Günümüz insanı hayatının her alanında ifrata varan harcama ve tasarruflarda bulunuyor.
Yemek yemekten, gezmekten, para harcamaktan, uyumaktan tutun da; gündelik meşgalelerine kadar her konuda doyumsuzluğunun, açgözlülüğünün ve bitmeyen ihtiraslarının kurbanı oluyor. Ancak hayatında yaptığı aşırılıklar bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Mesela aşırı yemek yeme hastalığına tutulan insanlarımız obezite sorunuyla karşılaşıyorlar. Aşırı haz peşinde koşanlar, aşırı uyuyanlar, aşırı konuşanlar aşırı koşturanlar bunların getirdiği sorunlarla mücadele ediyorlar. Bu konuda aşırı uyuma ve aşırı yemek yeme sorunu da sağlığımızı tehdit eden problemler arasında yer alıyor.
Uyku vücudumuzun dinlenme ihtiyacını karşılayan ve bizi yaşama yeniden hazırlayan bir süreçtir. Her şeyde olduğu gibi uykuda da, orta yolu bulmak ve ne çok ne de az uyumak esastır. Düzenli bir uykunun faydaları sayılamayacak kadar çok. Vücudun ihtiyacı miktarınca uyumak, vücuttaki protein sentezinin, hücre mitozunun ve büyüme hormonun salgılanmasına yardımcı oluyor. Yani, düzenli uyku vücudumuzun performansını sağlıyor ve böylece hayata daha güçlü, daha zinde başlıyoruz. Buna karşın uyku bozukluğu yaşayan kimselerin iş performansında ve yaşamla uyumunda düşme görülüyor. Ayrıca uyku sürecinde, solunum, dolaşım, kas ve iskelet sistemi gibi organların bir kısmındaki yıpranmalar tamir edilmekte ve kişi hayata daha dinç ve güçlü bir şekilde uyanmaktadır.
Efendimiz, gecenin başlangıcında uyur ikinci yarısının başında uyanır, dişlerini misvakla fırçalar, abdest alır ve namaz kılardı. Böylece hem bedenen hem de zihinsel olarak istirahat ederek hayatına devam ederdi. O ihtiyacı dışında uyumaz, kalan vaktini hayırlı işlerle geçirirdi.
Uyku bedenimizin ihtiyaçlarındandır. Bu kapsamda iki türlü uykudan bahsedilir:
Doğal uyku: Nefsani kuvvetlerimizin beden faaliyetlerimizi geçici bir süre durdurmasıdır. Nefsani kuvvetler ise duyular ve iradeye bağlı hareketlerdir. Bütün bu kuvvetler uyku sırasında gevşer, uyanıkken ve hareket ederken çözülen ve dağılan nem ve buharlar bu sayede dağılır ve bizler hayata dinlenmiş bir vaziyette kalkarız. Bu doğal uykudur ve beş ila sekiz saatlik bir uykuyla dinlenme ihtiyacımızı karşılarız.
Doğal olmayan uyku: Bu da her hangi bir aksaklık ya da bir hastalıktan hasıl olan uykudur. Bu bir yerde nemlerin beynimizi uyanıkken parçalayamayacağı bir şekilde kavramasıdır. Burada kişi ihtiyacı dışında elinde olmadan uyuma isteğine kapılıyor ve bu konuda kendini alamıyorsa, doktora gitmeli ve yardım almaktan kaçınmamalıdır.
Uyku ihtiyacımız normal sınırlar dahilinde karşılandığında, bu her şeyden önce organlarımızın faaliyetlerini düzene koymakta ve dinlenerek yorgunluktan kurtulmamızı sağlamaktadır. Ancak bunun için uyku ihtiyacımız miktarınca karşılanmalıdır.
Sağlıklı uyku için, akşamları erken yatıp sabahları erken kalkmamız gerekir. Ayrıca yattığımız odanın dinlenmemizi sağlayacak şekilde düzenlenmiş olması da önemli bir ayrıntıdır. Bu konuda çocuklarımıza küçük yaştan itibaren sağlıklı uyumanın gerekliliğini anlatmalı ve onları geç vakte kadar televizyon başında tutmayıp erken saatte yatmalarını sağlamalıyız.
Uyku yemek içmek kadar elzem bir ihtiyaçtır. Ancak bu konuda aşırıya kaçmamak ve bizler için altın değerinde olan vaktimizi uykuyla geçirmemeye özen göstermemiz gerekir. Özellikle hanımların büyük bir kısmı gün içinde çeşitli etkinliklerle geçirebilecekleri zamanı uyuyarak geçirebiliyorlar. Bunun sonucunda ise, "hiç vaktim kalmıyor, çok uyuyorum, kitap okuyamıyorum, işlerimi yetiştiremiyorum" türünden yakınmalar ortaya çıkıyor. Zaman bizim iyilerden olmak için çaba sarf etme imkanımıza yetiyor ancak bunun için vakti iyi değerlendirmemiz gerekiyor...





