Diziler Türk televizyonlarının atar damarı haline gelmiş durumda. Dizilere olan bağımlılık her geçen gün artıyor.
Dizilerde işlenen konular ise tam bir skandal. Ensest ve gayrı meşru ilişkilerin ballandıra ballandıra anlatıldığı dizilerin meydana getirdiği ahlaki erozyonu görmek için gazetelerin 3.sayfalarına bakmak yeterli.
Türk toplumu her geçen gün televizyona daha bağımlı hale geliyor. Özellikle dizi furyası bu bağımlılığın başlıca nedeni. RTÜK‘ün yaptığı araştırmaya göre televizyon kanallarının tercih edilmesindeki en önemli unsur, yayınlanan dizilerin gördüğü ilgi. Diziler Türk televizyonlarının atar damarı durumunda.
İstatistiklerde bu durumu gözler önüne seriyor. Televizyon programlarının izlenme sıklığı ile ilgili verilere bakıldığında, yüzde 86.2 ile "yerli diziler" yine başı çekiyor. Dizilerde işlenen konular ise tam bir skandal. Ensest ve gayrı meşru ilişkilerin ballandıra ballandıra anlatıldığı dizilerin meydana getirdiği ahlaki erozyonu görmek için gazetelerin 3.sayfalarına bakmak yeterli. Dizilerde en fazla anlatılan çarpık ilişkilerin başında ise enişte-baldız ilişkisi geliyor. Dizilerin bir çoğu Türk örf ve adetleriyle bağdaşmıyor. Bağdaşmamakla da kalmıyor, Türk toplumun değerleriyle adeta alay ediliyor.
8 ayrı dizide baldız enişte ilişkisi
Dizilerde en fazla işlenen temalardan biri de baldız enişte ilişkisi. Ensest bir ilişki olarak değerlendirilen bu çarpık ilişki dizilerin neredeyse başlıca konusu. Her dizide mutlaka bir baldız enişte ilişkisi var. Bu çarpık durumu değerlendiren TRT kökenli İletişim Uzmanı Enver Seyitoğlu "Türk dizilerinde bir baldız-enişte enflasyonudur gidiyor. Tam sekiz ayrı dizide baldız-enişte ilişkisi yaşanıyor ve toplumumuzun bilinçaltına tehlikeli sinyaller gönderiliyor. Bu tarz diziler seyretmek yerine, komedi dizileri izleyin. Televizyonlarımızda, beşeri münasebetler, aile içi iletişim, konuşma teknikleri, beden dili, diksiyon gibi kişisel gelişim programları düzenlenmeli" diye konuştu. Yayından kaldırılan ‘Nefes‘ adlı dizi de de annesinden intikam almak isteyen bir genç kızın üvey babası ve kardeşleriyle olan çarpık ilişkisi ekranlara taşınmıştı. İzleyicilerin tepkisi üzerine dizi yayından kaldırılmıştı. Dizilerde yaşanan bu tür çarpık ilişkiler duyarlı vatandaşların tepkilerine neden olmuştu.
RTÜK‘e şikayet yağıyor
Vatandaşlar tarafından şikayet edilen program türleri içerisinde yerli diziler başı çekiyor. 2009 yılında RTÜK‘e vatandaşlar tarafından diziler için 89,396 başvuru yapıldı. Bu başvurular arasında en fazla şikayet edilen yine yerli diziler. Sayısal olarak bakıldığında en çok şikayet çocuk ve gençlerin korunmasına yönelik olarak yapılmış durumda. Çocukların ruh ve beden sağlığına yönelik yapılan bu şikayetlerin önemi uzmanlar tarafından yapılan uyarılarla da da teyit ediliyor.
