Yayıncılığın sorunlarıyla ilgili genel geçer söylemleri bilirsiniz. Tüketim maddeleri arasında sayılan kitapların, eserlerin okura ulaşmasında desteğimiz olsun, yayıncılık sektörü zor durumda kalmasın gibi iyi niyetli temenniler kurumlar arasında gider gelir, geriye kendisini zor taşıyan bir sektörün ayakta durabilmek için yaptığı hesaplar kalır.

Yayıncıların sadece dertleriyle yaşadığı, atılım konusunda üzerinde yeterince düşünmediği çok şey yok mudur? Kamunun son yıllarda özellikle meslek birlikleri eliyle yayıncıların yanında durmaya çalıştığını da biliyoruz. Devletin vereceği destek yerine köstek olma durumunun ortadan kalkması sanırım yayıncıları asıl mutlu edecek gelişme. Madalyonun bir de öbür tarafı var. Sektörün kendi sorunları konusunda şikayetçi bir dilden sıyrılıp, kendi gelişimi konusunda yeterli hazırlık sürecine de girmesi gerekiyor.

Bugünlerde artık iyice belirginleşen kitabın elektronik yayıncılıkla buluşması, pek çok yayıncının gözünü korkutuyor, biliyorum. Daha önce de sesli yayıncılıkla uğraşan arkadaşların internet karşısındaki ‘ne yapacağız‘ tavrına benziyor bu durum. Neyse ki kitabın geleceği konusunda iki türlü düşünebilen yayıncılar da mevcut ülkemizde. Kitabın o doğal kokusuna meftun okuru kitabın kendisinden koparmayan yayıncılık sürecek elbette; ama bir taraftan da modern dünyanın hızla üzerimize saldığı teknolojik imkanlar ve zaman darlığı yeni yoları özellikle de elektronik yolları daha da mümkün ve belki de mecbur kılıyor. E-Kitap konusuna yadırgatıcı bakanların biraz geleceğin dünyasıyla yüzleşmeye hazır olması gerekiyor. Özellikle internetin yaygınlığı ve o çapta da bilgi kirliliğinin önüne geçilebilmesi de e-kitap özelinde mümkün olabilir. Bunca yaygın ve gelişmişliğe rağmen -özellikle kütüphanelerin çoğunda dijital yayıncılığın gereklerinin hızla yerine getirildiği de düşünüldüğünde, farklı bir imkân kullanma dönemine gireceğimiz aşikâr. Durumun farkında olan yayıncıların sayısının azlığı, e-kitap konusunda bir daralma oluşturmuyor. Aksine tedirginliğin yerini kitapların artık elektronik ortamda olmasının bir kayıp değil kazanç getireceği konusu almak zorunda.

Şimdiden söyleyebilirim ki, hâlâ yayıncılığın sorunlarını konuşmak ve tartışmak konusunda harcanan efor, artık kitabın elektronik ortamdaki haliyle ilgili harcanmak durumunda. Yeni yöntemler ticari olarak da ortaya konmalı. Ama bunu yaparken korkuyla değil bilinçle hareket edilmeli. Bugünün ve geleceğin kuşaklarının biraz olsun yanında durup izlerseniz üzerimize gelenin bir çığ olmadığını fark edersiniz. Türkiye‘de şu an yeni yeni denenme aşamasına gelen kitap okuma aygıtlarının sayısı çoğalacak. Şimdilik biraz ‘yok daha neler‘ gözlüğüyle bakacağız ama uzun yolculuklarda, bilgiye ulaşmanın en kısa yolunun gerekli olduğu durumlarda, elimizin altında taşıdığımız kütüphane vazgeçilmezimiz olacak.

Cep telefonları arttığında ‘ne bu herkesin elinde telefon, yazık‘ diyenlerin sesi artık duyulmuyor. Çünkü biliyoruz ki cep telefonu dediğimiz cihazlar artık birer multimedya diyarına dönüştü. Eh bu dünyada kitapların var olması değil olmaması şaşırtıcıydı.

Son bir şey daha: Ben şu ana kadar çalışma yapan yayıncı ve firmaların arasında aradığım yayıncıları bulamadım. İsimlerini vermeyeyim ama yayıncılıkta yatırımdan vazgeçmeyen o ‘büyük‘ yayınevlerinin umarım bizim haberdar olmadığımız birtakım hazırlıkları vardır. Yarın, kitabı öldürecekler diye ortaya çıkan, son dakikada uyanmış bir yayıncı görmek istemiyorum!

Muhabir: Haber Merkezi