Türk Parlamento tarihinde gensoru önergelerinin kayıtları bir asır öncesine dayanıyor. Önergelerle 2 hükümet düşürüldü, pek çok bakan da istifa etmek zorunda kaldı.
Bunlardan en önemlisi hiç şüphesiz hakkında "Millî menfaatlere aykırı politika izlediği, İsrail ile gizli görüşmeler yaptığı" gerekçesiyle, merhum Erbakan‘ın genel başkanı olduğu ve Meclis‘te 24 kişilik bir grubu bulunan Milli Selamet Partisi (MSP)‘nin TBMM‘ye verdiği gensoru önergesiyle bakanlıktan düşürülen Hayrettin Erkmen‘di.
Meclise verilen gensorulardan en önemlisi hiç şüphesiz hakkında "Millî menfaatlere aykırı politika izlediği, İsrail ile gizli görüşmeler yaptığı" gerekçesiyle, merhum Erbakan‘ın genel başkanı olduğu ve Mecliste 24 kişilik bir grubu bulunan Milli Selamet Partisi (MSP)‘nin TBMM‘ye verdiği gensoru önergesiyle bakanlıktan düşürülen Hayrettin Erkmen‘di.
Demirel hükümeti düştü
1961 Anayasası‘nın kabul edilmesinden sonra da milletvekilleri gensoru yöntemiyle hükümetleri ve bakanları denetlemeye devam etti. 1961-1965 yıllarını kapsayan ‘‘Dönem 1‘‘de 4, 1965-1969 yıllarını kapsayan ‘‘Dönem 2‘‘de 84, 1969-1973 yıllarını kapsayan ‘‘Dönem 3‘‘te 23, 1973-1977 yıllarını kapsayan ‘‘Dönem 4‘‘te 6 ve 1977-1980 yıllarını kapsayan Dönem 5‘te 69 kez gensoru önergesi TBMM Başkanlığına sunuldu.
Erbakan, İsrail‘le gizli görüşen bakanı düşürdü
Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan, MSP Grubu adına Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen hakkında "Millî menfaatlere aykırı politika izlediği, İsrail ile gizli görüşmeler yaptığı" iddiasıyla verdiği gensoru önergesi 21 Ağustos 1980 yılında kabul edildi. 3 Eylül 1980 yılında yapılan oylamada, Dışişleri Bakanı Erkmen düşürüldü.
Güler İleri istifa etmek zorunda kaldı
19. dönemde RP grubu ile Eyüp Cenap Gülpınar ve 24 arkadaşı, 17 Şubat 1992‘de, ‘‘Beyan ve icraatlarıyla aileyi tahrip ettiği ve korunmaya muhtaç çocuklar için tahsis edilen paraları kanuna aykırı olarak şahsi çıkarları için harcadığı‘‘ iddiasıyla TBMM Başkanlığına Devlet Bakanı Güler İleri hakkında gensoru önergesi sundu. Önerge, İleri‘nin istifa etmesiyle işlemden kaldırıldı.
20. Dönemin ilk yıllarında ANAP-DYP iktidarı göreve geldi. RP grubu adına Şevket Kazan‘ın, 26 Mayıs 1996 yılında ‘‘Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile güvenoyu almadığı ortaya çıkmasına karşın hukuk ve siyasi nezaket kurallarına aykırı olarak görevini iade etmediği‘‘ iddiasıyla verdiği gensoru, Bakanlar Kurulunun istifasıyla işlemden kaldırıldı.
Susurluk olayı ve Mehmet Ağar
Daha sonra kurulan RP-DYP iktidarı ile Mesut Yılmaz başkanlığında kurulan koalisyon hükümeti döneminde de 22 gensoru önergesi verildi.
CHP grubu adına Deniz Baykal, ‘‘devletin iç güvenlik bakımından zaafa uğratıldığı iddiası ve Susurluk‘ta meydana gelen trafik kazasının sergilediği devlet-mafya-politikacı ilişkisi karşısındaki beyan ve tutumu nedeniyle‘‘ dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar hakkında gensoru önergesi sundu. Ağar‘ın istifasıyla önerge işlemden kalktı.
