25 Şubat 1992‘de Karabağ‘da neler oldu. Binlerce Azeri Türkü neden ve niçin katledildi. Unutulan soykırımın tarihi arka planını Sedat Bıçak sizin için yazdı...
Resmi rakamlara göre 26 Şubat gecesi yaşanan bu katliam neticesinde 613 kişi hayatını kaybetti. Katledilenlerin 83‘ü çocuk, 106‘sı kadın ve 7‘den fazlası yaşlıydı. 487 kişi katliamdan ağır yaralı kurtulmuştur. 1275 kişi Ermenilerce rehin alınmış, 150 kişi ise kaybolmuştur. Esirlerin birçoğundan daha sonra haber alınamamıştır. Edinilen bilgilere göre, esirlerden bir kısmının iç organları alınarak satılmış, bir kısmı ise Erivan‘daki bir araştırma laboratuarında kobay olarak deneylere tabi tutulmuştur.
Fransız İhtilali sonrası tüm dünyayı etkisi altına alan milliyetçilik fikri, çok uluslu devletleri derinden sarsmış ve beraberinde çözülmeyi getirmişti. Bu çözülmeden en çok etkilenen devletlerin başında Osmanlı geliyordu. İlk olarak Yunanistan, Osmanlı ile bağlarını koparmış ve bu kopuş adeta bir domino etkisi yaparak diğer milletlerin de bağımsızlık arzularını tetiklemişti. Osmanlının Teba-ı Sadıka olarak adlandırdığı Ermeniler, bu durum karşısında başta temkinli davranarak sessiz kalmayı yeğlemişlerse de, 19. yüzyılının sonlarına gelindiğinde onlar da harekete geçmişlerdi. Birinci Dünya Savaşı‘nın patlak vermesi ve Osmanlının bu savaşa müdahil olması, zaten isyan bayrağını açmış olan Ermeniler için büyük bir fırsat oldu. Rusya‘nın ve batılı güçlerin desteğini arkasına alan Ermeniler, Karadeniz‘den Akdeniz‘e uzanan coğrafyada büyük Ermenistan‘ı kurmak için son kozlarını oynamaya başladılar.
Birinci Dünya Savaşı, aynı zamanda Osmanlı için sonun başlangıcı anlamına geliyordu. Batının "hasta adam" olarak nitelendirdiği devlet son nefesini verirken geride bıraktığı miras, emperyalist ülkelerin iştahını kabartıyor ve bu mirası sahiplenmek arzusu büyük bir çekişmeyi de beraberinde getiriyordu. Bir taraftan, yapılan gizli anlaşmalarla topraklar paylaşılıyor, diğer taraftan da bu paylaşımın kalıcı olabilmesi için ittifaklar oluşturuluyordu. Bu paylaşım içerisinde Ermenilere, Doğu Anadolu‘da bir devlet öngörülmüştü. Bundan dolayı Doğu Cephesi‘nde Osmanlı, Ruslara karşı mücadele verirken, aynı zamanda Ermeni çetelerinin katliamlarıyla karşı karşıya kalmıştı. Olaylar durulmayınca hükümet, son çare olarak tehcir kanunu çıkarmış ve Ermenileri, göç vasıtasıyla Doğu Anadolu‘dan uzaklaştırmıştı. Ancak Ermeniler için henüz her şey bitmiş değildi. Bu defada Ermeniler, Kafkaslarda kendilerini göstermeye başlamışlardı.
