Yaşanan gelişmeler gösterdi ki Türkiye‘de bazı temel sorunlar yargı onay vermeden çözülemiyor. Üniversitelere girişteki katsayı sorunu, türban sorunu, hatta anayasa değişikliği sorunu bunlara örnek.

Bu temel sorunları siyasetin kendi içinde çözememesi ve işin dönüp dolaşıp yargının ‘kucağında‘ kalmasının nedeni, ya siyasetin temel sorunları uzlaşmayla çözme becerisinin olmaması ya da temel sorunlara yaklaşımın rasyonel olamayıp, ‘oportunist‘ gündelik siyasete kurban edilmesi...

Katsayı ve türban sorunlarını ele alalım:  Her ikisi de son yıllarda tüm toplumu yakından ilgilendiren ve aynı zamanda hem siyasetin hem de hukuk sisteminin ‘kimyasını bozan‘ temel sorunlardan. Her iki sorunun nedeni ise toplumun ortak bir ‘laiklik‘ anlayışında hemfikir olamaması. Aşırı uçları bir yana bırakırsak, toplum laiklik algılamasında ikiye bölünmüş durumda. Dünya görüşü yönünden daha ‘muhafazakar‘ kesim, laikliği devletin dinsel inançlar arasında ‘nötr‘ veya ‘hakem‘ pozisyonunda olması olarak algılıyor. Yani laiklik anlayışı ‘pasif‘.  Yaşam tarzı daha ‘liberal‘ olan kesimin laiklik algılaması ise ‘aktif‘. Devletin laiklik gereği olarak dinin toplumsal yaşama müdahalesini engellemesi gerektiğini savunuyor. Dinsel taassup ile katı ve hoşgörüsüz din yorumunun ancak böyle önlenebileceğini düşünüyor. Katsayı sorunu hatırlayalım: AKP hükümeti döneminde atanan üyeler çoğunluğa geçince YÖK, üniversitelere girişte meslek liselerini dezavantajlı kılan katsayı farkını kaldırdı. Ama bu karar Danıştay‘dan döndü. Yargının buradaki esas endişesi, imam-hatip liselerinin ‘favorize‘ edilmesinin ‘aktif‘ laiklik anlayışıyla bağdaşmamasıydı. YÖK, bunun üzerine, cüzi bir katsayı farkı ile işi halletmek istedi (0,15-0.13). Danıştay, bu farkı fazla sembolik buldu ve iş yine çözülemedi. YÖK, bu kez katsayı farkını biraz daha açtı (0.15-0.12). Danıştay, kısa süre önce verdiği kararında bu son çözüme onay verdi. Sonuçta bu sorun makul bir uzlaşma ile çözülmüş oldu.

Kötümser bir bakış açısından bakarsanız, ‘Ne yani, katsayı 0.13 olunca hukuka aykırı, 0.12 olunca hukuka uygun oldu, bu nasıl iş?‘ diyebilirsiniz. Ama adaletin terazisi bazen böyle milimetrik işler. Her şeye rağmen gelinen nokta ve sağlanan uzlaşma önemli bir adım. Bence YÖK, bu sorunu baştan itibaren gayet iyi yönetti. Böylece katsayı sorunu, toplumun temel sorunlarının uzlaşmacı yöntemle çözülebileceğine dair iyi de bir emsal oldu.  Ne diyelim... Darısı toplumun bir başka ‘patalojik‘ sorunu olan türban sorununun başına...

Muhabir: Haber Merkezi