Mesut Yılmaz hükümeti düşürüldü
30 Haziran 1997 yılında ANAP, DSP, ve DTP‘nin oluşturduğu, ANASOL-D olarak da bilinen ve bağımsızlarla CHP‘nin de desteklediği Mesut Yılmaz Başbakanlığındaki 55. Hükümet kuruldu. Bu döneme Türkbank ihalesindeki gelişmeler patlak verdi.
İşadamı Korkmaz Yiğit‘in de açıklamalarının ardından DYP ve FP grubu 11 Kasım 1998‘de, CHP grubu da 12 Kasım 1998‘de, Mesut Yılmaz ve Devlet Bakanı Güneş Taner hakkında ‘‘mafya ve çete liderleri ile yakın ilişki içinde ve Türkbank‘ın satışı ihalesinde bir işadamına fiyat teklifi, para ve kredi temini konularında yardımcı olduğu‘‘ iddiasıyla gensoru önergesi verdi. Önergeler Genel Kurulda birleştirilerek görüşüldü ve gündeme alınması kabul edildi. Yapılan oylamada, güvensizlik önergeleri salt çoğunlukla kabul edilerek, Mesut Yılmaz hükümeti düşürüldü.
Erbakan, o gensoruyu anlattı
Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Ekim 1988‘de yapılan ve Dış Politika Dergisi‘nin 3. sayısında yayımlanan röportajda Hayrettin Erkmen‘in düşürülmesini şöyle anlatıyor:
"12 Eylül‘den önce İsrail Devleti Ortadoğu‘daki huzursuzlukları artırmış, bugün bilinen tecavüz ve zulümlerini daha o yıllarda uygulamaya koymuş ve bütün bunlar yetmiyormuş gibi Müslümanlar için kutsal belde olan Kudüs-ü Şerifi de başkent olarak ilan etmişti. Bu ilan Nisan 1980 tarihinde oldu. Kutsal Kudüs artık Yahudi İsrail Devleti‘nin başkenti ilan edilmişti. Olaya İslam ülkeleri büyük tepki gösterdiler. Hatta batı devletlerinden de İsrail‘in bu haddi aşan hareketini kınayanlar olmuştu. Öyle ki BM‘de İsrail‘in bu hareketi 169 üyenin üçte iki çoğunluğuyla, yani kahir bir ekseriyetle kınandı ve reddedildi. Bin yıl Kudüs‘ün koruyuculuğunu ve kurtarıcılığım yapmış olan bizim milletimiz de bu tecavüz karşısında hareketsiz kalamazdı. Nitekim o aylarda yurdun dört bir yanında İsrail‘i tel‘in ve Kudüs‘ü kurtarma mitingleri yapıldı. Halkın o kadar coşkuyla katıldığı, yüz binleri bulan bu mitinglere rağmen hükümetimiz bırakın İsrail‘i kınamayı, İsrail‘le ilişkileri artırmak için elinden geleni yapıyordu. İkili ilişkilerin artması için gizli ve açık görüşmeler yapılıyordu. İşte buna tahammül edemezdik. Bir gensoru hazırladık ve Meclis‘e verdik. Gensoru, Meclistekilerin çoğunluğuyla kabul edildiği için Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir bakan, bir Dışişleri Bakanı düşürülmüş oluyordu. Sırf bir bakanın ve ürettiği politikasının; eğer bu dış politika olursa bizim için çok önemlidir, düşürülmesi çok önemli görüldüğü için zamanın gazetelerinde hareketimize dikkat çekilmişti. Gazeteler ortaklaşa şunu söylüyordu: Düşürülen Hayrettin Erkmen değil, Türk Dış Politikasıdır. 1923 yılından bu yana gelen "Geleneksel Hariciye" anlayışıdır."




