"Şubat ayında hastalığın pik yapacağını düşünüyoruz. Şubat ayında en yüksek sayıya ulaşan vaka sayısının Nisan ayı sonuna kadar en az seviyeye ineceğini tahmin ediyoruz"
Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi ve Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlığı Derneği Başkanı Prof. Dr. Gaye Usluer, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre dünyada bugüne kadar 7 bin kişinin domuz gribinden öldüğünü söyledi.
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Ana Bilim Dalı Başkanı da olan Prof. Dr. Usluer, tüm dünyada domuz gribi vakası sayısı ile yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hasta sayısının dikkat çekici boyutlara ulaştığını belirtti. Türkiye‘de domuz gribi nedeniyle ölen hasta sayısının 100‘ü geçtiğini ifade eden Prof. Dr. Usluer, bu ay sonunda hasta sayısında büyük artış yaşandığını kaydetti.
Prof. Dr. Usluer, şöyle konuştu: ‘‘Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, dünyada bugüne kadar 7 bin kişi domuz gribinden öldü. Dünyadaki artış gibi Türkiye‘de de benzer bir durum söz konusu. Son 1 aylık sürece baktığımızda 15 Ekimde Türkiye‘de hasta sayısının 600 civarında olduğunu görüyoruz. 27 Ekimde bu hastalıktan dolayı ölen 2 kişiyken kasımın sonunda olgu sayısının arttığına tanık oluyoruz. Bu henüz pandemik grip için pik denilecek bir dönem değil. Şubat ayında hastalığın pik yapacağını düşünüyoruz. Şubat ayında en yüksek sayıya ulaşan vaka sayısının nisan ayı sonuna kadar en az seviyeye ineceğini tahmin ediyoruz.‘‘
"Tüm dünyada genç popülasyon risk altında"
Havaların çok soğuk olmadığı bir dönemde hasta sayısının bu kadar artmasının düşündürücü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Usluer, şunları söyledi:
‘‘Kaybettiğimiz hasta sayısındaki artış, önümüzdeki aylarda bu durumun önem taşıyacağını, daha farklı rakamların gündeme geleceğini gösteriyor. Ölen hastaların yüzde 46‘sının 6 ayın üzerindeki çocuklarla 24 yaş arasındaki genç popülasyon olduğunu görüyoruz. Dünyada da pandemik gripten en çok etkilenen hasta grubu 6 ay üzeri çocuklar ve 24 yaşındaki kişiler. Yaşamını yitiren bu gruptaki hastaların yüzde 56‘sında kronik bir hastalık olduğunu, geri kalanlarında ise hiçbir risk faktörü olmadığını görüyoruz. Tüm bunları bir arada değerlendirdiğimizde tüm dünyada genç popülasyon risk altında görülüyor.‘‘
Virüsün mutasyona uğraması
Prof. Dr. Usluer, domuz gribiyle ilgili bilinen en önemli özelliklerden birinin de virüsün mutasyona uğraması ve yapısını değiştirmesi olduğunu belirterek, şunları kaydetti ‘‘Bir pandemi sürecinde mutasyon olasılığı her zaman var ama bu olasılık ne düzeyde bilemiyoruz. Mutasyon olduğunda klinik seviye daha da ağırlaşabilir. Mevcut aşı etkisiz kalabilir. Bunların hepsi olasılıklar dahilinde. Ukrayna‘da olgu sayısında çok hızlı artış ve ölümden söz ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü, Norveç‘te 4 hastada pandemik virüste mutasyon saptandı. ABD, Brezilya, Çin ve Ukranya‘da da benzer mutasyonların görüldüğü belirlendi. Bu klinik açıdan ne kadar önemli bunu araştırmak lazım."
"Korunmada en etkili silah aşılama"
Prof. Dr. Usluer, korunmada en etkili silahın aşılama olduğunu belirterek, bu konuda hekimlere ve eğitimcilere büyük sorumluluk düştüğünü bildirdi. Aşılama konusunda hekimlerin duyarlı olması gerektiğini kaydeden Usluer, şöyle konuştu: ‘‘Özellikle ailelerin duyarlılığı çok önemli. Öğretmenlerin velilere ve çocuklara aşının yararları konusunda gerekli bilgileri vermeleri gerekir. Dünyada 16 ülkede grup aşılanmasına başlandı. Bu ülkelerde 65 milyon doz aşı kişilere uygulandı. Aşıyla ilişkilendiren ölümlerin otopsileri sonucunda, bunların hiçbirinin aşıyla ilgisinin bulunmadığı saptandı. Kanada‘da bir ilaç firmasına ait aşıyla ilgili alerjik yan etkilerin görülmesinin ardından üretici firma 6,5 milyon doz aşıyı Kanada‘ya verdiğini ancak bir seri aşıda alerjik yan etki gösteren 150 bin doz aşının toplandığını bildirdi.‘‘
Mevsimsel grip aşıları "H1N1"i de içerecek
Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, ‘‘İlerleyen yıllarda mevsimsel grip olan ‘H3N2‘ yerine ‘H1N1‘ virüsü kendini gösterecek. Bu nedenle, bundan sonra mevsimsel grip aşılarının içeriğinde H1N1 de olacak‘‘ dedi.
