"Allah bir sivrisineği, ondan daha da küçük bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler, onun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise "Bu örnek ile Allah ne demek istiyor acaba?" derler. Allah onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır."
Kur'ân-ı Kerîm, birçok âyette hayvanlardan bazen adlarıyla bazen de vasıflarıyla söz etmiştir. Hiçbir âyette hayvanları kötüleyici bir ifade kullanılmamaktadır. Kur'an'da hayvanların hakir yaratıklar olduklarını gösteren her hangi bir üsluba rastlanılmamaktadır. Bilakis birçok âyette, hayvanlar övülmekte ve hatta bazı âyetlerde hayvanlar, ahlaki değerlerini yitiren insanlardan daha üstün oldukları vurgulanmaktadır. Lokman süresinde "Hayat yürüyüşünde dengeli ol ve sesini yükseltme! Unutma ki seslerin en çirkini eşeklerin sesidir"1 geçen bu ayette, yüksek seslerinden dolayı eşekler kınanmamaktadırlar. Belki yüksek sesle konuşan insanların sesi, eşeklerin sesine benzetilerek, yüksek sesle konuşmanın insanlara yakışmadığını ifade edilmektedir. Çünkü eşeğin sesi onun doğal sesi ve onun fıtratının bir parçasıdır. İnsanların yüksek sesle konuşmaları ise onların doğal yapılarına uymamaktadır.
Kur'ân, birkaç âyette Semûd kavminin kendilerine mucize olarak gönderilen devenin haklarına riâyet etmedikleri için helak olduklarını bildirmektedir. A'râf süresinde konu şöyle nakledilmektedir: "En sonunda dişi deveyi işkenceyle, vahşice katlettiler ve Rablerinin buyruğuna karşı geldiler; üstelik dediler ki: "Ey Sâlih! Eğer peygamberlerden biri olduğun gerçekse, haydi getir şu bizi tehdid ettiğin azabı!" Derken şidetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve onları kendi evlerinde cansız donakaldılar."2
Sâlih peygamberin kavmi Semûd, devenin su içmesini, merada otlamasını engelledikleri ve deveyi kestikleri için helâk oldular; onlar hayvan sevgisi yönünden imtihana tâbî tutuldular, sınavda başarısız oldular ve helâk edildiler. Semûd kavminin hayvan hakları konusunda sınanmasından söz eden âyetlerin, Kur'ân-ı Kerîm'in farklı yerlerinde3 yer alması Kur'ân'ın hayvan haklarına verdiği önemi çok açık bir şekilde göstermektedir.
Kur'ân-ı Kerîm, nüzul ortamında sinek gibi küçük hayvanlardan söz edince, orada bulunan Yahudi ve müşrikler bu âyetlerle alay etmişler ve "Allah böyle bir âyet indirmez" iddiasında bulunmuşlardır.4 Bunun üzerine inen âyetler, müşrik ve yahudilerin hayvanlara karşı sergiledikleri bakış açılarının yanlış olduğuna şöyle vurgu yapmışlardır: "Allah bir sivrisineği, ondan daha da küçük bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler, onun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise "Bu örnek ile Allah ne demek istiyor acaba?" derler. Allah onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır."5 Bu âyet, hayvanları hakir gören bakış açısını tenkit ederek onlara değer verilmesini istemektedir.
Sonuç itibariyle şunu söylemek mümkündür: Allah, küçük-büyük, değerli-değersiz ayrımı yapmadan bütün hayvanlara değer vermektedir. Çünkü kendisi Rabbu'l-âlemîndir. Hiçbir hayvanın yaratılışı hikmetten hâlî olmayıp, en küçüğünün yaratılışı en büyüğünden daha kolay değildir. Sinek gibi en küçük hayvandaki yaratılış hikmeti ile diğer bütün hayvanlardaki yaratılış hikmeti aynıdır.6 Çünkü bir ayeti kerimede şöyle denilmektedir: Yeryüzünde hareket eden hiçbir hayvan ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yok ki (onlar da) sizin gibi birer ümmet olmasınlar. Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Sonra onlar Rablerinin huzurunda toplanacaklardır. (En'âm, 6/38.)
Bir hadiste de hayvanların da Allah'ın ev halkı olduğunu beyan edilmektedir: "Yaratıkların hepsi, Allah'ın ıyalidirler (ev halkındandırlar) Allah'ın en fazla sevdiği yaratığı, onun iyaline (ev halkına ) en yararlı olandır." (el-Kâmil fi'd-Duafâ)
1 Lokman,31/19.
2 A'râf, 7/77-78.
3 Hûd, 11/64-68; İsrâ, 17/59; Şua'râ, 62/155; Kamer, 54/27; Şems, 91/13.
4 Neysâbûrî, Ğarâibu'l-Kur'ân ve Reğâibu'l-Furkân, I, s. 215.
5 Bakara, 2-26.
6 Neysâbûrî, Ğarâibu'l-Kur'ân ve Reğâibu'l-Furkân, I, s. 215.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



