Korku, insanın en temel reflekslerinden biridir ve ölümle yaşam arasında sürekli korumaya ve korunmaya yönelik bir tepkime olarak varlığını sürdürmektedir.
Korku refleksli ilk çocukluk döneminde daha barizdir, çocuk bir ses işittiğinde irkilir, ağlar, annesini ister. Çocuktaki korku daha ziyade korunma ihtiyacıyla ortaya çıkar fakat, olgun bir insanın korkusu onun hayat felsefesi, hayalleri, beklentileri kadar komplekstir, çok yönlüdür.
Korku bir duygu türü olarak her insanda vardır ancak, yansıması ve ortaya çıkışı kişinin mizacına, inancına, kişilik yapısına göre değişir. Özgüven eksikliği yaşayan bir kişinin en büyük korkusu başkaları tarafından küçük düşürülmekken, halis bir alimin korkusu Allah'ın rızasına uygun bir yaşam sürüp sürmediği konusundadır. Hayatta tek istediği para kazanmak olan bir kimsenin korkusu parasını kaybetmektir, güzelliğiyle övünen bir kadının korkuları ise, yaşlanmak ve çirkinleşmektir.
Kimi zaman, korku bir uyarı sinyali olarak ortaya çıkar ve kişinin fiziksel varlığına dair bir tehlike olduğunda organizmayı harekete geçirir. Sözgelimi, korktuğunuz için köpekten uzaklaşır ve ısırılmaktan kurtulursunuz. Ya da bir kavga mahallinden geçerken yolunuzu değiştirir ve kavgadan gelecek bir zarardan korunursunuz. Korku duygusu, eğer patolojik bir vakıaya dönüşmemişse, içinizde her an mevcut bulunan koruyucu bir mekanizma olarak varlığını sürdürmekte ve size yardımcı olmaktadır.
Schachter "korku duygusu yüksek insanlar korku duygusu düşük olanlardan daha toplumsaldır" diyerek korkunun sonuç olarak insanları bir arada tuttuğunu toplumsallaştırdığını ileri sürer. Scharhter'in korku deneyi şöyledir.
Denekler iki gruba ayrılır. Deneklere bir araştırma için, kendilerine şok verileceği söylenir.
Birinci gruba öteki gruptan daha fazla korku vermek istenmektedir. Yüksek korku grubu olan, bu deneklere, "size verilecek şok çok acı verir, bu araştırmanın insanlara faydalı olması için, şokların şiddetli olması gerekir, o yüzden şoklar oldukça şiddetli olacak" denir. Deneklere, korkutucu ve acı verici bir deneye girmekte oldukları duygusu verilir.
İkinci grup düşük korku düzeyine göre kurgulanmıştır. Onları da rahatlatmak için, şokların yeğinliği aşağı çekilir. Hissedeceğiniz elektrik şoku,, hiç de acı verici olmayacak, sadece gıdıklanmaya benzer bir şey yaşayacaksınız denilir.
Bu durumda birinci grup, acı verici, korkunç bir yaşantıya girmeyi beklerken, öteki grup hafif, korku vermeyen, bir deneye girmeyi beklemeye başlamıştır.
Korku uyarılmasının ardından deneklere, on dakikalık bir gecikmenin olacağını, bu süre içerisinde, içinde, masalar, koltuklar, magazinler bulunan odalarda bekleyebilecekleri söylenmiş ve deneklere isterlerse öteki deneklerle birlikte bekleyebileceklerini belirtilmiştir. Bu konuda her deneğe, yalnız mı, yoksa, başkalarıyla birlikte mi beklemek istedikleri sorulmuş ve kayıt tutulmuştur.
Sonuç olarak, korku düzeyi yüksek deneklerin, korku düzeyi düşük deneklerden daha fazla toplumsallık istedikleri görülmüştür.
İnsanların korkularını atmak için paylaşma duygusuyla hareket etmeleri deneyin ilerki safhalarında ortaya çıkmıştır. Korku deneklerinin bazılarına hiç konuşmayacaklarını ya da ilgisiz konularla ilgili konuşabileceklerini söylediklerinde gerçekten ilginç bir sonuçla karşılaşılmıştır.
Deney hakkında, konuşmalarına izin verilmeyen korku düzeyi yüksek deneklerin birlikte bekleme yönündeki tercihlerinin sayısı, konuşmalarına izin verilen deneklerinkinden daha az olmuştur..." (Sosyal Psikoloji, J. L. Freerman-D. O. Sears, J. M. Carlsmith, İmge, 1998 s, 73, )
Dolayısıyla, korku, insanı sosyal hayatın içinde dayanışmaya, paylaşma duygusuna ve bir arada yaşamaya götürmektedir. Esasen, insanoğlu tarih boyunca bir arada yaşamış, maddi ve manevi üretimlerini birlikte yapmıştır. Bu sosyalize olma ihtiyacı ona birlikte çalışma ve üretme becerisini kazandırmıştır. Zira insan, düşünsel ve fiziksel yapıtlarını bir başkasına gösterdiğinde, onunla paylaştığında bir tür haz duygusu yaşamaktadır ki, bu haz duygusu onu diğer insanlara bağlamaktadır.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