Karabağ sorunu
Karabağ Azerbaycan‘da, sınırları güneyde Hudeferin Köprüsü‘nden Sınık Köprüsü‘ne kadar Aras Çayı, doğuda Kür Çayı, kuzeyde Gence ile sınırı Golan Çayı‘na kadar olan kısım ve Kuşbek, batıda Salvatı ve Erikli olarak olarak adlandırılan Karabağ Dağları‘ndan oluşan bölgedir.(1) Azerbaycan‘ın diğer bölgeleriyle beraber, Ermenistan ve İran‘ı kontrol edebilecek bir noktada yer alan bölge, bu özelliğinden dolayı stratejik bir öneme sahiptir.(2)
Tarih boyunca çeşitli Türk boylarının yönetimi altında kalan Karabağ, 1826 senesinde Çarlık Rusya‘sı tarafından işgal edilmiştir. Bu tarihten itibaren bölgenin etnik yapısında önemli değişiklikler olmuştur. Özellikle Rusya‘nın 1828‘de İran ile imzaladığı Türkmençayı Anlaşması ve 1829‘da Osmanlı ile imzaladığı Edirne Anlaşması neticesinde bölgeye büyük bir Ermeni göçü vuku bulmuştu.(3) Bu süreç içerisinde bölgeye gelen Ermenilerin nüfusu bir milyon üç yüz bini aşmıştır. Tüm bu göçlere rağmen, 1832 yılındaki Çarlık Rusya‘sı resmi sayımlarında Karabağ nüfusunun d.8‘i Türk, 4.8‘i Ermeni olarak kayda geçmiştir.(4)
1917‘de Rusya‘da meydana gelen Bolşevik İhtilalı sonrasında Kafkaslarda bağımsızlık talepleri yükselmeye başlamıştı. Bölgedeki bağımsızlık hareketlerinin önüne geçmek isteyen Sovyet Rusya, birtakım tedbirlere başvurmuş ve özellikle de bu hususta Ermenilerden yararlanma yoluna gitmişti. Bölgede yayılmacı bir siyaset güden Ermeniler, bunu fırsat bilerek Rusların yanında yer almış ve Azerbaycan topraklarında büyük katliamlara girişmişlerdi. 31 Mart 1918‘de Bakü‘de meydana gelen olaylarda, 12 bin Azerbaycan Türkü Ermeniler tarafından katledilmişti. Bu olaylardan kısa bir süre sonra 28 Mayıs‘ta Azerbaycan bağımsızlığını ilan etmiş, ancak bu bağımsızlık uzun ömürlü olmamış ve ülke, 27 Nisan 1920‘de Rus işgaline maruz kalmıştı.(5) Bu dönemde Karabağ‘ın hukuki durumu Moskova yönetiminde tartışmalara konu olmuş ve nihayetinde Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi‘nin tesisine karar verilmiş, bu karar 24 Temmuz 2923‘te ilan edilmişti.(6) Azerbaycan‘ın idaresi altında oluşturulan bu bölge 4200 km2 olup Cevanşir, Şuşa, Cebrail, Zengezur ve Kubatlı‘nın bir kısmını kapsıyordu.(7) Sovyet Rusya‘nın bu kararı Ermenileri memnun etmemiş ve Ermeniler, sürekli her platformda Karabağ üzerindeki taleplerini dile getirmeye devam etmişlerdir. Olaylarının tırmanışa geçtiği 1980‘li yılların sonlarına dek Ermeniler, Karabağ bölgesini elde edebilmek maksadıyla birçok girişimde bulunmuş, fakat bu girişimlerinden bir sonuç alamamışlardır. Özellikle 1983‘te Lozan‘da toplanan Dünya Ermenileri Kongresi‘nde, 29.000 km2‘lik Ermenistan topraklarının kendilerine yetmediğini belirten Ermeniler, Karabağ‘ın Ermenistan‘a katılması için eylem kararı almışlardı.(8)
1985‘de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği‘nin başına geçen Gorbaçov, Rusya‘da yeni bir dönemin startını vermişti. Glasnost (açıklık)- Perestroyka (yeniden kurma) olarak adlandırılan bu yeni dönemde devlet politikası liberal bir çizgiye doğru kayarken, bu uygun ortamdan istifade etmek isteyen Ermeniler, Karabağ‘ı almaya dönük siyasetlerine yeniden ağırlık vermeye başladılar.(9) Ocak 1988‘den sonra bölge üzerindeki baskılarını artıran Ermeniler, 21 Şubat‘ta aldıkları kararla Karabağ‘ın Ermenistan‘a ait olduğunu ilan ettiler. Yine aynı yıl içerisinde Ermeni Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, Dağlık Karabağ bölgesini Azerbaycan Yüksek Sovyeti‘nden istedi. Talebi kabul görmeyince bu defa da Moskova yönetimine başvurdular fakat buradan da olumsuz cevap aldılar.(10)
Bunun üzerine Ermeniler, isteklerini elde edebilmek için terör faaliyetlerine başvurdular ve bölgede çatışmalar meydana gelmeye başladı. Karabağ bölgesinde baş gösteren huzursuzluk Ermenistan‘a da sıçramış ve Ermenistan‘da yaşayan Türkler zor kullanılarak göçe icbar edilmişlerdir. Bu dönemde yaklaşık 244 bin Azerbaycan Türkü göç etmek zorunda kalmıştır.(11) Yaşanan bu gelişmeler, Hocalı katliamına uzanan sürecin başlangıcı olmuştur.