Halk arasında ‘‘domuz gribi‘‘ olarak bilinen H1N1 virüsünün, dünyada ilk olarak Meksika‘da kendisini gösterdiğini ve yıllar önce domuzlarda görüldüğü için bu şekilde isimlendirildiğini söyledi.
Ceyhan, dünyada her 30-40 yılda bir grip salgını yaşandığını ve salgınlara o zamana kadar görülmemiş olan yeni bir virüsün neden olduğunu anlattı. Şu an dünya genelinde salgına yol açan H1N1 virüsünün, henüz insanların bağışıklık sistemince tanınmadığı için ağır seyredebilen hastalığa yol açtığını ifade eden Prof. Dr. Ceyhan, domuz gribine bağlı ölüm riskinin binde 1 olduğunu kaydetti. Ceyhan, H1N1 virüsünün insanların bağışıklık sistemince kabul edilmesiyle birlikte her yıl görülen mevsimsel grip şekline dönüşeceğini vurguladı. 1889‘da ‘‘Rus gribi‘‘, 1900‘da ‘‘Eski Hong Kong gribi‘‘ ve 1918‘de ‘‘İspanyol gribi‘‘ adıyla gribe bağlı büyük salgınlarının yaşandığına işaret eden Ceyhan, İspanyol gribinde 5 ay içerisinde dünyada yaklaşık 100 milyon kişinin hayatını kaybettiğini anımsattı. Mustafa Kemal Atatürk‘ün de İspanyol gribine yakalandığını ifade eden Mehmet Ceyhan, salgının mart ayındaki ilk dalgasında küçük çocuklar ile yaşlıların etkilendiğini ve ölüm oranının yüksek olmadığını, ancak eylüldeki ikinci dalgayla birlikte ölüm oranlarının arttığını bildirdi.
"H1N1" Mevsimsel gribin yerine geçti
Prof. Dr. Ceyhan, ‘‘H1N1 virüsünün çok öldürücü olmadığını, ancak hızlı yayılma özelliği taşıdığı için riskli olduğunu‘‘ dile getirerek, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 30 Ekim 2009 tarihli verilerine göre hastalığın şu an soğuk havanın görüldüğü kuzey yarım kürede etkili olduğunu belirtti.
‘‘H1N1 virüsünün, bu mevsimde görülen ve ‘mevsimsel grip‘ olarak adlandırılan gribin yerine geçtiğine‘‘ dikkati çeken Ceyhan, şunları kaydetti:
‘‘Bu yüzden artık hastanelerde domuz gribi testi yapılmıyor, tüm grip tanısı için H1N1 geçerli kabul ediliyor. Artık görülen griplerin tamamına yakını H1N1. İlerleyen yıllarda da artık mevsimsel grip olan H3N2 yerine H1N1 virüsü kendini gösterecektir. Onun için bundan sonraki yıllarda mevsimsel grip aşılarının içeriğinde H1N1 de olacaktır. Eğer, yetişseydi, bu yıl için hazırlanan mevsimsel grip aşılarının içine konulurdu. Fakat, yetişmediği için ayrı aşı uygulaması yapıldı.‘‘
Gribe karşı doğal destek
Gaziosmanpaşa Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Koç, ekinezya bitkisinin bağışıklık sistemi yeterince güçlü olmayanlar için önemli bir doğal destek olduğunu bildirdi. Prof. Dr. Koç, anavatanı Kuzey Amerika olan ve ilaç sanayisinde kullanılan ekinezya bitkisinin çok sayıda yararı olduğunu söyledi. Ekinezyanın, bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudu dirençli hale getirdiğini belirten Prof. Dr. Koç, şöyle devam etti:
‘‘Bu bitkinin enfeksiyon hastalıklarına karşı koruyan güçlü doğal bir kaynak olduğu tespit edildi. Ayrıca, ekinezya halk arasında domuz gribi olarak bilinen Pandemik A (H1N1) virüsü ile mevsimsel grip ve soğuk algınlığına karşı da etkili.
Alman Sağlık Bakanlığınca, soğuk algınlığı, solunum ve idrar yolları enfeksiyonlarına karşı ekinezya alınması öneriliyor. Grip, domuz gribi ve soğuk algınlığını önleyici etkisi nedeniyle hastalık öncesinde koruyucu olarak kullanılabileceği gibi, hastalık belirtilerinin ortaya çıkması durumunda da kullanılabilir.‘‘ Yapılan araştırmalarda ekinezyanın soğuk algınlığı ve nezleye yakalanma ihtimalini yüzde 58 oranında düşürdüğü, öksürük ve baş ağrısı gibi durumları hafiflettiğinin belirlendiğini kaydeden Prof. Dr. Koç, ‘‘C vitamini ile alındığında gribe yakalanma oranını oldukça azaltıyor. Ayrıca zehirli böcek sokmalarında, kızamık, kabakulak ve çiçek hastalıklarında, diş-boğaz ağrılarında gibi çok sayıda hastalık için de etkin olarak ilaç sanayisinde faydalanılıyor‘‘ dedi.



