ANKARA - Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile Başbakan Nuri el-Maliki arasındaki gerilim hızla artarken, kuzeydeki petrol kaynaklarının işletimi ve tartışmalı bölgelerin geleceğiyle ilgili derin anlaşmazlıklar çözüm çabalarını güçleştiriyor. Kürt liderler, Maliki‘ye geri adım attırarak, Eylül ayında kuzeyde yapılacak seçimlere güçlenerek girmek istiyor.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani‘nin, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki‘ye Eylül ayına kadar süre vererek, aralarındaki sorunların çözümlenmemesi halinde Kürtlerin bağımsızlık referandumuna gidebileceği uyarısında bulunması, Irak‘ta siyasi tansiyonu yükseltti.
Özellikle 2003‘teki ABD işgalinden bu yana Mesud Barzani ve Celal Talabani zaman zaman, "bağımsızlığın Kürtlerin hakkı olduğu ancak uluslararası koşulların elverişli olmadığı" şeklinde mesajlar vermişti. Özellikle Barzani son yıllarda, Maliki yönetimi ile ilişkilerin gerginleştiği dönemlerde "kendi kaderini tayin hakkına başvurma" ya da "bağımsızlık referandumu" gibi konuları gündeme daha sık taşımaya başladı.
ABD‘nin geçen yıl sonundan itibaren Irak‘taki askeri varlığını çekmesi ve siyasi etkisinin azalması da, Kürt yönetimi ile Başbakan Maliki arasında başgösteren gerilimlerin daha hızlı tırmanmasına neden oluyor.
-Kürt yöneticiler üzerindeki seçim baskısı-
Duhok, Erbil ve Süleymaniye‘den oluşan Kürt yönetiminde, uzun süredir ertelenen yerel seçimlerin 27 Eylül 2012‘de yapılması öngörülüyor. Seçimlere giderken, Maliki hükümeti ile yaşanan sorunlarda bir ilerleme sağlanamaması ve çözümsüzlüğün güçlenmesi, Kürt yöneticileri seçmenleri nezdinde de zor durumda bırakıyor. Barzani‘nin Maliki‘ye tarih olarak Eylül ayını vermesi bu açıdan önemli. Aksi takdirde Kürt yöneticilerinin Maliki karşısında zayıf görünmesi, muhalefette bulunan Goran, Kürdistan İslami Birliği ve Kürdistan İslami Grubu gibi partilerin eli güçlendirebilir.
Kürt yönetimi ile Maliki hükümetini sık sık karşı karşıya getiren üç temel sorun bulunuyor: Maliki‘nin tekelinde toplanan yetkiler ve güçlenen merkeziyetçilik; Kürt bölgesindeki petrol ve doğal gaz kaynaklarının işletimi; başta Kerkük olmak üzere tartışmalı bölgelerin geleceği.
-Maliki‘ye yönelik "otoriterleşme" suçlaması-
2006‘da başbakanlık görevine gelen Nuri el-Maliki, 2003‘den sonra Irak‘ta istikrarın sağlanamamasının en önemli nedenlerinden biri olarak, federal sistemin merkezi yönetimi zayıflatması olarak görüyor. Maliki özellikle 2008 sonunda iç siyasette ve ülke yönetiminde artan gücüne paralel olarak merkeziyetçiliğe yaptığı vurguları artırdı. Ancak Kürt yönetimi, devlet sisteminde merkez-yerel dengelerinin değiştirilmesini hiçbir şekilde kabul etmeyeceği ilan etti. Buna karşılık Maliki başta savunma ve içişleri bakanlıkları ile merkez bankası gibi birtakım stratejik kurum ve pozisyonların yetkilerini kendi tekelinde toplamayı sürdürdü. Kürt yönetimi, Maliki‘nin şu an Kürt Genelkurmay Başkanı Babakr Zebari‘yi görevden alma hazırlığı yapmakla ve ordudaki Kürt subayları pasifize etmekle suçluyor. Irak Yüksek Seçim Komisyonu‘nun Kürt başkanı Fereç el-Haydari‘nin Bağdat‘ta tutuklanması ve Maliki ile Erbil‘deki Kürt yönetimi arasındaki iletişimi sağlayan başbakanlık danışmanı Adil Bervari‘nin azledilmesi de, Mesud Barzani‘nin tepkisini artıran nedenler arasında. Kürt tarafı ayrıca, koalisyon ortağı oldukları Maliki hükümetinde Kürt bakan ve üst düzey bürokratların yetkilerinin azaltıldığını savunuyor.
Maliki‘nin daha fazla güçlenmesinden endişe eden Kürt liderler bu sıralar, ABD yönetiminin Irak‘a F-16 satma kararının askıya alınması için Amerikalı yetkililer ile yakın temas halinde.
-Petrol ve doğalgaz kaynaklarının işletim sorunu-
Kürt yönetimi, Saddam Hüseyin‘in devrilmesinden sonra kendi petrol endüstrisini geliştirme yoluna gitti. Kürt yetkililerin verdiği bilgiye göre, şu ana kadar 17 farklı ülkeden 40;dan fazla şirketle, petrol ve doğal gaz kaynakları konusunda anlaşma imzalanmış durumda. Yabancı şirketlerin Duhok, Erbil ve Süleymaniye vilayetlerine yaptıkları yatırımların toplam tutarı 10 milyar doları aşıyor.