Şentürk: Kişilik bölünmelerine ve çatışmalara yol açıyor
İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Şentürk‘te yayınlanan dizlerin kişilik bozukluklarına yol açtığını belirterek "Genel olarak televizyon, özel olarak TV dizileri, küçük yaşlardan itibaren izlendiği için çeşitli zihinsel ve psikolojik tahribatlara yol açabiliyor. Özetle ifade etmek gerekirse, televizyon dizileri görsel ve bedensel bir dile sahip olması nedeniyle soyut düşünce yetersizliğine yol açıyor. Örnek alınan kimlik ve davranış modellerinin de kişilik bölünmelerine ve çatışmalara neden olduğu gözlemleniyor. Bu dizilerde anlatılan olay ve canlandırılan karakterler çocukların bilinçaltına işlemekte ve iz bırakmakta. Çocuklar bu karakterlere benzemeye çalışarak, büyük risklere kapı aralıyor. Bu yüzden evde çocuk ve gençlerle izlenen programlara özen gösterilmeli." şeklinde konuştu.
Dizi izlerken katil oldu
Dizilerin gençleri nasıl etki altına aldığına ilişkin çarpıcı bir örnek Çanakkale‘nin Gelibolu İlçesi‘nde yaşandı. "Kurtlar Vadisi Pusu" adlı dizide gördüğü pompalı tüfeğin bir benzeriyle evde hatıra fotoğrafı çektirmek isteyen M.K. yanlışlıkla tetiğe dokunca yan koltukta oturan arkadaşlarından E.D.‘yi başından vurdu. Kanlar içinde kalan lise öğrencisi hastaneye yetiştirilse de kurtarılamadı. Olayda 18 yaşındaki bir genç kız hayatını kaybederken bir diğer gencinde hayatı karardı. Vahşetin sebebi ise kurgular üzerine bina edilen hayal ürünü bir dizi oldu.
Gül: Hangi programların izlendiği çok önemli
Uzman Psikolog Esan Gül‘de üzücü olayların yaşanmaması için aile kavramının önemine dikkat çekiyor. Ailelerin çocukların neler izlediği konusunda dikkat etmeye çağıran Gül "Gençlik dönemi çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir. Bu dönem insan ömrünün en fırtınalı ve iniş-çıkışlı dönemidir. Bu dönemde gençlerin kendilerini tanımaları, olumlu arkadaşlıklar kurmaları, televizyon özellikle internet ile ilgili sağlıklı bir ilişkinin gerçekleştirilmesi son derece önemlidir. Gençlerin her türlü olumsuz etkilerden korunabilmesi aile içerisinde almış olduğu eğitim ile yakından ilgilidir. Özellikle anne-babaların hem kendilerinin hem de çocuklarının izlediği programlara dikkat etmesi, gençlerin televizyon izleme ve internet alışkanlıklarını kontrol etme eğitiminin yanı sıra, nasıl daha etkili anne-baba modelleri olabilecekleri konusunda da eğitilmesi son derece önemlidir."şeklinde konuştu.
Anne ve babalar ne yapmalı?
Dizilerde anlatılan çarpık ilişkilerin çocuklar üzerinde etki bırakacağını kaydeden Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan da, ensest ilişkilerin anlatıldığı televizyon dizilerini seyreden anne babalara uyarıda bulundu. Bu dizileri seyreden anne ve babaların ileride çocuklarının yapacağı benzer yanlışlara zemin hazırladıklarını belirten Tarhan, ailelerin ileride çocuklarının da bu tarz bir ilişkiye girmesi karşısında şikayet etmeye hakları olmadığının altını çiziyor. Anne ve babaları bu dizileri seyretmemeleri ve çocuklarına da seyrettirmemeleri noktasında uyaran Tarhan "Böyle durumlarda televizyon pat diye kapatıldığı zaman çocuk merak eder, gider arkadaşında seyreder. İnternetten indirir, orada seyreder. Bunun yerine, ‘Böyle bir şeyi seyretmek insanın psikolojik sağlığı için, insanın hayatı için onaylanmayacak bir şey. Ben bunu onaylamadığım için seyretmiyorum, sana da seyretmeni tavsiye etmiyorum‘ deyip çocuğunun vicdanında bir sorumluluk duygusu uyandırmak yeter." diyerek yol gösteriyor.
