Önceki haftalarda izah ettiğimiz, hanımların eşlerine karşı sorumlulukları ve İslam âlimlerinin hükümleri bağlamında gerekli bir açıklamayı bu yazının hemen başında yapmamız gerekiyor.

Türkiye‘de yaygın olarak Hanefi mezhebine mensup insanlar bulunmaktadır. Bununla beraber Şafii mezhebine mensup kardeşlerimiz de vardır. Ne Hanefiler ne de Şafiiler, birbirlerinin fıkıh fetvalarına elbette saygısızlık edemezler. Ancak bazı görüşlerini Şafii mezhebinden bazı görüşlerini ise Hanefi mezhebinden almak isteyenlerle ilgili bir açıklama yapmamız kaçınılmazdır. Maverdi‘nin Ahkamus‘sultaniye‘sine geniş izahat için bakılabilir. ‘İslam fıkhında teflik caiz mi değil mi?‘ diye bir bölüm vardır. Teflik: bir mezhepte olan şahıs diğer mezheplerin görüşlerini zaruret olmadan uygulanması caiz değildir. Sebebi bir karışıklık ve tereddüde sebep olma durumuna yol açar. Bugünlerde hacca veya umreye hanımlar mahremsiz götürülüyor. Bu hususta hassa olunması gereken Diyanet İşleri Başkanlığı da bu yanlış görüşlere uyarak uygulama yapmaktadır. Bu hususa hem hacca hem de umreye giden ve götürenler (acenteler) çok çok hassas davranmalılardır. Kaş yaparken gözden mahrum olmamalıyız.

Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur: "Herhangi bir Müslüman hanım, yolculuğa yanında yakın akrabası olmadan çıkmasın. Aynı zamanda herhangi bir erkek, yanında yakın akrabası olmayan bir hanımın yanına girmesin. Sahabeden biri: ‘Ya Resulullah! Ben şu harbe ve şu harbe yazıldım, bu savaşlara iştirak edeceğim. Hâlbuki hanımıma Hac farz oldu. Onu Hacca götürebilecek benden başka da mahremi yok...‘ Sahabinin bu sorusuna Hz. Peygamber şöyle yanıt verdi: "Harplerden silin, git hanımınla haccet."  [Buhari, 2, 219]

Erkek, eşini kıskanmalıdır!

Yaşadığımız dünyada bizi kuşatan şartlar, çoğunlukla bu yukarıdaki emirlere aykırılık oluşturuyor. Bizler, Allah‘a söz vermiş insanlarız. Hayatımızı, O‘nun emrinde ve O‘nun elçisinin uygulamaları istikametinde devam ettireceğiz inşallah. İrade gösterdikçe, Cenab-ı Hak da bize bu imkânları gerçekleştirebilecek gücü verecektir.

Bilindiği gibi, Hanefi Mezhebinde, bir hanımın hacca gidebilmesi için yanında mutlaka bir mahreminin bulunması gereklidir. Her türlü imkânı olsa ve fakat mahremi olmasa, o hanıma hac farz değildir. Yukarıdaki hadislerde, harbe gitmek isteyen sahabiye, efendimiz ‘harplerden silinmesini ve hanımını hacca götürmesini...‘ emretmiştir. Buradaki koruma ve hassasiyete dikkat etmek gerekir. Bu hassasiyete göre erkek, eşini kıskanmalıdır. Önceki haftalarda belirttiğimiz gibi, eşini kıskanmayanların bazı hayvanlara benzediğini fark etmeliyiz. Bunları iyi bir şekilde de bilmeliyiz.

Hatırlatmada inananlara fayda vardır!

İslami esasların çiğnenmemek istendiğini zaten biliyoruz. Fakat biz Müslümanlar şu anda ne yapıyoruz? Müslümanlar olarak bu hallere niçin düştük? İslam bu uygulamaları niçin emrediyor, bu uygulamalardan ne kazandık, ne kazanıyoruz? Bu soruların cevaplarını aşağıda alıntılayacağımız ayet ve hadislerle açıklamaya çalışacağız.

