Taha Akyol Milliyet‘deki ‘Yargı‘da neler oluyor?‘ yazısında, benzer konularda farklı kararlar alınmasına dikkat çekiyor ve yargı için tek doğrunun tarafsızlık olması gerektiğini işaret ediyor:
"Yargı tarafsız olmalıdır, halbuki olaylar yargıda "taraf"ların çarpıştığı izlenimini veriyor.
Dahası, yargıdaki çarpışma, HSYK‘daki çarpışmaya paralellik gösteriyor!.. (...)
Tecrübe ve bilgi birikimiyle bu tabloyu gidermede en büyük sorumluluk yüksek yargıda olduğu halde, yüksek yargıda da "taraflılık" görüntülerine tanık oluyoruz.
Nazlı Ilıcak, YARSAV‘ın ünlü üyelerinden bir yargıç için "işgüzarlık yaptı" diye yazınca Yargıtay‘ın ilgili dairesi bunu "özgürlük" saymıyor, hakaret sayıyor, Ilıcak‘ı tazminata mahkûm ediyor...
Ama Baskın Oran için "yabancı güçler tarafından... Maddi ve manevi olarak satın alınmıştır" denildiğinde, Yargıtay‘ın aynı dairesi bu hakareti "özgürlük" sayıyor!..
Öte yandan, 31‘i halen muvazzaf olan 102 general hakkındaki "yakalama" kararıyla yeniden gündeme gelen başka bir adli süreç... Halen askeri görevlerinin başında bulunan komutanların "kaçacağı"ndan ve toplanmış delilleri karartacağından şüphelenmek için hangi sebepler olabilir?! (...)
Dosyaların ayrıntılarında her tutuklama için sebepler olabilir ama şu bir gerçektir: Türkiye‘de tutuklamalar "tedbir" gibi değil, "erken ceza" gibi uygulanıyor. (...)
İzaha muhtaç başka bir husus; aynı davalarda toplu tahliye kararlarını veren iki nöbetçi hâkimin HSYK tarafından Ekim 2009 Kararnamesi‘yle bu davalara bakan mahkemelere atanmış olmalarıdır! (...)
Yargı için tek doğru vardır, o da "tarafsız" olmak, hukuku evrensel anlamıyla uygulamaktır. Bu noktada itibarı zedelenmekte olan yargıya itibarını kazandırmak, öncelikle hâkim ve savcıların omuzlarındaki bir vebaldir."
Taha Akyol MİLLİYET





