İlk kez düzenlenen Ali Emiri Sempozyumu uzun sürmesine rağmen ilgiyle takip edildi. İki bölümden oluşan sempozyumun ardından yapılan değerlendirmeler, sempozyumların devamının geleceğini de işaretini verdi. Toplantıda konuşan M. Serhan Tayşi, Türkiye‘nin önündeki ‘acı su‘ya dikkat çekti yeniden ihya hareketinin önemine işaret etti.
Fatih Belediyesi, kendini kitaplara, kitaplarını da milletine adayan, Millet Kütüphanesi‘nin kurucusu Ali Emîrî Efendi adına sempozyum düzenledi. Sempozyum, geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından açılarak Fatih‘e kazandırılan Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi‘nde gerçekleştirildi. İki oturum halinde yapılan Sempozyumun açılış konuşmasını Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir yaptı. Demir, hem bugünümüzün şekillenmesine katkıda bulunan geçmiş değerlerimizi yaşatmak, hem de yaşayan değerlerimizi ki onları hayattayken de hatırlamak ve onlara hak ettiği hürmeti göstermek istiyoruz." dedi. Kısa bir süre önce Üstad Sezai Karakoç ve Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş adına da sempozyumlar düzenlediklerini dile getiren Demir, Ali Emiri Efendi adına düzenlenen sempozyum ile önemli bir değerin tanınmasına vesile olduklarını anlattı. Demir, "Ali Emiri Efendi, eşine az rastlanabilecek niteliklere sahip bir değerdir. Ömrü boyunca biriktirdiği, sevdalısı olduğu nadide kitapları Fatih‘te oluşturduğu Millet Kütüphanesi‘ne bağışlayarak, Fatih‘in ve tüm kitap dostlarının hizmetine sunmuştur. Tüm ısrarlara rağmen, 16 bin nadide eser bağışladığı bu kütüphaneye kendi ismi yerine "Millet" ismini koyacak kadar da mütevazı olan Ali Emiri Efendi, onu anmamızı hak edecek kadar önemli bir şahsiyettir." dedi.
Yeni kuşaklara değerlerimiz aktarılmalı
Sempozyumda konuşan Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürü Aytekin Yılmaz, bugün dünyada yeni kitapların artık ulusların sadece ekonomik göstergelerle kalkınmadıklarını, kültürel boyutun da önemli olduğunu gösterdiğini söyledi. Yılmaz, Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nın 2007 yılı içinde Ali Emiri Efendi adına iki sergi düzenlediğini hatırlattı. Fatih‘te, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Fatih Belediyesi‘nce yaptırılan kültür merkezine Ali Emiri Efendi‘nin adının verilmesinin önemli olduğunu dile getiren Yılmaz, "Yeni kuşaklara, geçmiş dönemde kültürümüze, insanlara hizmet etmiş kişileri tanıtmak ve aktarmak açısından bu çaba önemli. Ali Emiri Efendi, Osmanlı‘nın son döneminde ve Cumhuriyet‘in ilk yıllarında yaşamış önemli bir kişidir. Bu geçiş dönemini yaşayan bir kişi olarak, Ali Emiri Efendi‘nin ele alınarak incelenmesi gerektiğini düşünüyorum." dedi.
Paha biçilemeyecek eserleri korudu
Millet Yazma Eser Kütüphanesi Müdürü Melek Gençboyacı da başta Türk dilinin ve kültürünün temel kitabı olan Divanu Lügati‘t - Türk olmak üzere, paha biçilmeyecek eserlerle kurduğu kütüphanesinin isminin her zaman Ali Emiri Efendi‘nin kendi isminin önüne geçtiğini ifade etti. Ali Emiri Efendi‘nin isminin yalnızca İstanbul‘da bir sokağa ve Diyarbakır‘da bir ilkokula verildiğini belirten Gençboyacı, "Ali Emiri Efendi‘nin ismini, eserlerini ve bıraktığı kültür mirasını korumak ve yaşatmak için eserlerinden çeşitli sergiler düzenledim, sempozyumlarda ve yazdığım yazılarda adından söz ettim" diye konuştu.
Dünyada kalıcı eser bırakan insanların gelecekte de hep anıldığına dikkat çeken Doğan Hızlan ise, insanoğlunun unutulmamak ve hatırlanmak isteği olduğunu söyledi. Hızlan, Ali Emiri Efendi gibi insanların gençlere örnek gösterilmesinin önemini anlattı.
