Müslümanların inandıkları gibi yaşamakla mükellef olduklarını bildiren Din Bir Der Genel Başkanı Abdullah Arslan, "Ben Müslüman'ım diyen herkes bütünüyle İslam'ın emirlerini yerine getiremiyorsa, men ettiklerinden kaçınamıyorsa, inandığı gibi yaşayamadığı bir ortam ve düzende bulunuyorsa, Müslümanlar böyle bozuk düzenlerden ve ortamlardan rahatsız olmalıdırlar" dedi.
Gazetemize yaptığı yazılı bir açıklama ile Müslümanların yaşamaları gereken hayatı anlatan Abdullah Arslan, Müslümanların yaşamak zorunda kaldıkları bozuk düzen ve ortamları inançlarına uygun hale getirebilmek için elinden ve dilinden gelen bütün imkânları seferber etmesi gerektiğini ifade etti. İslam'ı kabul etmiş olan bütün insanların İslam inancına, tarihine ve medeniyetine ters düşen yaşantılara uymak yerine kendi inancının mücadelesini vermesi gerektiğini belirten Abdullah Arslan, "Ben Müslüman'ım diyen herkes bütünüyle İslam'ın emirlerini yerine getiremiyorsa, men ettiklerinden kaçınamıyorsa, inandığı gibi yaşayamadığı bir ortam ve düzende bulunuyorsa, Müslümanlar böyle bozuk düzenlerden ve ortamlardan rahatsız olmalıdırlar. Tek çare, kendi medeniyetimizin gereğini yerine getirmektir. Bunun için gereken bütün fedakârlıklardan asla ve kat'a geri durmamalıyız. Bu konuda Peygamberimiz bizleri şöyle uyarmaktadır: 'Sizden biri bir kötülük gördüğü zaman onu eliyle değiştirsin. Eğer gücü yetmiyorsa diliyle, buna da gücü yetmiyorsa kalbiyle buğzederek değiştirsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir. (Müslim)' Bu Hadisi Şerifi açıklayan hadis âlimlerine göre; kötülüğü eliyle (güçle) önleyecek olanlar, toplumları yönetenlerdir. Diliyle önleyecek olanlar ise âlimlerdir. İlim sahipleri ve bilgili olanlar bu sorumluluklarını yerine getirmedikleri takdirde toplumlar dejenere olurlar. Bir kimse âlim de değilse, onun görevi de kötülüklere buğzetmektir. Kötülüklerin işlenmesinde ve yaygınlaşmasında Müslümanlar rahatsız olmalıdırlar. Bu işlenen ve her geçen gün yaygınlaşan kötülüklerin sonunun bütün insanlığı nereyle götüreceğinden endişe duymalıdırlar" dedi.
Bütün bu endişe ve hassasiyetlerin toplumlarda bulunmadığı takdirde o toplumların huzur ve saadet bulamayacağını hatırlatan Arslan, "Cenabı Hak bunu şu ayetle bildiriyor: 'Şüphesiz Allah, bir kavmi değiştirmez, kendi nefislerindekini değiştirinceye kadar' diye buyuruyor. Bu gerçeği Peygamberimiz şöyle ifade buyuruyor: 'Toplumlar nasıl yaşıyorsa ona göre idare olunurlar.' Şeklinde buyuruyor" diye açıklamada bulundu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



