Avustralya Milli Görüş Teşkilatları tarafından İstanbul'un Fethi'nin 556. yıldönümü münasebetiyle gerçeklesen Fetih ve Gençlik Şöleni, coşkulu bir ortamda gerçekleştirildi. Programa konuk olarak katılan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, fethin önemini anlatan bir konuşma yaptı.
Biz adalet; onlar ise tahakküm peşinde!
İstanbul'un fethinin anlamına ve altında yatan amaca değinen Kurtulmuş, "İstanbul'un fethi bir işgal, güçlü olanın zayıf olanı yenmesi, toprak kazanma amaçlı bir sefer ya da servet biriktirme amaçlı bir zafer değildir. Fethi işgalden ayıran temel ayrım, kadim medeniyetimizle son 5 asırdır yayılarak bugün insanlığı bir buhran, iflas ve ifsatla karşı karşıya bırakan Pagan Batı medeniyeti arasındaki farkta gizlidir. Bizde önde gönül erleri, arkada ordular yürürken, onlarda önde ordular arkada şirketler gelir" dedi.
Avustralya milletvekili ile görüştü
Avustralya'da önemli temaslarda bulunan Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, "Viktorya Eyaleti parlamentosu milletvekili Liz Beattie ile bir görüşme yaptı. Görüşmede Avustralya'daki Müslümanların durumu ve Türkiye'nin önemi konuşuldu.
Fetih ve Gençlik Şöleni Avustralya Milli Görüş teşkilatları tarafından İstanbul'un Fethi'nin 556. yıldönümü münasebetiyle gerçeklesen Fetih ve Gençlik Şöleni coşkulu bir ortamda gerçekleştirildi. Programa konuk olarak katılan Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, fethin önemini anlatan bir konuşma yaptı. Avustralya Milli Görüş teşkilatları Genel Başkanı Celal Varsan'ın konuşmasıyla başlayan programda, İlim Koleji öğrencilerinin şiir, halk oyunları ve diğer aktiviteleri sergilendi. Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Avustralya'daki gurbetçileri gördükten sonra gurbetin ne anlama geldiğini daha iyi anladığını söyleyerek, "Sizlerin buralarda var olduğunu görmek beni daha da onurlandırdı ve gururlandırdı. Bundan böyle daha büyük bir aşkla ve daha büyük bir şevkle çalışmalarımızı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, Avustralya'daki Müslümanlara, "Sizler burada sadece para kazanmak, kendinize iyi bir gelecek hazırlamak için bulunmuyorsunuz. Sizler aynı zamanda kültürümüzün bir taşıyıcısı ve elçisisiniz" dedi.
Fetih işgal değildir
İstanbul'un fethinin anlam altında yatan amaca değinen Kurtulmuş, "İstanbul'un fethi bir işgal, güçlü olanın zayıf olanı yenmesi, toprak kazanma amaçlı bir sefer ya da servet biriktirme amaçlı bir zafer değildir. Fethi işgalden ayıran temel ayrım, kadim medeniyetimizle son 5 asırdır yayılarak bugün insanlığı bir buhran, iflas ve ifsatla karşı karşıya bırakan Pagan Batı medeniyeti arasındaki farkta gizlidir. Bizde önde gönül erleri, arkada ordular yürürken, onlarda önde ordular arkada şirketler gelir. Bizde fetih sadece ve sadece insanları özgürleştirme ve adaleti tesis etme amaçlıdır, onlarda ise işgal, tahakküm ve birikim amaçlıdır" şeklinde konuştu.
Fethin sosyal plandaki amacının ise mutlak anlamda adaletin tesis edilmesi olduğunu kaydeden Kurtulmuş, "Adalet ile adaletsizliğin en görünür olduğu alan da ekonomi olduğu için, fetih her şeyden önce sosyal adaleti tesis çabasıdır. İnsanoğlunun varlık nedeni adaleti tesis etmektir. Herkes için mutlak adalet. Sadece kendisi ile aynı dinde ve ırkta olanlar için değil, tüm insanlar için adalet hatta tüm varlıklar için adalet. Adaleti tesis etmek, fethin olmazsa olmaz gerekçesidir" ifadelerini kullandı.
