Star‘dan Ardan Zentürk, ‘Meydanı radikale bırakmamak‘ başlıklı yazısında, İmam-Hatip okulları meselesine bir başka zaviyeden bakmayı denemiş. Zentürk İmam-Hatipleri tartışmak değil, küresel stratejimizde nereye oturtmak gerektiğini konuşmak gerektiğinin altını çiziyor:

"Karadağ‘ın Sancak bölgesindeyiz... (...) Novi Pazar‘dan Belgrad‘a helikopterle döndük, Belgrad‘dan Karadağ‘ın başkenti Podgorica‘ya geçtik, oradan da 3 saatlik ‘muhataralı‘ bir kara yolculuğuyla Rojaye‘ye vardık...

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu özellikle, Karadağ‘ın yüksek dağları ve kanyonları arasından yılan gibi süzülen dar yolda hayli süratli ve riskli karayolu yolculuğundan sonra, yaşadıklarımızı, ‘Eğer böyle yapmasaydık, gerek Karadağ yetkilileri, gerek Sancak‘ın bu tarafında kalmış Müslüman kardeşlerimiz kendilerinin önemsenmediğini düşünebilirlerdi‘ diyerek özetledi.

Rojaye‘nin Koşuta restoranında karşımda oturan genç din adamı... Türkiye‘de eğitim görmüş, mükemmel Türkçesi ile Avrupa‘nın yaşadığı bir riski dile getiriyor:

‘Türkiye, nedense, 1990‘lardan sonra biraz yavaş davranınca, burada farklı bir gelişmeye de zemin yaratmış oldu. Balkanlar‘daki Arnavut ve Boşnak Müslüman din adamlarının eğitimi meselesi. Bölge Türkiye‘den beklediği işareti alamayınca, mecburiyetten Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün‘e döndü....‘(...)

Bizim yetkililere dönüyoruz, bir dönem yapılan hatayı açık sözlülükle kabul ediyorlar: ‘Doğrudur, Türkiye, 1990‘ların başında nedense, eğitim konusunda Türkçe konuşan topluluklar diye bir kavram çıkartmış ortaya. Yani Türk cumhuriyetleri veya Balkanlar‘dan Batı Trakya, Kırcaali veya Kosova‘daki Türkler‘den gençleri eğitim için kabul etmiş. Boşnaklar ve Müslüman Arnavutlar‘a gereken önem verilmemiş. Oysa, Balkanlar‘daki bu iki ulus, en az Türkçe konuşan toplumlar kadar bize yakınlar. Sancak Boşnaklar‘ı kendilerini bir Türk‘ten daha çok Türk olarak görüyorlar. Bu boşluğu biz kendimiz yaratmışız ve bizler açısından son derece stratejik önemdeki Müslüman toplumların bir dönem özellikle Suudi Arabistan‘a yönelmesinin yolunu açmışız...‘

Biraz yüreklere su serpeyim.Özellikle 2004‘ten bu yana TİKA ve Diyanet İşleri Başkanlığı bu bölgede olağanüstü çalışıyor ve geçmişteki hatanın düzeltilmesinde önemli ilerlemeler gösterilmiş durumda. Yüzlerce Boşnak ve Müslüman Arnavut genç artık Türkiye‘de din eğitimi alıyorlar. TİKA‘nın desteğinde ‘Türk tipi din eğitimi veren‘ İmam-Hatip Okulları açılıyor. (...)

İmam-hatipleri tartışmak değil, bu eğitim kurumlarını, Türkiye‘nin ‘küresel stratejisi‘nin neresine yerleştiririz, asıl onu konuşmamız gereken bir dönemdeyiz.

Artık bir gerçek kesin olarak karşımızda duruyor: Bizim burada varacağımız sentez, tüm insanlığın da sentezi olacaktır."

Muhabir: Haber Merkezi