduğu zaman dilimlerinde, bu tür sorunlar ile İslam toplumlarının karşılaşmaması rastlantısal bir durum değildir. İslam kimliğindeki çözülme beraberinde birçok sorunu da ortaya çıkarmıştır" dedi.
"Sorun mevcut durum mu, yoksa mevcut durumu ortaya çıkaran düşünce tarzı mı" diye sormanın büyük bir zaruriyet olduğunu ifade eden Parlak, "Sistem meseleyi hiçbir zaman bu düzlemde tartışmak istememiştir. Sorunu hep dışsal faktörlerle açıklayıp, inkar temeline sahip, şiddet politikasıyla önlemeye çalışmıştır. Böylesine bir çözüm anlayışının gerçekte çözüm olmadığını, tüm ülke halkı çok acı bir biçimde anlamıştır" şeklinde konuştu.
Bölgede hukuksuzluk had safhaya ulaştı
Kürt sorununun çözümünün askeri yöntemlere bırakılmasının oldukça yanlış olduğuna dikkat çeken Parlak, "1980‘den itibaren bölge, hukuksuzluğun kol gezdiği, işkence, faili meçhuller ve köy yakmaların yoğun olarak yaşandığı bir yer haline geldi. Jitem, koruculuk, özel tim ve itirafçılar gibi örgütlenmeler tamamen hukuk dışı, keyfi denetlenemeyen uygulamalarıyla bölge halkı ezilmiştir" ifadelerini kullandı. Parlak, Türkiye‘nin hukuka dayalı bir demokrasiye geçebilmesi için bu dönem ile ilgili yaşanan hukuksuzluklarla yüzleşmesi gerektiğini söyleyerek, "1980 yılından itibaren yaşanan olaylarla ilgili en üst sorumludan başlanarak, ister asker ister sivil tüm yetkililer hakkında soruşturma açılması zorunludur. Bölgede yaşananları 3-5 kamu görevlisinin işgüzarlığı gibi göstermek son derece yanlıştır" dedi.
Bölgede tarım, hayvancılık, sanayi, eğitim, turizm ve sağlığın acilen geliştirilmesi gerektiğini belirten Parlak, "Ekonomik çözümler sorunun bir ayağını oluşturuyor" ifadelerini kullandı. Kamuoyunda "taş atan çocuklar" olarak bilinen çocuklar için de acilen hukuki düzenleme yapılmasını isteyen Parlak, Biz öncelikle çocukların siyasi konulara alet edilmesine, gereksiz tartışmalara konu edilmesine ve tartışmalı konuların şantajı için kullanılmasına karşıyız. Verilen sözlere rağmen yasanın sürekli ötelenmesi bizi endişeye sevk ediyor. Ak Parti Hükümeti, verdiği sözlerin arkasında durmalı ve acilen gereğini yapmalıdır" şeklinde konuştu.
"Taş atan çocukların ailelerine destek veriyoruz"
Çocuklarla ilgili yapılacak düzenlemeden daha önemli bir konunun bulunmadığını düşündüğünü aktaran Parlak, bu nedenle mağdur çocukların ailelerince yapılan oturma eylemine destek verdiklerini kaydetti. "Hükümetin bu konuda ayak sürtmesi hiçbir şekilde kabul edilemez" diyen Parlak, "Yaşanan süreçte endişe duyuyoruz. Çocuklarla ilgili yapılacak yasal düzenlemede usul ve infaz kanunları değişikliği ile yetinilmemesini, çocukların örgüt üyesi olma suçundan yargılanmalarının önlenmesi gerekiyor" dedi. İlk zamanlarda güvenlik güçlerine yardımcı olmak üzere oluşturulan geçici köy koruculuğunun zamanla asıl işlevinin dışına çıkarak farklı olaylara bulaştığını söyleyen Parlak, "Özellikle köy boşaltmaları sonrasında doğan boşlukları kendi lehlerinde değerlendiren köy korucuları aralarında paylaşarak boşaltılan köylerin arsa- ev- bağ ve bahçeler üzerinde yeni haklar elde etmeye çalışmışlardır. Yeniden köye dönüş projesi çerçevesinde köylerine dönen vatandaşlar geçmişte tasarruf haklarına sahip oldukları tüm olanaklardan köy korucuları tarafından mahrum edilmişlerdir" şeklinde konuştu.
Köy koruculuğunun zamanla yeni bir feodal yapı doğurduğunu söyleyen Parlak, köy koruculuğunun dört aşamada kaldırılması gerektiğini ifade etti. "İlk aşamada 21 bin 200 kişilik gönüllü korucuların, ikinci aşamada yaşı 50‘yi aşan geçici köy korucularının, üçüncü aşamada güvenlik sorununun az olduğu bölgedeki korucuların, dördüncü aşamada ise tüm korucuların kaldırılması gerekiyor. Korucular başka yerlerde istihdam edilmeli, yaşı gelenler de emekliye ayrılmalı" ifadelerini kullandı.
YARIN: Diyarbakır Barosu Başkanı Emin Aktar: "Eski yöntemlerle sorun çözülmez"