Fatmagül‘ün terliği, Polat Alemdar‘ın ayakkabıları
Dizilere olan bağımlılık bu yapımlarda rol alan karakterlerin giysileri ile kullandıkları aksesuarlara olan ilgiyi de tetikliyor. Bazı dizilerin karakterleri tarafından giyilen elbiseler, ayakkabılar ve takılar özellikle kadınların ilgisini çekiyor. Dizilerin önemine göre de karakterlerin ürünlerinin satış oranı değişiyor. En fazla takip edilen dizilerin karakterlerinin ürünleri daha fazla rağbet görüyor. Söz konusu ürünler dizilerin yayından kaldırılmasıyla piyasadan da kalkıyor. Beren Saat‘in bir dizide canlandırdığı ‘‘Fatmagül‘‘ karakterinin elbisesi, çizmesi, terliği ve bilekliği adeta yok satıyor. Fatmagül‘ün çizmeleri 35 liradan, terlikleri 5 liradan, bileklikleri 2,5 liradan alıcı buluyor. ‘‘Kurtlar Vadisi‘‘ dizisinde Necati Şaşmaz‘ın canlandırdığı Polat Alemdar‘ın ayakkabıları, saati ve fuları da vatandaşlar tarafından talep
ediliyor. Polat‘ın kullandığı ayakkabıların benzerleri 55 liradan, taklit olarak yapılan saati 10-50 liradan, fuları da 10-20 liradan satışa sunuluyor. ‘‘Gönülçelen‘‘ dizisinde Tuba Büyüküstün‘ün canlandırdığı Hasret karakterinin yüzüğü de talep görenler arasında. Bu yüzük de 2,5 liradan satılıyor.
TİHV Başkanı Ecevit Öksüz:
Türkiye İmam Hatipliler Vakfı Başkanı Ecevit Öksüz: "Son yıllarda çekilen dizi ve filmlerle toplum manevi değerleri aşındırılarak, dünyevi zevklerin esiri olmuş, hazcı bir nesil yetiştirilmek isteniyor. Bu kasıtlı olarak yapılıyor. Neden dizilerde maneviyata yönelik sahneler yok. Buna karşı maneviyatı, milli değerleri önceleyen alternatif yapımlar ortaya konmalı."
Yrd. Doç. Dr. Rıdvan Şentürk:
"Genel olarak televizyon, özel olarak TV dizileri, küçük yaşlardan itibaren izlendiği için çeşitli zihinsel ve psikolojik tahribatlara yol açabiliyor. Özetle ifade etmek gerekirse, televizyon dizileri görsel ve bedensel bir dile sahip olması nedeniyle soyut düşünce yetersizliğine yol açıyor. Örnek alınan kimlik ve davranış modellerinin de kişilik bölünmelerine ve çatışmalara neden olduğu gözlemleniyor."
Aktivist - Yazar Hüda Kaya:
"Dizilerde kadın üzerinden verilmek istenen mesaj çok açık. Bu uluslararası bir propaganda faaliyeti. Bu faaliyet kadın üzerinden aile kurumu hedef alıyor. Kadın üzerinden yapılan bir olumsuzlama direkt olarak çocuklarına ve eşine yansıyor. Haliyle kadını kendi fıtratının dışında lanse etmeye çalışmak toplumda bir infiale neden oluyor, çünkü ailenin en önemli yapı taşı kadındır."
Uzman Psikolog Esan Gül:
"Gençlerin her türlü olumsuz etkilerden korunabilmesi aile içerisinde almış olduğu eğitim ile yakından ilgilidir. Özellikle anne-babaların hem kendilerinin hem de çocuklarının izlediği programlara dikkat etmesi, gençlerin televizyon izleme ve internet alışkanlıklarını kontrol etme eğitiminin yanı sıra, nasıl daha etkili anne-baba modelleri olabilecekleri konusunda da eğitilmesi son derece önemlidir."