Sempozyuma TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Fatih İlçe Milli Eğitim Müdürü Kenan Kırali, Fatih Müftüsü İsmail İpek, Belediye Başkan Yardımcıları, bilim adamları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Açılış konuşmalarının ardından Ali Emiri Efendi‘nin hayatının anlatıldığı belgesel gösteriminin ardından iki ayrı bölümde gerçekleştirilen bilim adamlarının tebliğlerine geçildi.
Kütüphanede süren sohbetler
Millet Kütüphanesi‘nin Fatihli en eski üyesi Turgut Kut‘un yönettiği birinci oturumda, Millet Yazma Eser Kütüphanesi Müdürü Melek Gençboyacı, Ali Emiri Efendi‘nin yaşamında ve kütüphanesinden bilgiler verdi. İkinci konuşmacı Yard. Doç. Dr. Raşit Gündoğru, Ali Emiri Efendi‘nin birkaç ay önce yeni bulunan eseri hakkında bilgiler verdi. Gündoğru, Ömer El-Zamahşeri‘nin yazdığı Kitabu‘l Enmuzec kitabını Ali Emiri Efendi‘nin Türkçeye çevirdiğini ve bu eserin üzerinde çalışıldığını, en kısa sürede de basılacağını söyledi.
Sempozyumun ikinci oturumu Fatih Belediyesi‘nin Kültür Danışmanı Vahdettin Işık tarafından yönetildi. Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kaçalin, Ali Emiri Efendi‘nin kamuoyuna kazandırdığı Divanu Lügati‘t - Türk üzerine konuştu. Sakarya Üniversitesi Doktora Öğrencisi Mustafa Uğurlu Arslan, Ali Emiri Efendi‘nin yazdığı Divanı üzerine bilgiler verirken, Fatih Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Araş. Gör. Sadık Yazar da Ali Emiri Efendi‘nin eseri Durub-ı Emsal üzerine konuştu.
Ekrem Kaftan‘ın sunumunu gerçekleştirdiği sempozyumun ardından kültür tarihçisi Dursun Gürlek, Millet Kütüphanesi Emekli Müdürleri M. Serhan Tayşi ve Nail Bayraktar değerlendirmelerle sempozyuma katkı sundular.
Yaşayan Ali Emiri Efendi olarak değerlendirdiği M. Serhan Tayşi‘nin uzun yıllara yayılan çalışmalarından söz eden Dursun Gürlek, ‘küçüklükten kurtulmanın yolu büyük zatları tanımaktır‘ dedi. Osmanlı‘daki huzur sohbetlerinin başka bir örneğini olmadığını kaydeden Gürlek, "Dünyada hiçbir hanedanda Osmanlı‘nın dışında Huzur Sohbetleri düzenleyen yoktur. Padişahın huzurunda mukarrir ve muhataplarıyla yapılan sohbetler bir söz hürriyeti içinde hararetli tartışmalarla saatlerce sürerdi." bilgisini de verdi.
Biz öyle bir millettik ki...
Büyük insanların büyüklüklerinin kıyamete kadar süreceğini söyleyen Gürlek, "Ali Emiri Efendi‘nin kütüphanesinde, İbnülemin Mahmut Kemal Beyin konağında Ali Emiri gibi çok kıymetli bir hafızıkütüp olan İsmail Said Efendi‘nin kütüphanesinde bu sohbetler onlar ölene kadar devam etti, bugün de ediyor" değerlendirmesinde bulundu. Hayırla anılmanın önemine de vurgu yapan Gürlek, Ali Emiri Efendi‘nin ahirete intikal edeli 85 yıl olmasına rağmen hayırla yadedilmesine de dikkat çekti.
Divanü Lügati‘t- Türk‘ün bulunuşunun hikayesini de anlatan Dursun Gürlek, Diyarbakır‘ın Ali Emiri‘nin yetişmesindeki önemini ise şöyle anlattı: " Diyarbakır, eski ismi Amîd, Ali Emiri Afendi, Süleyman Nazif, Cahit Sıtkı, Sezai Karakoç gibi üstün zekaları yetiştirdi. Amîd medeniyet merkezidir. Ali Emiri Efendi‘yi bir milyon kitabın içinde bulunduğu bir kütüphane kurmaya teşvik eden husus, o yüzyıllarda Diyarbakır‘da bir milyon kitaplık kütüphanelerin olmasıydı. Selahaddin Eyyubi kervanlarla oradan Mısır‘a kitap götürürmüş. Biz öyle bir millettik."
Ali Emiri Efendi‘nin ve Millet kütüphanesinin önemine işaret eden bir diğer isim ise Nail Bayraktar‘dı. Uzun yıllar hizmetten süzülen bilgiler izleyenlere hatırlarda kalanların önemini de hatırlattı.





