İngiltere‘nin başkenti Londra‘da, 29 yaşındaki siyahi bir gencin polis tarafından öldürülmesinin ardından patlak veren gösteriler ve üç büyük kent olan Bristol, Birmingham ve Liverpool‘a yayılan gençlerin binaları, araçları ateşe verdiği, çok sayıda yeri yağmaladığı isyan, ajanslar tarafından "İngiltere yanıyor" başlığıyla verildi.
İngiltere‘de beş gün önce başkent Londra‘da patlak veren ve onlarca yıldır meydana gelen en şiddetli isyan eylemleri, üç büyük kente daha yayıldı. Başta Londra‘da olmak üzere üç gece boyunca devam eden şiddet olaylarının, yağmalamaların, maskeli ve başlıklı gençlerin kundaklama eylemlerinin ve alışveriş merkezlerinin tahrip edilmesinin ardından, İtalya‘daki tatilini yarıda keserek ülkeye dönen İngiltere Başbakanı David Cameron, kriz komitesiyle TSİ 11:00‘de bir araya geldi.
Londra‘da, 29 yaşındaki siyahi bir gencin polis tarafından öldürülmesinin ardından patlak veren gösteriler ve üç büyük kent olan Bristol, Birmingham ve Liverpool‘a yayılan gençlerin binaları, araçları ateşe verdiği, çok sayıda yeri yağmaladığı isyan, bazı uluslararası ajanslar tarafından "İngiltere yanıyor" başlığıyla verildi.
En şiddetli isyan
İngiltere‘nin onlarca yıldır gördüğü en şiddetli isyan olduğu yorumları yapılan olaylarla ilgili polis, şiddet gösterilerinin Londra‘nın ardından diğer kentlerde de taklit edildiğini kaydetti.
Gece geç saatlerde şiddet olaylarının kesilmesinden sonra Londra sokaklarında içleri eşyalarla dolu otomobillerin hızla geçtiğinin görüldüğü, yağmacıların bazı otomobilleri çaldığı haberleri verilirken, polisin Londra‘da 334, Birmingham‘da yaklaşık 100 kişiyi gözaltına aldığı bildirildi.
Yetkililerin olayların sorumlularının adi suçlular olduğu yönündeki açıklamalarına karşı bazı yorumcular, isyan gösterilerine kısmen, hükümetin bütçe açığını azaltmak için yürüttüğü katı kemer sıkma politikaları sonucu gidilen sosyal hizmetlerdeki kesintilerin neden olduğunu belirtiyor. Yağmalama olaylarının sorumlularının çoğunun, işsizlik oranının yüksek olduğu bölgelerden olduğuna işaret ediliyor.
Ajansların haberlerinde de şiddet gösterilerine katılanların bazılarının, hükümetin sosyal harcamalardaki kesintilerine tepki gösterdiğini belirttiği ve 2015‘e kadar on binlerce kamu çalışanının işini kaybetmekten kaygı duyduğu kaydedildi.
Cameron‘un da olayların ardından büyük olasılıkla başkentin yoksul bölgelerine daha fazla yardımda bulunması yönünde baskılarla karşı karşıya kalacağı belirtiliyor.
İsyanı ateşleyen ilk olay, geçen perşembe günü Londra‘nın kuzeyinde, alt gelir grubundaki ve farklı etnik gruplardan insanların yaşadığı Tottenham bölgesinde, dört çocuk babası olan 29 yaşındaki bir kişinin, polis tarafından öldürülmesi oldu.
Tottenham, 1985‘te de bir polisin bıçaklanarak öldürüldüğü, 60 kişinin yaralandığı güvenlik güçleri ile siyahlar arasında çatışmalara ve isyana da sahne olmuştu.
Basın:Polis sokaklara teslim oldu
İngiltere‘de onlarca yıldır görülen en şiddetli isyan, İngiliz basınında "Orman Kanunu", "Londra-İngiltere Yanıyor" başlıklarıyla yer aldı. Başkent Londra‘dan sonra dün üç büyük kente (Bristol, Birmingham, Liverpool) daha yayılan, yağmalamalar ve kundaklamaların yapıldığı isyanı Independent gazetesi, "Londra alevler altındayken" polisin ve siyasetçilerin olaylar karşısında yetersiz kaldıkları yorumuyla duyurdu. Times gazetesinde de "polis sokaklara teslim oldu" değerlendirmesi dikkati çekerken, "sokakları hırsızlara teslim ettiği görüntüsü veren polisin kent sokaklarını geri alma zamanının geldiğini" yazdı.
Gazetenin "Londra yanıyor" başlıklı başyazısında, olayların cumartesi günü polise karşı bir siyasi protesto olarak başladığı, ancak fırsatçıların kundaklama ve maddi kazancına dönüştüğü kaydedildi. Yazıda, ‘‘Haber kanallarını izleyenler, Londra‘nın, çetelerin sıkıcı bir yaz akşamı geçirmek yerine daha eğlenceli olacağını düşündükleri eylemleriyle bir bilgisayar oyununa dönüştüğünü fark edeceklerdir‘‘ denildi.