Mevcut duruma göre, Kürt bölgesinde çıkarılan petrol Irak milli petrol şirketi tarafından pazarlanıyor. Petrol için Kürt yönetimine ek bir ödeme yapılmıyor. Sadece, yıllık olarak ülkenin genel bütçesinin yüzde 17‘si Kürt yönetimi bütçesine aktarılıyor.
Kürt yönetimi Maliki hükümetinden, kuzeyde arama ve çıkarma için firmalarla yaptığı anlaşmaları tanıması, bu şirketlerin masraflarını karşılaması ve Bağdat;taki kara listeden çıkartılmaları gibi taleplerde bulunuyor.
Ancak, Maliki hükümeti Kürt bölgesindeki petrol şirketlerinin masraflarını, ulusal bütçeden Kürtlere aktarılan yüzde 17‘lik payın içerisinden kesmekte ısrar ediyor. Ayrıca, Kürt yönetiminin yaptığı anlaşmaların ve muhatap aldığı firmaların birkaçı hariç hiçbirini tanımak istemiyor. Maliki, Kürtlerin yaptığı anlaşmaların Irak‘ın lehine olmadığı ve merkezi yönetimin onayı aranmaksızın imzalandığı gibi gerekçeler ileri sürüyor. Kürt yönetimi ise, Irak anayasasına uygun hareket ettiğini ve gerekli yetkiye sahip olduğunu savunuyor. Bu belirsizliği gidermek için çıkarılacak yeni yasa üzerinde ise taraflar halen anlaşabilmiş değil. Irak‘taki son genel seçimlerden sonra Kürtlerin yeni yasayla ilgili önkoşulları, Maliki liderliğindeki hükümetin kurulmasını 8 ay gecikmişti. Ancak Hükümet kurulduktan sonra anlaşmazlık devam etti.
Öte yandan, Kürt yönetimi şu an bazı bölgelerde petrol üretimine başlamış olsa da, yerel tüketim dışında petrolü asıl değerlendireceği ihraç imkanlarından yoksun. Tek seçeneği, çıkardığı petrolü Irak‘ın milli petrol boru hattına yani Kerkük-Ceyhan boru hattına aktarmak.
Ancak Maliki hükümetiyle devam eden sorunlar nedeniyle, Kürt yönetimi petrol akışını sık sık durdurdu. Son olarak bu ay başında, Kürt yönetiminin petrol akışını yeniden kestiği açıklandı.
Kürt yönetiminin çıkardığı petrolü kendi bölgesinin dışına çıkaramaması, doğrudan büyük bir gelir kaybına neden olmasa da, yabancı petrol şirketlerinin faaliyetlerini genişletmesine ve Kürt bölgesindeki petrol endüstrisinin gelişimine engel teşkil ediyor.
-Kerkük ve diğer tartışmalı bölgelerdeki sorunlar-
2003‘teki ABD işgali sırasında Kürt gruplar Duhok, Erbil ve Süleymaniye vilayetleri dışındaki bazı bölgelerde fiili hakimiyet kurdu. Kerkük başta olmak üzere Musul, Diyala ve Selahattin vilayetlerinin bazı ilçe ve kazalarını kontrol eden Kürt yönetimi, söz konusu yerlerin Kürt yönetimi sınırlarına dahil edilmesini istiyor. Ancak bunların statüsü üzerindeki siyasi ve hukuki belirsizlik sürüyor. Dondurulmuş bir sorun haline gelen tartışmalı bölgeler sorunu, kuzeydeki Kürt seçmenlerin hayal kırıklığını derinleştiriyor. Kürt siyasetçiler ve özellikle yöneticiler, bu konuda bir ilerleme sağlayarak seçmen desteklerini korumak istiyor.
Diğer taraftan, başta Kerkük olmak üzere tartışmalı bölgelerdeki önemli petrol ve doğalgaz rezervlerinin varlığı, Kürt yönetimi ile Maliki hükümeti arasındaki sorunların çözümünü daha da zorlaştırıyor. Son olarak, Kürt yönetimi ile dünyanın en büyük petrol şirketlerinden biri olan Amerikan Exxon Mobil şirketi arasında imzalanan anlaşmanın kapsamına tartışmalı bölgelerdeki 3 sahanın da alınması büyük yankılara neden oldu.
Maliki ile Kürtler arasındaki en önemli sorunlardan biri de, Peşmerge gücü. Kürt yönetimi kendi emrindeki Peşmerge gücünün bütçesinin Irak hükümeti tarafından karşılanmasını isterken, Maliki hükümeti Peşmerge birliklerini Kürt yönetiminin özel gücü olarak kabul ediyor ve bu isteği reddediyor. Peşmerge gücünün görev alanı ve yetkileri de taraflar arasında sorun olmaya devam ediyor.




