Son zamanlarda kişisel gelişim uzmanlarının sayısı hayli arttı. Ve tabi verilen seminerlerde. Psikologlar, kişisel gelişim uzmanları, eğitimciler bozulan ahlaki yapıdan, insanların mutsuzlukları ve bu mutsuzlukları hangi yollarla aşabileceklerinden, çocuklarla ve çevremizdeki diğer insanlarla aramızdaki ilişkinin nasıl olması gerektiğinden bahsediyorlar.

Birkaç sene öncesinde insanların mutlu olmalarını sağlamak için‘ Kendinize iyi bir şeyler yapın, gezin, alışveriş yapın, eğlenin, birçok şeyi boş verin.‘ Gibi öğütler veriliyordu. Baktılar zamanla insanlar daha bencil, daha mutsuz olmaya başladılar. O zaman söylemlerini farklılaştırdılar.

Şimdi karşınızdakini mutlu edin, mutlu olun. Etrafınızdakileri değiştirmeye çalışmayın, olduğu gibi kabul edin, alttan alın, güler yüzlü olun. İhtiyaç sahiplerine yardım edin, vakıf ve derneklerde gönüllü olarak çalışın‘ gibi cümleler sarf etmeye başladılar.

İnsanlar ister istemez televizyonda, günde bayanlarla otururken, otobüste arka koltuktaki kişiler konuşurken hep bu öğretileri duyar ve ona göre kendine çeki düzen vermeye çalışır hale geldi. Tabi bunlar daha öncekilere göre daha olumlu şeyler ama bir şeyler hep eksik mi kalıyor ne?

Aslında bizim rehberimiz, kaynağımız, terapi merkezimiz evimizde, dolabımızın bir köşesinde bizim ona başvurmamızı bekliyor. Kuran-ı Kerim‘e baktığımızda zaten Rabbimizin bize iki cihanda da mutlu olma ve mutlu etme yollarını göstermiş olduğunu görüyoruz. Şu anda bize söylenilen bu yollar yüce Kitabımızda Rabbimizin bize gösterdiğinin yanında bir damla sadece.

Hangi davranışları yaparsak mutlu olur, nasıl davranırsak mutsuz oluruz? Hangi durumlarda sabretmemiz gerekir? Zenginlikte ve fakirlikte nasıl hareket etmeliyiz? İzzet mi istiyoruz, ne yaparak ulaşabiliriz? Neden yaratıldık? Görevlerimiz neler? Üzüntü duyduğumuzda ne yapmalıyız? Her şey bu yüce kitapta Rabbimiz tarafından bizlere gönderilmiş. Bize düşen okumak ve teslim olmak. Kendimizi O‘na teslim etmek, O‘na dayanmak... Biz biliyoruz ki Allah dostlarına ne bir korku, ne de bir üzüntü vardır. İşte bu yüzden teslim olduk. Bu yüzden mutluyuz.

Mevlit kandilinde Anadolu Gençlik Derneği Ankara Şubesi metro çıkışlarında, halkın yoğun olduğu yerlerde gül ve üzerinde ‘sevgisi bize farz kılınan En Sevgilinin doğum günü hepimize kutlu olsun‘ yazılı kartlar dağıttılar. Bir kişi hayır kutlu olmasın, ben ............. yım, Müslüman değilim diye bağırıp, oradaki kişilerin morallerini bozmuş. Bunu duyunca hem üzüldüm, hem sevindim. Onun adına üzüldüm çünkü huzuru, güveni elinin tersiyle itiyor. Kurtuluşu reddediyor.

Kendi adımıza çok sevindim. Çünkü bizim dinimiz sevgi dini, hoşgörü dini. Bu dine mensup olmak bizleri en şerefli varlıklar yapıyor. Buna sahip olduğumuz için, Rabbimiz bizi bu nimetten mahrum etmediği için sevindim.

Biz kimden gelirse gelsin bir hediyeyi bu şekilde nefretle geri çevirmeyiz. Bize uymayacak bir şeyse dahi nazik bir ifade kullanırız. Allah‘u Teâla‘ya güvendiğimiz için korkmuyoruz çünkü, her an korkuyla yaşamıyoruz.. Kalbimizde nefret olmadığı için insanlara nefretle yaklaşmıyoruz.

Ellerimizi bırakmadığın için, bizi bize bırakmadığın için, bizi teslim aldığın için çok teşekkür ederiz Rabbim. Seni çok seviyoruz.

Birkaç söz

Mütevekkil kimdir?

Hazreti Ömer (r.a) dünya nimetlerinden yüz çevirmiş, boş boş gezen bazı kimseler gördü. Onlara, " Siz kimlerdensiniz? " diye sordu. Onlar da,  " Biz Allah‘a tevekkül edenleriz. " dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer, " Öyle değil, siz beleş yiyecek arayan tembellersiniz. Siz mütevekkil, Allah‘a tevekkül eden kimdir bilir misiniz? Mütevekkil, tohumu toprağa atmakla beraber Rabbine iltica eden, sığınan adamdır. " buyurdu.

Muhabir: Haber Merkezi