Fetih'ten bu güne baktığımızda insanlığın tekrar modern orta çağa sürüklendiğine dikkat çeken Kurtulmuş, "Finans kapitalizm, insanları birer tüketici olarak tanımlamaktadır. Yüz milyonlarca insanın aç olduğu, dünyanın kaynaklarının bir azınlık tarafından elde tutulduğu bir dönem yaşanmaktadır. Serflik daha da sertleşerek devam ederken, modern senyörler daha da acımasızlaşmaktadır. İstanbul özelinde olaya baktığımızda, eğer bugün, bu surun gerisinde sokak çocukları diye bir olgu varsa, eğer binlerce ciğerpare çocuk evsiz, barksız, anne ve baba şefkatinden mahrum bir şekilde köprü altlarında gecelemek zorunda kalıyorsa, eğer nüfusun yüzde 70'i akşam evine ekmek, sabah çocuğuna süt almak imkanına sahip değilse, eğer anne ve babalar çocuklarına bakamadıkları için Çocuk Esirgeme Kurumu'nun kapısına veya cami önlerine bırakmak zorunda kalıyorlarsa, eğer son beş yılda 150 Milyar Dolarlık kentsel rant sadece belirli kesimler arasında gidip-gelen bir devlet edinme ve tahakküm aracına dönüşmüş, ekser çoğunluk aylık 600 milyonla evini barkını geçindirmeye çalışıyorsa, eğer Allah'ın suyu insanlara parayla satılıyorsa, insanlar inançlarından-etnik kökenlerinden dolayı "özde-sözde" diye ayırıma tabi tutuluyorsa, eğer Dersaadet finans kapitalizminin emrine tahsis edilmiş bir "finans merkezi" haline getirilmeye çalışılıyorsa, eğer şehrin silueti finans kapitalin iş merkezleri olan gökdelenler ile kapatılmışsa; hiç kimse kusura bakmasın, bu fethedilen, fethi müjdelenen, "Fatih'in mirası" İstanbul değildir. Bu durum, burayı kim yönetirse yönetsin, tekrar bir fethin zorunlu olduğunu ortaya koymaktadır. Adalet ve özgürlük şarkısını tekrar dillendirmek kaçınılmaz olmuştur. Buradan başlayarak, bütün dünyaya tekrar "adalet" ve "özgürlük" vaat ediyoruz"dedi.
Biz adalet; onlar ise tahakküm peşinde!
İstanbul'un fethinin anlamına ve altında yatan amaca değinen Kurtulmuş, "İstanbul'un fethi bir işgal, güçlü olanın zayıf olanı yenmesi, toprak kazanma amaçlı bir sefer ya da servet biriktirme amaçlı bir zafer değildir. Fethi işgalden ayıran temel ayrım, kadim medeniyetimizle son 5 asırdır yayılarak bugün insanlığı bir buhran, iflas ve ifsatla karşı karşıya bırakan Pagan Batı medeniyeti arasındaki farkta gizlidir. Bizde önde gönül erleri, arkada ordular yürürken, onlarda önde ordular arkada şirketler gelir. Bizde fetih sadece ve sadece insanları özgürleştirme ve adaleti tesis etme amaçlıdır, onlarda ise işgal, tahakküm ve birikim amaçlıdır" dedi.
"Bütün dünyaya tekrar "adalet" ve "özgürlük" vaat ediyoruz"
Fetih'ten bu güne baktığımızda insanlığın tekrar "modern orta çağa" sürüklendiğine dikkat çeken Kurtulmuş, "Adalet ve özgürlük şarkısını tekrar dillendirmek kaçınılmaz olmuştur. Buradan başlayarak, bütün dünyaya tekrar "adalet" ve "özgürlük" vaat ediyoruz. Emin olun sizin sesinizi sadece surun gerisindekiler değil, Atlantik ötesindeki mülksüzler, ezilenler, horlananlar, zayıflar ve zayıf bırakılanlar da dört gözle beklemektedirler. İstanbul'dan başlayarak bir bütün olarak dünya tekrar bir fethi beklemektedir. Bu fethin öncüleri, daha öncekilerle aynı şerefe sahip olacaklardır" şeklinde konuştu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



