Kökü 28 Şubat Postmodern Darbesi‘ne giden ve altında 28 Şubat‘ın kötü ünlü Batı Çalışma Grubu‘nun başkanı olan Orgeneral (şimdi emekli) Çetin Doğan‘ın imzası bulunan 7 Temmuz 1997 tarihli EMASYA Protokolü dün yürürlükten kaldırıldı. Türkiye‘de ‘askeri vesayet rejimi‘nin son bulması doğrultusunda önemli bir adım...
EMASYA Protokolü‘nün kaldırılması, ‘askeri vesayet rejimi‘nin son bulması yolunun en başı. Daha gidilecek uzun ve çetin bir yol var. ‘Yol haritası‘ var mı? Belli değil. Genelkurmay Başkanı, EMASYA‘nın kaldırılmasına ‘olur‘unu belirten açıklamasında aşırı önem verildiğine değinerek "Bu son 10 yıldır tartışılıyor. Gizli olduğu için de farklı bir gözle bakılıyor ve gereğinden fazla önem atfedilerek abartılıyor" diyor. Tam tersine. Uygulama, 10 yıldır gereğince tartışılmadığını ve öneminin göz ardı edildiğini gösterdi. Gündeme girip kaldırılması için ‘Balyoz Darbe Planı‘ gibi vahim bir iddianın belgelerinin ortaya saçılması gerekti. O olmasaydı, bugün EMASYA ile birlikte yaşamaya devam edecektik. EMASYA‘nın kaldırılması, devletin şeffaflaşması için de ayrıca önemli. Başbuğ‘un da söylediği gibi ‘gizli‘ bir metindi EMASYA. Türkiye niçin gizli belgelerle yönetiliyor? Sanki askeri darbe ürünü anayasası yetmiyormuş gibi... ‘Askeri vesayet rejimi‘nin özü ‘iç tehdit‘ kavramı ve buna dayalı düzenlemeler. Bunların başında o da ‘gizli‘ olan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi geliyor. Sıra ‘iç tehdit‘te. Sonrası TSK İç Hizmet Talimatnamesi‘nin 35. maddesinden, İller İdaresi Kanunu‘na, oradan Anayasa‘ya kadar uzanacak. Kolay iş değil. Demokrasi ve ‘sivilleşme‘ de, zaten, sanıldığı kadar kolay elde edilmiyor; kolay yerleşmiyor.
EMASYA‘nın kalkması henüz başlangıç. Darısı ‘askeri vesayet rejimi‘ni oluşturan, demokrasi ve ‘sivilleşme‘yi ‘kadük‘ hale getiren diğer metinlerin başına. Başta Anayasa...