Zariyat Suresi 55. Ayette, Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Habibim! Hatırlat, hatırlatmada inananlara fayda vardır"

Ayetler

"Allah katında din, şüphesiz İslam‘dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim verildikten sonra, aralarındaki taşkınlık yüzünden ayrılığa düşerler. Kim Allah‘ın ayetlerini inkâr ederse şüphesiz Allah, hesabı çok çabuk verendir" [Al-i İmran, 19]

"Kim İslam‘dan başka bir din ararsa, ondan o (bulduğu din) kabul olunmayacaktır. Ve o ahirette zarara uğrayanlardandır." [Al-i İmran, 85]

"... Fitne, (zorla ve aldatarak İslam dininden döndürmeye çalışmak) (insanı) öldürmekten de beterdir. Eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşa devam ederler. Sizden kim dininden döner ve kâfir olarak ölürse, onların yaptıkları dünya ve ahirette boşa gidecektir. Onlar, ateşin yaranıdırlar ve onlar orada ebedi kalırlar." [Bakara, 217]

"Bugün size olan nimetimi tamamladım ve din olarak size İslam‘ı seçtim..." [Maide, 3]

Bu ayetler, çok hassas bir şekilde okunur ve incelenirse, görülecektir ki, bugün İslam‘ın uygulamasından başka herhangi bir disiplin yoktur ve kabul edilemez. Tabii ki mezhep farklılıklarında insanlar için bir rahatlatma söz konusudur. Ancak ‘edille‘ dörttür. Kur‘an, Sünnet, İcma ve Kıyas‘tır. Her fert, İcma‘da bir âlimi veya bir mezhebi tercih eder. Fakat tercih ettiği mezhebi terk etmek için şartları yerine getirmesi lazımdır. Bu hususa hassasiyet göstermek ve disiplin tesis etmek şarttır. Aksi halde her inananın dinde tereddütleri başlar ve tercihlerinde mutmain olamaz. Hâlbuki uygulanan her dini emir, inanan ve uygulayan için emniyet sebebidir.

Hadis-i Şerifler

Bütün müminler için, uyguladıkları bütün emirleri, delilleriyle öğrendikleri gibi o emirlerin uygulanmasında da kalbin mutmain olması şarttır. Zira zamanımız, yukarıda işaret edildiği gibi, fitnelerin çoğaldığı, 1400 yıldır devam eden Hz. Peygamber uygulamalarına yeni yorumlar getirilmeye çalışılan bir zamandayız... Bundan ötürü de yeni yorumlar konusunda içimizde bir itimatsızlık ister istemez olmaktadır. Şimdi Efendimizden iki hadis inceleyelim. Bu hususu hep hatırımızda tutalım.

Birçok kimseler size birçok şeyler söyleyebilirler, sizi, söyledikleri şeyleri uygulamaya zorlayabilirler. Onlardan delil isteyin, (Kur‘an, Sünnet ya da İcma‘dan) kaynak göstersinler. Gösterirlerse kabul etmek gerekir.

1) Hz. Peygamber (sav) şöyle buyuruyor: "Sana birçok kimseler fetva verseler de, fetvayı sen kendi nefsinden (imanından, ahlakından) al."

2) Ebu Hureyre (ra) Hz. Peygamber (sav)‘dan şöyle duyduğunu belirtiyor: "Salih amellere devam edin. Çünkü fitneler (ortaya) çıkacak, öyle fitneler ki gecenin zifiri karanlığı gibi, (allı, pullu, yaldızlı) metotlarla kabul ettirmeye çalışacaklar. Kişi, mümin olarak sabaha çıkar, akşama (bu fitneler sebebiyle) kâfir girer ve kâfir olarak sabahlar. Az bir dünya menfaati için dinini satar. (ya bilmediğinden ya dünya menfaatine kapıldığından)" buyurdu. [Müslim]

Yukarıdaki uygulamaları hatırlayarak, bu hadislerin ışığı altında daha hassas, daha dikkat ve daha uyanık olmak zorundayız. Bir erkek, itimadını devam ettirmesi, güvenini sarsmaması ayrıca "deyyus" ifadesiyle suçlanmamak için eşinin kontrolünü elinde tutması gerekir. İslam‘ı bilerek ve hissederek uygulamalı. Ailenin içi huzuru ancak böyle devam eder.

Deyyus: Hz. Peygamber eşini yabancılardan kıskanmayanlar deyyus‘tur demiştir. Hz. peygamber (sav) kandillerin ve duaların kabul olduğu zamanlarda 3 kişinin duası kabul olmaz:

1) Anne ve babasına asi olan evlat

2) İnatla içki içen

3) Deyyus (eşini namusunu kıskanmayan kişi) [Buhari, Müslim]

Muhabir: Haber Merkezi