back 1 / 10 next Albumünden Göster
Film setini çocuklar basmış. Soğuktan korunmak için iyice sarınmış adam Güneşi Gördüm'ün yönetmeni. "Çocuklar...." diye başlıyor söze, çekim diyor sonra. Mahsun Kırmızıgül, Güneşi Gördüm'ün çekimlerini Kars'ta tamamladı. Beş ayrı ülkede çekilen film 21 Mart'ta gösterime girecek.
Sarıkamış tren istasyonunda hüzünlü sahneler var. Gidenler, kalanlar... Kucağında çocuğuyla çok uzaklara giden bir anneyi görüyoruz. Ardından kalanların gözyaşları. Eller gidenlerin arkasından havalanıyor. Yolculuk nereye? Hangi acıdır bu sahneyi bize yaşatan?
Aslında çekimdeyiz. Kars'ta çekimleri süren Güneşi Gördüm'ün setinde. Yönetmen Mahsun Kırmızıgül, oyuncu arkadaşları ve set ekibi her gün erken saatlerde Kars'ta kaldıkları otelden hareket ediyorlar, iki buçuk saatlik bir yolculuk sonrasında Kağızman'ın sınır köylerinden birinde çekimlere başlıyorlar. İstanbul'dan Kars'a tipi dolayısıyla uçamadığımız için önce Erzurum'a geliyoruz. Uçaktan inme hazırlıkları sırasında adeta soğuğu ezberlemişçesine dikkatlice sarınıyor Emre Kınay. Sarıkamış'ta soğuktan ellerini ovuştururken gördüğümde tedbirini anlayabiliyorum Kınay'ın.
Setteyiz çocuklar, susuyoruz...
22 Eylül'de başlayan çekimler üç ay boyunca devam etmiş. Beyaz Melek'teki başarısının tesadüfi olmadığını gösterircesine çok iyi hazırlanıyor 12 Mart'ta gösterime girecek Güneşi Görüm'e Mahsun Kırmızıgül. Filmin ağırlıklı sahneleri Kars'ta çekildi ama İstanbul, İsveç, Danimarka ve Bulgaristan'da da çekimler yapıldı. Çekimler için Sarıkamış'a giderken, gazeteci ve televizyoncularla dolu otobüsümüz yerlerin buz olmasına aldırmadan ilerliyor. Yol boyu çok az insan görüyoruz. Çünkü iklim şartları artık evlerde geçirilebilecek anların habercisi gibi.
Sarıkamış Tren istasyonunda bol tekrarlı, titiz bir şekilde sürüyor çekimler. Çekilen sahne için rolünü bekleyen sanatçılar istasyon içindeki bekleme salonunda sıcak sobanın başında ısınmaya çalışıyor. Emre Kınay setteki yorgunluğun getirdiği gerginliği esprileriyle azaltıyor. Etrafta çocuklar var. Çocuklar her şeyi bir oyun gibi görüyorlar. Soğuğa aldırmadan koşturuyorlar. Mahsun Kırmızıgül, sahneyi çekebilmek için önce çocukları uyarıyor, sonra "Filiz, basını yana alalım, sahneyi çekelim" diyor. Filiz Öcal, Deep İletişim'in başarılı ismi. Nezaketi elden bırakmadan hepimize bir yer gösteriyor, filmi çekim ekibiyle birlikte izliyoruz. İyice üşüdüğümüzün farkına varan Filiz hanım dönebiliriz diyor, otobüse doluşuyor ve otele dönüyoruz. Akşam medyanın karşısına çıkacak film ekibi. Magazin basının kaprisleri bittiğinde basın toplantısı başlıyor.
Türkiye'nin acı dolu tarihi
Kırmızıgül, 120 dakikalık filmi için çok yorucu ama oldukça keyifli bir çalışma yaptıklarını söylüyor. Filmin konusuyla ilgili ayrıntıları sır gibi saklıyor. Çoğumuz sinemada izlediğimiz fragmanla ölçmeye çalışıyoruz filmi haklı olarak. Biliyoruz ki Türkiye'nin acı dolu yakın tarihinden köy yakmalara varan zorlu bir dönem ele alınacak filmde. "Benim için Beyaz Melek farklı bir filmdi. Türkiye'de yaşlılık problemi, huzurevlerinin durumu ortada.