Hocalı katliamı
Sovyetler Birliği‘nin dağılması üzerine 1991 senesinde Ermenistan ve Azerbaycan bağımsızlıklarını ilan ettiler. Uluslararası hukuku hiçe sayan Ermenistan, bağımsızlığın ilanıyla birlikte Karabağ‘ı kendi toprakları içinde gösterdi.(12) Bölgede çatışmaların şiddetlenmesi üzerine Azerbaycan, Ermenistan‘a giden demiryolunu kapattı ve 26 Kasım 1991‘de almış olduğu kararla Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi‘nin statüsünü ortadan kaldırarak Bakü‘ye bağladı.(13) Bu karar Ermenistan tarafından şiddetle kınandı. Bu süreçte Karabağ bölgesindeki Ermeni terör faaliyetleri katliamlara dönüşecek bir şekilde tırmanış gösterdi. Ermeni kuvvetleri 1992 yılı başından itibaren Karabağ‘da işgal alanlarını genişletmeye başladı ve birçok bölgeyi kontrol altına aldı. Ermeni güçlerinin hedefinde olan bölge Hocalı idi.
Hocalı stratejik olarak Karabağ dağ silsilesinde Ağdam-Şuşa, Eskeran-Hankendi karayolları ile demiryolları şebekesi üzerinde yer alan önemli bir yerleşim yeridir. Ayrıca bölgedeki tek havalimanı Hocalı‘dadır. 936 km2 alana sahip olan bölge Türklerle meskûn olup, 2605 aileden ibaret 11.356 kişinin yaşadığı bir şehirdir.(14)
1991‘in Ekim ayından itibaren Hocalı‘yı abluka altına alan Ermeniler, kara ulaşımını engelleyerek bölgeye giriş çıkışların önüne geçmişti. Tecrit altında tutulan bölgeye sadece helikopterlerle girilebiliyordu. Bunun da önüne geçmek isteyen Ermeniler, 28 Ocak 1992‘de içerisinde sivillerin bulunduğu bir helikopteri roket atışıyla vurarak düşürdüler. Olayda 40 kişi hayatını kaybetti.(15) Bu süreç içerisinde bölgeye ulaşmaya çalışan helikopterlere defaatle ateş açılmış idi.(16) Şubat ayı başından itibaren Hocalı‘yı tamamen kuşatan Ermeni silahlı birlikleri, bölgeyi top atışlarıyla bombalamaya başladılar. Dış dünya ile bağlantısı tamamen koparılan, elektriği kesilen, doğalgaz hatları tahrip edilen ve fırınları dahi çalışamaz bir duruma gelen Hocalı‘da halk, Ermeni güçlerine karşı direniş başlattı.(17) Direnişi kırmak ve bölgeyi tamamen ele geçirmek isteyen Ermeni silahlı birlikleri 25 Şubat‘ı 26 Şubat‘a bağlayan gece Hocalı‘ya girdiler. Bölgede konuşlanmış olan Albay Zarvigarov komutasındaki 366. Rus Motorize Alayı da Ermeni güçlerine destek verdi.