Kanlar içindeki yaralıyı soydular
İngİltere‘nİn başkenti Londra‘daki kundaklama ve yağma olayları sırasında vicdanları sızlatan bir soygun yaşandı. Yerde yatan bir yaralının çantasını soyan çete üyeleri, amatör bir kamera tarafından saniye saniye görüntülendi. Video paylaşım sitelerine düşen 1 dakika 15 saniye uzunluğundaki görüntü, başkent Londra‘da çekildi. Klibin başında, ağzından yaralı bir kişinin başına toplanan gençler görülüyor. Ayağa kalkması için yaralıya destek olan kişilerin aslında yardım etmek niyetinde olmadıkları anlaşılıyor. İki genç, kucaklayarak kaldırdıkları yaralının sırtındaki çantayı açıyor ve içinden çaldıkları malzemeyle hızla uzaklaşıyor. Ayakta dahi durmakta zorlanan yaralı ise durumu fark ettiğinde geç kaldığını anlıyor. İngiliz polisi, görüntülerin incelendiğini ve soyguncuların yakalanması için çalışma başlatıldığını açıkladı.
Ayaklanma yoksul kesimlerde
Independent gazetesinde Paul Wallely imzalı yazıda, 1980‘lerde Londra‘da Brixton semti ile Livepool ve Birmingham kentlerindeki siyahilerin isyan hareketleriyle son olaylar karşılaştırılarak, ayaklanmaların çoğunun kentlerin yoksul semtlerinde olduğuna işaret edildi.
Yazıda, Brixton‘da 1981‘de polisin bıçakla yaralanmış bir genci durdurmasının, çevredekiler tarafından gencin polis şiddetinin mağduru olduğu biçiminde algılandığı, Liverpool‘da ise polisin masum bir genci tutuklamasına karşı çıkan bir başka genci gözaltına almasının olayları tetiklediği hatırlatıldı.
Londra‘nın Tottenham bölgesinde, 1985‘te polisin baskın düzenlediği bir evde bulunan kadının kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesinin bölge halkını sokağa döktüğü ve şiddet olaylarının patlak verdiği anımsatılan yazıda, siyahi bir gencin polis tarafından öldürülmesiyle başlayan son olaylarla geçmişteki ayaklanmaların özünde, polisin siyahilere yönelik tavrına ilişkin algılamalar bulunduğu belirtildi. Yazıda, "polisin aşırı güç kullanarak olayları kışkırttığı ve olaylara hazırlıksız yakalandığı‘‘ eleştirilerine işaret edildi.
"Ayaklanmaların çoğunlukla kentlerin yoksul kesimlerinde, sosyal yabancılaşmanın, işsizliğin özellikle gençler arasında yaygın olduğu yerlerde yaşandığını‘‘ kaydeden Walley, son olayla geçmiştekilerin farkının "günümüzün anlamsız tüketim çılgınlığına uyan bir ölçüde yağmalamalar" olduğunu belirtti.
Walley, "Yağmacıların girdikleri dükkanlarda kendi beden ölçülerine uyan ürünleri aldıkları, istedikleri markaları bulabilmek için raflar arasında gezindikleri de göze çarpıyor. Bu, yağmayla alışverişin buluştuğu nokta. Bir görgü tanığının tarif ettiği gibi, yoksul mahallelerin derinliklerinden gelen bir çığlıktan çok, yeni bir çift spor ayakkabıya sahip olma fırsatı" ifadesini kullandı.
Financial Times gazetesi de olaylarda sosyal medyanın rolünün araştırıldığını belirtti.
İran‘dan ‘göstericilere sert davranmaktan kaçın‘ çağrısı
İran Dışişleri Bakanlığı, İngiliz hükümetinden başkent Londra‘da başlayarak bazı kentlere yayılan gösterilerde protestoculara sert davranmamasını istedi. Bakanlık Sözcüsü Ramin Mihmanperest, İngiltere‘de sükunetin saplanması için göstericilerle konuşulması ve taleplerinin dinlenmesi gerektiğini savundu. Sözcü, siyahi bir adamın öldürülmesi ile gösterilerin başladığını hatırlatarak, bağımsız insan hakları örgütlerinin bu olayı araştırması çağrısı yaptı.
Sigorta şirketlerine pahalıya patlayacak
İngiltere‘nin başkenti Londra‘da başlayan diğer büyük kentlere sıçrayan olayların sigorta şirketlerine on milyonlarca sterline mal olacağı bildirildi. İngiliz Sigortacıları Derneği (ABI) yetkilisi Nick Starling, özellikle iş kesintileri başta olmak üzere, olayların toplam maliyetinin gerçek resmini görmek için henüz çok erken olduğunu, sigortacıların zararın maliyeti ve seviyesiyle ilgili yoğun biçimde çalıştıklarını söyledi. Londra‘nın büyük bölümü üç gecedir süren olaylar ve yağmalama nedeniyle zarar gördü.
Maçlar ertelendi
İngiltere‘de meydana gelen isyan yüzünden polis sayısının yetersiz kalması nedeniyle Londra civarında oynanacak üç Lig Kupası maçının ertelendiği kaydedildi. Londra polisi, olaylar sırasında güvenlik güçlerini öldürmeye çalıştıklarından kuşkulanılan üç kişiyi gözaltına aldı. Polisten yapılan açıklamada, Londra‘nın kuzeybatısındaki Brent semtinde saat 03.00‘te iki polis memurunun bir mağazayı yağmaladıklarından şüphelenilen bir otomobili durdurmaya çalıştığını, ancak aracın sürücüsünün durmayarak memurlara çarpıp kaçmaya çalıştığı belirtildi. Polis memurlarından birinin hastaneye kaldırıldığı, diğerinin de hafif yaralandığı kaydedilen açıklamada, araçtaki üç zanlının daha sonra yakalanarak gözaltına alındığı bildirildi. Londra‘da şiddet olaylarının başlamasından bu yana biri 11 yaşında bir erkek çocuğu 334 kişinin gözaltına alındığı, bunlardan 69‘unun sorgulandığı belirtildi.





