Herkesin babası kendisi için değerlidir. Benim babam da benim için öyle. Ama gerçekten babam her çocuğun hayalindeki babadır. Mesela ben babamla her konuyu konuşurum, ona hiç çekinmeden her derdimi söylerim.
Stresin aktif olduğu dönem
Bu dönem, organizma dışarıdan gelen uyarana karşı tepki vermekte ve bunu stres verici bir durum olarak algılamaktadırlar. Burada ya mücadele etmeyi tercih ederiz ya da ortamdan uzaklaşarak stresi yok sayarız.
Karşı koyma: Organizma, strese karşı tepki verir ve bu konuda direnç geliştirmeye çalışır. Bu süreci atlatabilirse stresle başa çıkmayı öğrenir.
Bitkinlik ve yenilgiye uğramak: Organizma tükenir ve dayanma gücünü yitirirse stresin içine düşmek kaçınılmaz olur.
Stresle başa çıkabilmek için şunları yapınız:
Öncelikle soruna değil çözüme odaklanın
Sosyal destek alanınızı genişletin
Kendinizi tanıyın ve düştüğünüz yerden kalkmaya gayret edin.
Stresi tetikleyen noktalar
Fiziki çevreden kaynaklanan, hava kirliği ve gürültü gibi etkenler.
İş alanında yaşanan sorunlar
Ruhsal sorunlar
Kişinin hayatına anlam verememesi
Boşluk duygusu
Aile içinde ya da dışarıda yaşanan çatışma durumları.
Başa çıkma becerileri geliştirmek
Stres hayatımızın bir gerçeği. İnsanların strese karşı geliştirdiği korunma yöntemleri ise kendilerine özgüdür. Bu konuda kimileri, sigara, alkol vb. bağımlılık maddelerine sığınırlar ve stresi geçici olarak unutmayı tercih ederler. Ancak bu onların sorunlarını daha da içinden çıkılmaz hale getirir ve hiçbir zaman kalıcı bir çözüme ulaşamazlar.
Kalıcı çözümler üzerine yoğunlaşmalayız:
Öncelikle sorunun nereden kaynaklandığını ve nasıl başaçıkılacağını tanımlayın.
Çözüme ulaşma konusundaki seçeneklerinizi arttırın ve kendinize en yakın olanı tercih edin
Sorunun çözümü konusunda en büyük sorumluluğun kendinize ait olduğunu unutmayın ve eyleme geçin
Sorunun çözümü konusunda çevrenizin desteğini almaktan kaçınmayın.
Etkili iletişim becerisi geliştirin
İş ortamında ya da aile içinde sorunları karşı tarafa ifade edememek ve biriktirmek stresi tetikliyor. Bu nedenle, sorunlarınızı ilgili kişilerle konuşmaktan ve kendinizi açmaktan kaçınmayın. Ancak bunu yaparken, ben dili kullanmaya ve çatışma zemini oluşturmamaya özen gösterin. Yani, Sen zaten şöylesin, sen zaten hep böyle yaparsın...demek yerine, bu şekilde davrandığın için kırılıyorum, iş motivasyonum düşüyor, kendimi kötü hissediyorum...gibi kendinizde oluşan duyguyu paylaşın ve karşınızdaki kişiyi empati yapmaya çağırın.
İnsanın kendini değersiz görmesi
Kendini eksik ve yetersiz hisseden kişi değersizlik duygusuna kapılır. Bu da kişide iki şekilde tezahür eder:
1- Kendini olduğundan çok daha güçlü ve başarılı gösterme: Bu kimseler bulundukları ortamda sürekli kendilerinden söz etme ihtiyacı içinde olurlar ve yaptıkları işleri abartarak anlatırlar.
2- Kabuğuna çekilme: Bu kimseler de, kendilerinin yeteneksiz olduğuna inanırlar ve çekimser kalırlar. Kendilerini ifade etmekten kaçınırlar ve toplum içinde olmaktan uzak dururlar.
Çocukluk döneminde, kanatlarımız kırılır, eleştirirler, küçük düşürürler, takdir etmekten kaçınırlar. Biz de gerçekten yetersiz olduğumuza inanmaya başlarız. Ancak bunun gerçeği yansıtmadığını anladığımız anda hayata yeni bir sayfa açabiliriz. Her şeyden önce bizler insan olarak Allahın değer verdiği ve üst bir konumda yarattığı varlıklarız. Bunun bilincinde olmak değersizlik duygumuzu iyileştirmeye yeter.
TTB'nin "Tüberküloz Raporu" açıklandı
Türk Tabipleri Birliğince (TTB) hazırlanan ''Tüberküloz Raporu''nda, Türkiye'nin tüberküloz kontrolünde son 20 yılda ulaştığı başarının, aslında Verem Savaş Dispanserleri temel alınarak sürdürülen Tüberküloz Kontrolü Programı'nın doğruluğunu ispatladığı vurgulanarak, bu bağlamda, gelecek yıllarda tüberküloz kontrolünde aksama yaşanmaması için bugüne kadar verem savaş dispanserleri ağırlığıyla sürdürülen stratejinin yetkinleştirilerek korunmasının gerekli olduğu kaydedildi.
Tüberküloz Raporu, İstanbul Tabip Odası'nda düzenlenen basın toplantısında, TTB Tüberküloz Çalışma Grubundan Uzman Dr. Nilüfer Aykaç Kongar tarafından açıklandı. Raporda tüberkülozun tüm dünyada olduğu gibi Türkiye için de 2011 yılı itibarıyla hala önemini koruyan bir hastalık olduğuna dikkat çekilerek, Türkiye'nin tüberküloz kontrolünde son 20 yılda ulaştığı başarının, aslında Verem Savaş Dispanserleri temel alınarak sürdürülen Tüberküloz Kontrolü Programı'nın doğru olduğunu ispatladığı vurgulandı.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