(18) Tank ve roket atışlarıyla direniş mevzileri harap edilirken, Ermeni piyade birlikleri şehrin içine sokulmaya başladılar. Dış dünya ile bağlantısı koparılmış olan Hocalı direnişçileri, dışarıdan bir yardım alamadığı için işgalciler karşısında fazla tutunamadılar ve ağır kayıplar vererek geri çekilmeye başladılar. Şehri ele geçiren Ermeni ve Rus birlikleri savunmasız kalan sivil halka saldırdı ve çocuk, yaşlı, kadın demeden büyük bir katliama girişti. Katliam gece boyunca devam etti. İşgalin hedefindeki mevzilerden biri olan Hocalı Havalimanı Ermeni güçlerinin eline geçti ve burada da 160 sivil öldürüldü.(19) Şehri terk etmek isteyen siviller geçiş yollarını tutan Ermenilerin engeliyle karşılaştılar. Geçiş yollarının üzerinde bulunan ve Ermenilerce meskûn olan Nahçevanik köyünde Hocalı‘dan uzaklaşmak isteyen sivil halka ateş açıldı. Burada birçok sivil hayatını kaybettiği gibi, hayatını kurtaranların büyük bir kısmı da esir alındı.(20)
Katliamın sonuçları
Resmi rakamlara göre 26 Şubat gecesi yaşanan bu katliam neticesinde 613 kişi hayatını kaybetti. Katledilenlerin 83‘ü çocuk, 106‘sı kadın ve 7‘den fazlası yaşlıydı. 487 kişi katliamdan ağır yaralı kurtulmuştur. 1275 kişi Ermenilerce rehin alınmış, 150 kişi ise kaybolmuştur.(21) Esirlerin birçoğundan daha sonra haber alınamamıştır. Edinilen bilgilere göre, esirlerden bir kısmının iç organları alınarak satılmış, bir kısmı ise Erivan‘daki bir araştırma laboratuarında kobay olarak deneylere tabi tutulmuştur.(22)
Hocalı olaylarını müteakip Rusya, devlet televizyonu başta olmak üzere medya organları vasıtasıyla yaşanan katliamdan herhangi bir şekilde sorumlu olmadığını duyurdu. Gerçekleri saptırmaya çalışan Rus basını, "366. Motorize Alayı‘nın saldırılara iştirak etmediğini, sadece alayı terk eden bazı er ve subayların Ermenilerden aldığı ücret mukabili bu operasyonda Ermeni kuvvetlerinin yanında yer almış olabileceği" şeklinde yayınlara yer verdi. Ancak, olaylara karışmış olan 366. Rus Motorize Alayı mensuplarından Pavel Zuyev, Aleksey Bondarev ve Pavel Natikin, 14 Mart 1992 tarihli İzvestiya gazetesine vermiş oldukları demeçte, "katliam operasyonuna bilfiil iştirak ettiklerini" itiraf etmişlerdir.(23) Yine ayını birlikten firar etmiş olan üç Rus askeri, 3 Mart‘ta düzenledikleri basın toplantısında "beyinlerinin yıkandığını ve Hıristiyan Ermeniler yanında Müslüman Azerbaycanlılara karşı savaşmaya çağrıldıklarını" beyan etmişlerdir.(24) Rus basınının kendilerini temyize çıkarmaya matuf yayınları böylelikle çürütülmüştür.