O filmle birlikte Huzurevlerinde ziyaretçi patlaması oldu. Bir çok insan anne babasına kavuştu. Bu film ise hepimizin hikayesi, filmi izleyen herkes bunu hissedecek" diyor Mahsun Kırmızıgül. Kars'ta iklim şartlarının zorluğundan söz ediyor. Montajla set arası gidip gelmiş. Çekim mekanının otele uzak olması, oyuncuları oldukça zorlamış. Peki bu yorgunluğa değecek bir film mi ortaya çıkacak? Gerek filmin oyuncularında gerekse de Mahsun Kırmızıgül de 'tatlı bir huzur' var. "Türkiye'nin böyle gerçek hikayelere ihtiyacı var" diyor. "Gerçek bir hikayeden yola çıkarak yazdım senaryoyu. Bu hepimizin hikayesi, anlatılanlar da Türkiye'nin hikayesi" diye ekliyor.
Bomba üreten ülkeler rahatsız olmaz
Mahsun Kırmızıgül filmle ilgili ayrıntı vermemek için çabalıyor. Ama anlattığı konu da çok tartışılan bir konuyu ele alıyor. Güneydoğu'da yaşanan acılar bu ülkeye çok şey kaybettirdi. Ama en önemlisi kaybettiğimiz 'kardeşçe duygular' oldu. Filmin kimseyi rahatsız etmeyeceğini söylediğinde dayanamıyorum ve "varolan gerçekler birilerinin rahatsız olmasını gerektirmiyor mu?" diye soruyorum. Dış ülkelerin bölgedeki sorunu artırıcı çalışmalarından bahsediyorum. Kırmızıgül, 'bunu göze aldım' diyor. Altan Erkekli bir açıklama yapmak istiyor bu konuda: "Bu filmden rahatsız olması gereken ülkeler, savaşı destekleyen, bombaları yapan ülkeler. Savaş mühimmatlarını üreten ülkelerin de rahatsız olacağını pek zannetmiyorum. Onlar dünyanın her yerinde ne kadar çok savaş çıkarsa o kadar mutlu olacaklar"
Peki "sorunlarımızı silahla halletmek dışındaki çözüme yaklaşmamıza yardımcı olabilir mi Güneşi Gördüm filmi" sorusunu yöneltiyorum. Yarınlar ne getirir bilemem ama diyor Mahsun Kırmızıgül, şu açıklamayı yapıyor: "Şunu kesinlikle söyleyebilirim ki, film yapma nedenimiz bir gerçeği ortaya koymak. Bazen ne kadar söyleseniz de anlatamayacağınız şeyleri bir film anlatabilir. İnsana dair ne varsa söyleyen, samimiyetle yola çıkılmış herkesin üzüleceği, belki izledikten sonra kendine sorular soracağı bir oldu bu film. Filmin her aşamasında büyük keyif aldık.
Oyuncu arkadaşlarımızla, teknik ekiple birlikte bütün şefler senaryoyu okudular. Cast aşamasında oyuncularımıza birebir anlattık konuyu. Herkes çok heyecanlandı. Beyaz Melek'ten sonra ne yapacağımı pek kestiremiyordum ama bu filmin çıkışı o filmin setidir. Beyaz Melek'in Tarlabaşı'ndaki setinde yaşlı bir amcayla karşılaştıktan sonra yazmaya karar verdim Güneşi Gördüm'ün senaryosunu. Gerçekçi bir hikayesi vardı yaşlı adamın. 15 yıl önce terör nedeniyle göçe zorlanmış. 21 nüfuslu bir aile. Bu hikaye bir çıkış noktası oldu."
Filmi sadece bir göç filmi olarak görmekten yana değil Mahsun Kırmızıgül. Sadece terör meselesinin değil, çok farklı yan öykülere de sahip olduğunu söylüyor filmin.
Gişe kaygısı taşımadığını, iyi bir film yapmaya çalıştıklarını ifadelendiren Kırmızıgül, yapımcısından oldukça memnun. "Hayatımda en mutlu günlerimi yaşıyorum. Yerli sinemamızda beş ayrı ülkede çekilen ilk yerli yapım Güneşi Gördüm. İnanılmaz emek verdik. Üç buçuk aydır çok zor sahneler çektik."
Gazetecilerin maliyetle ilgili sorularına ise Altan Erkekli esprili bir çıkış yaparak cevap veriyor: "Maliye sorsun kaç para harcandığını. Bu filmle ilgili ilk sorulan soru bu mu olmalı. Ne olduysa oldu, ona İstanbul Defterdarlığı bakacak!"
Bizim şu skor merakımız var ya!
Emre Kınay ise farklı bir açıdan didikliyor konuyu: "Bu, Türk milletinin skor merakından kaynaklanıyor. Ne kadar çok para harcarsan o kadar iyi film yapılır zannediliyor. Öyle bir şey yok arkadaşlar!"
