Türkiye Küçük Millet Meclisleri (TKMM) tarafından düzenlenen ‘Anayasamızı Hazırlıyoruz‘ başlıklı söyleşi, Güngören Kültür Merkezi‘nde yapıldı. Çok sayıda davetlinin bulunduğu söyleşiye Av. Gülden Sönmez ve Av. Sacit Kayasu konuşmacı olarak katıldı.
TKMM tarafından ‘yeni anayasa‘ çalışmalarına katkı sağlamak amacıyla düzenlenen söyleşilerin bu ayki konusu ‘Birey hak ve özgürlükleri kapsamında yaşam hakkı, dokunulmazlık ve özel yaşamın gizliliği‘ oldu. Her ay farklı konu ve konukları halkla buluşturan TKMM bu ay, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi‘nde kazandığı dava sonrası avukatlık mesleğine dönen Sacit Kayasu ile dernekler hukuku alanında hizmet veren Av. Gülden Sönmez‘i konuşmacı olarak davet etti.
Kısa ve öz olmalı
Av. Sacit Kayasu, anayasaların kısa olması gerektiğini belirtti. Türkiye‘nin anayasal geçmişinin çok yeni olduğuna dikkat çeken Av. Kayasu, yapılacak olan yeni anayasanın herkesi kapsayacak biçimde olması gerektiğinin altını çizdi. Av. Kayasu, "Anayasalar uzun uzun yazılan roman değildir. Kısa olmalıdır. Başörtülüsü, açığı,her ne görüşte olursa olsun kendi fikrini beyan etmeli ve herkesi kapsamalı ki sürekli anayasa değiştirmeyelim. İngiltere‘de şu ana yazılı bir anayasa yok. Anayasa çalışmaları 150 yıllık bir tarihi olmasına rağmen doruk noktadadır. Osmanlı‘da ilk anayasal düzenlemeler Sened-i İttifak, Islahat ve Tanzimat sonrasında da 1878‘de Kanuni Esasi‘yle başlamıştır. Türkiye‘nin anayasa tarihi çok yenidir. Asıl biz anayasayla 1921 ve 1924‘te tanıştık. Ama bunlar jakobenlerin elindeydi. 1982 anayasası ise bir hakkı tanıyor, sonra da bu hakkı kullanmanı kısıtlıyor. Buların yaşanmaması için hep beraber anayasayı yapalım. Türkiye bu anayasa değişikliklerini son kez yapmalı ve bu 6. düzenlemeyle sona erdirmelidir" diye konuştu.
Herkesi kapsamalı
Yeni anayasada milletleri ayrıştıran değil bütünleştiren bir özellikte olması gerektiğini savunan Av. Kayasu, "Amerika‘da birçok farklı millet olmasına rağmen hepsi ‘Amerikalıyım‘ diyor. Ancak bizim ülkemizde ben Türküm, Kürdüm, Lazım... diye ayrışma var. Bunun önüne geçebilmek için herkesi kapsayacak, herkesin kendisini bulabileceği bir anayasa hazırlanmalı" dedi.
İnsanı koruyan bir anayasa
Türkiye‘de yaklaşık 100 bin kişiyle görüştüğünü belirten Av. Gülden Sönmez, insanı temel alan ve koruyan bir anayasanın şart olduğunu söyledi. Av. Sönmez, "Türkiye‘deki her kesimden, görüşten kişilerle görüştüm. Hak ihlalleri karşısında insanlar nasıl hak aramalılar. Bugün anayasayı hazırlamak noktasında her yaştan insan Türkiye‘deki baskılardan, darbelerden etkilenmiştir. Eğer sorsanız ortak cevap olarak ‘biz bu acıları bir daha yaşamamalıyız‘ derler. İşkenceden hayatlarını kaybetmişi insanların olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Biz hep devleti koruyan yasaların yanında olmuşuzdur. Maalesef insanı koruyan anayasanın nasıl olacağı umurumuzda olmamış. Ruhsuz bir yasanın peşinde koşmuşuz" ifadelerini kullandı.
Toplumun ruhunu yansıtmalı
Anayasaların sadece kağıt üzerinde yazılı metinlerden ibaret olmaması gerektiğini vurgulayan Av. Sönmez, toplumun ruhunu yansıtması gerektiğini kaydetti.
Av. Sönmez, "Nasıl yönetilmek istiyoruz? Kendi düşüncelerimizi ya da farklı düşüncedeki insanların nasıl yönetilmek istediklerini ifade etmemiz gerekiyor. Sadece milletvekilleri tarafından yürütülen bir anayasa çalışması Türkiye halkının beklentilerine cevap veremez. Muhtelif görüşteki kişilerin görüşlerini hayata geçirebilirsek yeni anayasada nasıl yönetilmek istediğimizi ifade edebilirsek ruhu olan bir biçimde yönetileceğiz. Toplumların çeşitli karakterleri var. Batı ya da Doğu‘da oluşturulan anayasalar, metin olarak güzel gelebilir. Ancak ve ancak toplumun ruhunu katabilirseniz o metinler o toplum için bir anlam ifade edebilir" şeklinde konuştu.