Dünya kamuoyunun olaylar karşısındaki sessizliğinden cesaret alan Ermeni kuvvetleri, bölge içerisindeki işgal sahasını genişletmiş ve Hocalı‘dan sonra Şuşa ve Laçin‘i de ele geçirerek Dağlık Karabağ ile Ermenistan arasında fiziksel bağı sağlamıştır. Yaşanan çatışmalar neticesinde bir milyon Azerbaycan Türkü yurtlarını terk etmek zorunda kalarak mülteci konumuna düşmüştür. 1994 yılında imzalan ateşkese kadar Ermeniler, Azerbaycan topraklarının toplamda % 20 kadarını işgal etmiştir.(25)
Çatışmaların kaynağı olan Karabağ meselesi BM ve AGİT tarafından değerlendirilmiş ve her iki kuruluş da Karabağ‘ın Azerbaycan‘a ait olduğunu kabul etmiştir. Ancak Ermenistan‘a karşı herhangi bir siyasi ve askeri yaptırım uygulanmaması, bölgedeki işgalin kalıcı olmasına neden olmuştur. Bugün Karabağ‘da Ermenistan işgali devam etmekte olup, Karabağ meselesi hâlâ çözüme kavuşabilmiş değildir.
1- Mustafa Aydın, "Karabağ", DİA, XXIV, İstanbul, 2001, s. 367.
2- Araz Aslanlı, "Tarihten Günümüze Karabağ Sorunu", Avrasya Dosyası, 7/1, Ankara, 2001, s. 393.
3- Akif Aşırlı, Türkün Xocalı Soyqırımı, Bakı, 2005, s. 130. Ahmet Ali Arslan, "Hocalı Katliamı ve Azerbaycan‘a Kardeş Kömeği", Azerbaycan Türk Kültür Dergisi, 320, Ankara, 1998, s. 24. Aslanlı, s. 394.
4- Aslanlı, s. 394.
5- Aslanlı, s. 396.
6- Ergünöz Akçora, "Anadolu‘dan Azerbaycan‘a Ermenilerin Türklere Yaptığı Katliamı (Azerbaycan-Karabağ-Hocalı)", Türk Dünyası Araştırmaları, 161, İstanbul, 2006, s. 22; Aydın, s. 368; Aslanlı, s. 399.
7- Aydın, s. 368.
8- Aydın, s. 368.
9- Aslanlı, s. 400.
10- Aydın, s. 368.
11- Akçora, s. 22-23.
12- Akçora, s. 23; Aslanlı, s. 402.
13- Aslanlı, s. 403.
14- 15. Yılında Hocalı Soykırımı Üzerine Yapılan Panel, Azerbaycan Türk Kültür Dergisi, 375, Ankara, 2007, s. 14; M. Kengerli, "Hocalı Soykırım Faciası (26 Şubat 1992)", Azerbaycan Türk Kültür Dergisi, 364, Ankara, 2006, s. 28.
15- 15. Yılında Hocalı Soykırımı Üzerine Yapılan Panel, s. 14-15; Aslanlı, s. 403.
16- Nesrin Sarıahmetoğlu, "Hocalı‘nın Anısına", Azerbaycan Türk Kültür Dergisi" 302, Ankara, 1995, s. 24.
17- Sarıahmetoğlu, s. 24; "15. Yılında Hocalı Soykırımı Üzerine Yapılan Panel", s. 15.
18- Aşırlı, s. 6; Sarıahmetoğlu, s. 24; Aslanlı, s. 404; Kengerli, s. 28; Akçora, s. 24; 15. Yılında Hocalı Soykırımı Üzerine Yapılan Panel, s. 15; Arslan, s. 27.
19- Bölgedeki tek havaalanı olma özelliğini haiz olan Hocalı Havaalanı, Ermenistan‘dan Dağlık Karabağ‘a gidecek olan harp malzemelerinin naklinde önemli bir üsttü. Bu nedenle Hocalı‘ya giren Ermenilerin hedefindeki ana mevzilerden birisi de burası idi (Sarıahmetoğlu, s. 25).
20- Aşırlı, s. 134; Sarıahmetoğlu, s. 24.
21- Aşırlı, s. 145; Aslanlı, s. 404; Akçora, s. 25; Kengerli, s. 29; 15. Yılında Hocalı Soykırımı Üzerine Yapılan Panel, s. 15.
22- Akçora, s. 25; Kengerli, s. 29.
23- Kengerli, s. 28.
24- Sarıahmetoğlu, s. 25; Aslanlı, s. 404.
25- Akçora, s. 24.





