'Yetenek Sizsiniz' yarışmasında izlediğiniz dans gruplarının önemli bölümü break dansı yapmayı amaçlıyorlardı. Buna bağlı olarak rapçi grupların da sayısı hayli fazlaydı.
Halleri, tavırları, davranışları ve konuşma stilleriyle ağırlıklı olarak varoşlardan geldikleri belli olan bu çocukları izlerken, onların bu tercihleriyle son yıllarda tamamen yanlış biçimde 'şiir' olarak adlandırılan, anlaşılan türe artan ilgi arasında muhakkak bir bağlantı olması gerektiğini düşündüm. Acıların sıralandığı ve arabesk müzik eşliğinde okunduğu takdirde çok daha güzel algılanan bu popüler 'şiir' ile break dansı arasında kendini ifade etme yöntemleri olarak derin bağlantılar var...
Sonuç itibarıyla, isterlerse dans ederken çok eğleniyor gözüksünler, isterlerse söyledikleri şarkılara neşe katmaya çalışsınlar, isterlerse de şiirlerinde hayali mutlulukları anlatsınlar ben bunların hepsinde derin bir keder hissettim. Diyebilirsiniz ki bu hissin senin kendinden kaynaklanıyor, sen kendi mutsuzluğunu onları yorumlamakta kullanıyorsun. Tamam bu meşru bir kaygı olabilir, bunu kabul ediyorum ama emin olun ki bu böyle değil aksine ben belki gençleri izlersem daha mutlu olurum diye oturdum televizyonun başına ama yarışların sonunda hüzünle kalktım televizyonun başından.
Şimdiki gençliğin bizim kuşağın gençlerinden daha mutsuz halde olduğunu görmek bende inanılmaz derecede görevini yapamamış olmaktan kaynaklanan yetersizlik duygusu yarattı. Bazı şeyleri mutlaka eksik ve yanlış yapmakta olduğumuzu düşündüm ve kendimi suçladım. Umarım siyasetçilerimiz de seyretmiştir 'Yetenek Sizsiniz' yarışmasını ve umarım gençlerin hareketlerini ve laflarını gerektiği gibi yorumlayıp, kendilerine bazı dersler çıkarmışlardır. Gençliğimizin zencileşmesine ve 'ötekileşmesine' dur diyebilmenin yollarını muhakkak düşünüp bulmalıyız. Bu yapılabilir. İş zor diye baştan kesip atmamalıyız.
(SERDAR TURGUT / AKŞAM)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