Arap dünyasında olumsuz etki
Türk dizlerinde yaşanan bu çarpık anlatımlardan Arap ülkeleri de nasibini almış durumda.
Yayınlandıkları Orta Doğu ülkelerinde izlenme rekorları kıran Türk dizileri, bu ülkelerde de toplumsal sorunlara kapı aralıyor. "Gümüş" ve "Ihlamurlar Altında" dizileri öne çıkan örneklerden. Türk dizilerinde işlenen ancak çoğu zaman sosyal gerçeklerle pek örtüşmeyen hayat tarzını örnek alan Arap aileler arasında boşanma oranları artmaya başlamış durumda. Ürdünlü bir koca, karısının Türk dizi yıldızına hayranlığını kıskandığı için boşanma davası açtı. Ürdün‘de ilk defa bir Türk dizisi kahramanının neden olduğu boşanma olayının kahramanı koca, Ürdün‘de Arapça dublajlı "Nur" ismiyle yayınlanan "Gümüş" adlı dizide Kıvanç Tatlıtuğ‘un canlandırdığı Mehmet‘in resmini cep telefonun ekranına koyan eşini kıskandığı için boşanma davası açtı. Bu aysbergin görünün yüzü, görünmeyen yüzü ise bir hayli karanlık. Türk dizilerine gösterilen yoğun ilgi Arap ülkelerindeki Türk imajını da zedeliyor. Çarpık ilişkileri seyreden Araplar bu tür ilişkilerin Türkiye‘de normal karşılan dığı vehmine kapılıyor.
Milli ve manevi değerler yok
Dizilerde her türlü çarpık ilişki son derece meşruymuş gibi insanlara aktarılırken milli ve manevi değerler ise her zaman ki gibi yok sayılıyor. Alkol, erotizm, eşini aldatma, küfür etmenin son derece normal karşılandığı dizilerde İslamı çağrıştıran unsurlara yer verilmemesi dikkat çekiyor. Namaz, oruç, cami, başörtüsü, gibi çağrışımlara dizilere kasıtlı olarak yer verilmiyor. Bu durumu eleştiren Türkiye İmam Hatipliler Vakfı Başkanı Ecevit Öksüz‘de sadece dizilerle değil, çekilen film ve gazeteler de yer alan haberlerle de ahlaki bir erezyona zemin hazırlandığını söyledi. Öksüz "Toplumun şekillenmesinde medyanın büyük etkisi var. Basın yayın yoluyla, görsel ve işitsel yapımlarla insanların etki altına alındığı bir çağda yaşıyor. Son yıllarda çekilen dizi ve filmlerle toplum manevi değerleri aşındırılarak, dünyevi zevklerin esiri olmuş, hazcı bir nesil yetiştirilmek isteniyor. Bu kasıtlı olarak yapılıyor. Neden dizilerde maneviyata yönelik sahneler yok. Buna karşı maneviyatı, milli değerleri önceleyen alternatif yapımlar ortaya konmalı. Bir platform oluşturulup, milli değerlerin medya araçlarıyla topluma ulaştırılması sağlanmalı. Burada RTÜK‘e de önemli bir görev düşüyor. Manevi değerlerle zıtlaşan çalışmalara daha hassas yaklaşılmalı." şeklinde konuştu.
Akrabalık ilişkileri yozlaştırılıyor
Dizilerde kadınların bir seks objesi olarak kullanılması da bir diğer tartışma konusu. Amacına ulaşmak için her yolu mübah sayan, anaç kişiliğinden yoksun, ahlaki yargıları olmayan, son derece dekolte giyinen kadın tiplemeleri kadınlar tarafından da hoş karşılanmıyor. Bir çok sivil toplum kuruluşunda görev yapan başörtüsü aktivisti, yazar Hüda Kaya‘da bu duruma dikkat çekerek, toplumun kasıtlı bir şekilde yönlendirmek istendiğinin altını çiziyor. