Günümüzde, geniş aile yapısı ortadan kalkmış, paylaşım alanları yoksullaşmış ve insanlar bu boşluğu doldurabilmek için gönüllü organizasyonlara yönelmişlerdir.
Kırsal alandan şehre göç eden ve iki kültür arasında sıkışıp kalan kimseler ise kendi hemşehri derneklerini ve dayanışma gruplarını oluşturarak, buralarda yerel kültürlerini yaşamakta, sosyal ilişkilerini sürdürmektedirler.
"Son dönemde, metropol kentlerde göç edenlerin yaşadıkları kültürel şoku aşabilmek ve kentte tutunabilmek için çeşitli çözümler ürettiklerine şahit oluyoruz. Bunun en somut örneğini hemşehri dernekleri adı altında yapılan organizasyonlarda görüyoruz. Kente yaşayanlar, iş, konut bulabilmek, ekonomik, sosyal sorunlarını azaltmak ve kültürel kimliklerini korumak için bir araya gelerek, dernek ya da vakıf benzeri örgütlerin çatısı altında hemşehri dayanışmasını sergiledikleri artan düzeyde gelişmektedir" (Kent Sosyolojisi, Doçent. Dr. Hüseyin Bal, Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Ankara, 1999, s. 74)
Hemşehri dernekleri, insanların birliktelik ruhunu korumaya ve kültürel varlıklarını yaşatmaya yönelik bir çalışmadır. Kent yaşamında yalnızlaşan insanlar, burada ortak bir kültürün çatısı altında birleşmekte ve sosyal olarak birbirlerine destek vermektedirler.
"Kurdoğlu, hemşehri derneklerinin diğer derneklerden farklı bir nitelik taşıdığını belirtir. Diğer derneklerde atomize olmuş bireylerin bir araya gelerek oluşturdukları birlikler söz konusu iken hemşehri derneklerinde kente göç eden ve güçlü aile, akrabalık, komşuluk ve hemşehrilik bağı olanların birliği söz konusudur. Bu dernekler, çoğu akraba, hemşehri olan kişiler tarafında gecekondu sorunlarının çözümü için kurulan derneklerden de farklıdır (Kent Sosyolojisi, Doçent. Dr. Hüseyin Bal, Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Ankara, 1999, Kurdoğlu, 1994, 367, 383 s. 75)
Aileler, çocuklarını bilinçlendirmelidir
İnternet ve çevrimiçi teknolojik aygıtlar günümüz dünyasında en popüler iletişim araçları olarak hayatımızın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Eskiden aileler çocuklar üzerinde birinci derecede etkili kişiler iken şimdi bunun yerini medya ve bu iletişim araçları aldı. Yediden yetmişe herkes internet, televizyon sinema, gazete ve cep telefonu gibi araçların tesirinde kalıyor. Bu araçlar doğru ve yerinde kullanıldığında sorun yok ancak insanların büyük bir kısmı bunu henüz başarabilmiş değil. Bu konuda anne babalara büyük sorumluluk düşüyor. Onlar çocuklarına bu araçları nasıl kullanacakları konusunda bilgi vermeli ve yol göstermelidirler. Aksi takdirde bir süre sonra çocuklar ailenin kontrolünden tamamen çıkarak medyanın güdümüne girecektir.





