Üç yaşındaki bir çocuk, artık arkadaşlarıyla oyun oynayabilir ve özbakımını annenin de yardımıyla yapabilir.
Anne desteklerse, yemeğini yiyebilir, giyinebilir, el yıkama diş fırçalama... gibi temel ihtiyaçlarını karşılaşabilir.
Çocuk isteklerini ifade edebilir, istemediği şeyleri red edebilir.
Çocuk söylenenleri anlayacak yeterliliğe gelmiştir ve duygularını sözel olarak ifade edebilir.
Anneye olan bağımlılığı azalmıştır ve kendine güvenmektedir.
Üç yaşında benmerkezciliğinden yavaş yavaş kurtulmakta ve grup oyunlarına katılmaktadır
Çocukta ben ve başkaları kavramı gelişmiştir,
Çocuk ihtiyaçlarını geciktirmeyi öğrenmiştir.
Paylaşmayı ve grupla oynamaya başlar.
Hareket ve koordinasyonları artmıştır ve kendi işlerini yapabilmektedir.
Dış dünya ile ya da dini konularda sorular sorar.
Grup içinde uyum sağlamadığında dışlanacağını kavrar ve buna uygun davranır
Çevresindeki yetişkinlerin sorun çözme yöntemlerini taklit eder.
Anne babanın davranışlarını taklit eder
ÇOCUĞUN REHBERİSİNİZ
Anne baba çocuğun gelişim özelliklerini tanımalı ve onu doğru yönlendirmelidir. Mesela üç yaşında bir çocuk sürekli soru sorar ve hayatı bu şekilde tanımaya çalışır. Anne baba çocuğun sorduğu soruyu ciddiye almalı ve onu bilgilendirmelidirler.
1- Babam, ben kardeşime kızdığımda bu çok kötü bir şey diyor peki kendisi neden bana kızıyor?
Cevap: İnsanlar bazen istemedikleri şeyleri yapabilirler, yani hata yapabilirler. O an baban çok kızdığı için kendini tutamamış olabilir.
2- Arkadaşım benim oyuncaklarımı alıyor ben de ona vuruyorum ...?
Annenin cevabı: Eğer arkadaşın oyuncağını alıyorsa bundan duyduğun rahatsızlığı ona ifade edebilirsin. Buna hakkın var.
3- Ölünce nereye gideceğiz?
Bütün canlılar doğar yaşar ve ölürler. Allah insanları dünyaya iyi bir insan olmaları için gönderdi. İyiler için öbür dünyada güzel bir hayata kavuşacaklar, bu nedenle bizler iyi insan olmaya gayret etmeliyiz.
2. YAŞ SENDROMU
İki yaş hem çocuk için hem de aile için zor bir dönemdir. Bu dönem çocuk zaman zaman öfke nöbetleri geçirebilir, anneyle inatlaşır ve istediği şeyi yaptırmak için direnir. İki yaş süreci, özerklik dönemi olarak da bilinir. Özerklik dönemi çocuğun kendini özgür ifade edebildiği sunduğu bir süreçtir. Yani çocuk ben de varım, ben buradayım demektedir. Çocuk, bağımsız hareket edebildiğini görmekte ve buna uygun hareket etmektedir. Yani giysilerini kendisi giymek, yemeğini kendisi yemek ve istediği oyuncağı almak istiyor istekleri karşılanmadığında da öfkeleniyor.
GEÇİCİ BİR SÜREÇTİR
Çocuk istediği şeyi yaptırmak ister ve bu konuda ısrar eder.
Çocuk öfke nöbetleri geçirebilir, sinirlenir ve oyuncaklarını yere atar.
Çocuk öfke nöbetini bazen kendine çevirir ve ellerini ısırır saçlarını yolar
Arkadaşlarıyla oynarken onları, her zaman kendi isteği doğrultusunda yönlendirmeye çalışır ve kavga eder
Anne ile inatlaşır ve anneye öfke duyar
Oyundan alıkoyulduğunda öfkelenir ve yemeğini yemek istemez.
BİR KAÇ TAVSİYE
İki yaş çocuğun çevreye uyum sağlamaya çalıştığı bir süreçtir ve bu süreç geçicidir.
Anne baba çocukla inatlaşmamalı onu anlamaya çalışmalıdır
Yaşanan sürecin geçici olduğunu bilmelidirler
Anne baba ilişkilerinde tutarlı olmalı aşırı baskıcı ya da koruyucu olmamalıdır
Çocuğun yapabileceği işlerde onu rahat bırakmalı ve dökse de yemeğini kendisin yemesi için rahat bırakmalıdır.
Çocuğa küçük açıklamalar yapmalı ve onunla sağlıklı ilişkiler kurmalıdır.
Ebeveynler bu sürecin geçici olduğunu bilmeli ve empati yapmalı çocuğu anlamaya çalışmalıdırlar.
"Doktorun yeri halkın yanıdır‘‘
Türk Tabipleri Birliği (TTB) tarafından düzenlenen ‘‘Hekim Bağımsızlığı, Meslek Örgütü Özerkliği İçin Dünya Tabipleri Birliği Hekimlerle Buluşuyor‘‘ başlıklı ikili konferans Ankara Üniversitesi‘nde yapıldı.
Konferansa Dünya Tabipleri Birliği Başkanı Dr. Jose Luiz Gomes Do Amaral ile Dünya Tabipleri Birliği Konsey Başkanı Dr. Mukesh Haikerwall konuşmacı olarak katıldı.
TTB Başkanı Eriş Bilaloğlu, açılışta yaptığı konuşmada, sağlık alanında Türkiye‘de yıllardır yaşanan sorunların üzerine, 2 Kasım 2011‘de çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname ile bu alandaki bütün kurumları etkileyecek çapta bir düzenlemeye gidildiğini belirtti.
Dr. Amaral da hekimlik ve meslek örgütünün özerkliğine ilişkin yaptığı sunumda, kamu çalışanlarının refahını sağlamak amacıyla çalışmalar yaptıklarını ve bu kapsamda diş doktorluğu, hemşirelik gibi farklı mesleki kuruluşlarla da iş birliği yaptıklarını anlattı.
Uluslararası tıp etiğine göre, bir doktorun her zaman hasta hakkında bağımsız bir yargıda bulunması gerektiğine dikkat çeken Amaral, bu bağımsızlığın standartlarının da belirlenmesi gerektiğini dile getirdi.
Amaral, ‘‘Doktor, hastasını dikkate alan kişidir. Biz doktorların iktidar veya muhalefette yeri yoktur. Biz taraf tutamayız. Bizim yerimiz halkın yanıdır. Birileri çıkarları doğrultusunda davranıyorsa hekimlikten söz edemeyiz. Bizim bağımsızlığımız tıpta etiğin sağlanması anlamına geliyor. Yani, hasta için en iyi reçeteyi yazabilmeliyiz. Hastanın da kendi doktorunu seçme hakkı olmalı‘‘ diye konuştu.
Türkiye‘de 120 bin doktorun 73 milyondan fazla insan için çalıştığını anlatan Amaral, dünyada milyonlarca doktorun TTB ile bu konuda bir dayanışma içinde olduğunu söyledi.