Filmin farklı dillerde dublajının yapılmasından mutlu olacağını belirten Kırmızıgül, yabancı filmlerden örnek veriyor. Kürtçe, Arapça, İngilizce neden olmasın, bizi bozmaz diye de ekleme yapıyor. Emre Kınay burada Kırmızıgül'ün sözlerini açımlayan bir değerlendirmede bulunuyor: "Film sadece Kürtleri anlatmıyor. Ben dünyalıyım ve toprağıma da bağlıyım. Bu topraklarda yaşayan herkesi canım kadar seviyorum. TRT Kürtçe yayına başladı, aslında filmin dublajını yapabilsek de gösterilebilse bu kanalda. Denk düşer, çok tatlı olurdu. Ama ben kendimi seslendirmek isterim. Keşke böyle bir becerimiz olsaydı. Almanca, İngilizce, Lehçe, Arapça olup da Filistin'de gösterilebilseydi mesela. Oradaki insanlara çok şey anlatabilirdi bu film.
Bu yüzden filmin farklı dillerde altyazılı gösterilmesini isterim. Bu film bir ilk aslında. 25 yıldır söylenemeyen bir konuda sözü olan bir film. Senaryoyu okumadan kabul edenlerdenim. Mahsun anlattı senaryoyu ve keşke daha fazla içinde olabilseydim bu filmin dedim. Benim gözümde yönetmen, filmi sete indirmeden önce kafasında çekebilen adamdır. Mahsun da öyle bir yönetmen."
Keşke film Filistin'de de gösterilse
Anlatmak istiyorum diyor Mahsun Kırmızıgül: "Çünkü çok fazla derdimiz var. Ortaya koyacağım eseri insanlar izlesinler, tartışsınlar. Herkes her karakterde ayrı bir lezzet bulacak. Çok yorulduk biz. Ön çalışması uzun sürdü. Altan abi, diğer oyuncu arkadaşlar dizilerde, tiyatroda oynuyorlar, gidemediler. Gönüllerini koydular bu filme. Türkiye'nin önemli sorunları var. Bu çaba onun karşılığı. Ben filmde anlattığım hikayelerle büyüyen bir insanım. Hayatın içinde var olan gerçekler daima acıdır. Eğer kanı durduracaksa, yaralara merhem olacaksa, insanları birleştirebilecekse görevini yapmış olacak bu film. Ben müzisyen kimliğimle de insanların beraber yaşamasını birbirlerine kardeşçe sarılmalarından yanayım.
Hepimiz bir şeylerin açlığını hissediyoruz. Ülke olarak izlediğimiz haberler bizi üzüyor. Bugün Filistin'de yaşananlar, Afganistan'da, Irak'ta yaşananlar... Dünyanın bir çok yerinde acılar yaşanıyor, en önemlisi de bizim ülkemizde yaşananlar çok acı bence." Mahsun Kırmızıgül, birbirine bağlı bir ekiple çalıştı. Onları birleştiren şey bu ülkeni çektiği acılar. Bu acıların bir daha yaşanmamasını diliyorlar. Yerli sinemanın kendi sorunlarına daha fazla eğileceği bir dönemi de müjdeliyor aslında Güneşi Gördüm filmi. Beyaz Melek'te canlı orkestra müziği kullanan Mahsun Kırmızıgül bu kez Prag Senfoni Orkestrası'nın 160 kişilik ekibinin eşlik ettiği müziklerle çıkacak izleyici karşısına. Elbette ki etnik müzik de yer alacak filmin müziklerinde. İlk filminde yaşlıların sorunlarını ele alan Mahsun Kırmızıgül, bu kadar çok çocuğun yer aldığı filmiyle zorlu bir süreci geride bıraktı.
Elbette ki perdede izleyeceğimiz sadece bir film. Ama hepimiz biliyoruz ki bu filmden daha büyüğü bu topraklarda yaşandı. Sahneden alabileceği paraların hesabını yapmayıp, sinema sektörüne giren, ama bu sektörde de 'nasıl kolay para kazanırız'ın hesaplarını yapmak yerine, bir 'acı'yı paylaşmayı önemseyen Mahsun Kırmızıgül'e teşekkürler.
Umarız filmi izlediğimizde akıtacağımız gözyaşları bu ülkenin çektiği acıların akıttığı gözyaşlarından az olur... Dileriz acılar sadece filmlerde kalır...


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Bünyamin YILMAZ / Türkiye
Etiketler:



