Ergenlik dönemine ulaşmış bir bireyin en önemli ihtiyaçlarından biri de kimlik gelişimidir. Ergen ben kimim sorusuna yönelerek, bu arayışını sürdürür.

Bu bağlamda, ergenler ergenlik yıllarında başkalarından da etkilenerek, ebeveynleri arkadaşları ve yakın çevreleri hakkında belli bir görüş oluştururlar.  Güvenli kimlikleri olan gençler, kendi dünyalarında nereye uygun olduklarını veya nereye ait olmak istediklerini bilirler. Bu süreç içersinde şu evreler önemlidir:

Otonomi ( özerklik) kurma: Bazı insanlar otonominin başkalarından tamamen bağımsız olmak olduğunu düşünürler. Onlar bunu ergenlerin asiliği olarak görürler. Aslında ergenlik döneminde otonomi kurmak, gerçekte ilişkilerinde bağımsız ve kendi ayakları üzerinde durabilen  biri olmak anlamına gelir. Otonom ergenler, kendi kararlarını alma ve izleme becerisinin kazanır, kendi doğru ve yanlış prensiplerine göre, yaşar ve ailelerine duygusal olarak daha az bağımlı olmayı başarabilirler.

Sosyal gelişim, kişinin içinde yaşadığı toplum  tarafından kabul edilebilir olmayı  öğrenme sürecidir. Çocuğun  tek Çocuk, ortanca veya büyük çocuk olup olmadığı ,kardeş sayısı, misafir ağırlama bicimi ,ebeveynin  evdeki çocuklardan  misafirlere karşı  takınmasını istediği  tavır, ailenin soysa-ekonomik ve kültürel seviyesi  çocuğun topluma  uymasını ,sosyallesmesini etkiyelen faktördür.

Sosyal gelişim bebeklikten itibaren aile içerinde başlar .Yedi yaşından sonra arkadaşlarının çocuk üzerindeki etkisi  hissedilmeye başlar. Ergenlik döneminde birey  arkadaşlarıyla geçirdiği zamanı artırmakta ve arkadaşlarının  etkisinde çocukluk dönemin olduğundan daha çok kalmaktadır  ancak ergenlerin Akranlarından etkilendiği konular kısıtlıdır ve anne-baba genç için   önemli gördüğü konularda başvuru kaynağı olmaya devam etmektedir.

Önce ahlâk ve maneviyat

Ülkemizde Ahlaki ve Manevi Değerler Tahrip Edilmektedir

Mevcut gayri milli eğitim politikaları ve yabancı televizyon dizileri ülkemizde ahlakî ve manevi değerlerimizi tahrip etmektedir. Aile ve komşuluk bağları zayıflatıldı. son sekiz yılda eğitim müfredatında milletimizin ahlâk ve manevi değerlerini esas alan köklü bir değişiklik yapılmadı. Ahlaki ve manevi değerlerin eğitimine önem veren düzenlemeler gerçekleştiremedi. Toplumun ahlâki ve manevi değerlerinin tahrip edilmesine adeta seyirci kalındı.

Internet, görsel basın ve medya yoluyla manevi değerlerin tahribi devam etmektedir. Okul ve aile bireyleri arasındaki şiddet giderek tırmanmakta ve ülkemizde madde ve alkol bağımlığı sürekli artmaktadır. Çocuk istismarı endişe verici boyutlara ulaştı. Kadına yönelik şiddet, ülkemizde ahlâki yozlaşmanın boyutlarını ortaya koymaktadır.

Televizyonlarda oynayan yabancı diziler toplumumuzun ahlâki değerlerini tahrip etmektedir. Gençlerimize kötü alışkanlıklara özendiren bu televizyon dizileri tembelliği, üretmeden tüketmeyi ve zamanlarını boşa geçirme alışkanlıkları kazandırmaktadır. Şanlı tarihimizle ilgili gerçekler çarpıtılmakta, tarihi şahsiyetler hakkındaki yanlış bilgiler yaygınlaştırılmaktadır.

Basında hemen her gün ülkemizde 12- 13 yaşlarında kız çocuklarının tecavüze uğradıklarını içeren haberlerin yer alması ahlâki tahribatın vehametini ortaya koymaktadır.

Bir milletin en büyük serveti ahlâki ve manevi değerleri güçlü olan iyi eğitilmiş gençleridir. Gençlerine yeterli ahlâki ve manevi değerler eğitimini vermeyen bir toplum geleceğini teminat altına alamaz.

Bugünkü gayri milli eğitim uygulamaları, gelir dağılımındaki adaletsizlik, işsizlik ve yoksulluk ülkemizde aile ve ülke birlik ve bütünlüğünü tehdit eden boyutlara ulaşmıştır. Ömürlerinin en verimli dönemini işsiz olarak geçiren gençlerimizin kendilerine ve geleceklerine olan güveni zayıflamaktadır.

"Önce ahlâk ve maneviyat" ilkesini benimseyen Saadet Partisi, mevcut eğitim düzenini değiştirecek; İslam ahlak ve faziletini esas alan gerçek anlamda milli bir eğitim müfredatını uygulayacaktır.

Diyanet İşler Başkanlığı ve müftülüklerimiz İslam Dini‘nin esaslarının öğretilmesinde, ahlâk ve manevi değerlerimizin güçlenmesinde sürekli yaygın eğitim programları hazırlayıp uygulayacaklardır. Diyanet İşler Başkalığı ve personeli maddi ve manevi imkânlarla desteklenecektir. Her yaşta isteyen herkese Kur‘anı Kerim ve İslam‘ın esasları öğretilecektir. Camilerimiz hem ibadet mekânları, hem de yaygın ve sürekli eğitim merkezleri olacaktır. Ahlâki ve manevi değerlerle donatılmış, yardımlaşma ve dayanışma bilinci gelişmiş yeni bir toplum ve barış medeniyetini hep birlikte inşa edeceğiz.

Prof .Dr. Arif Ersoy

Muhabir: Haber Merkezi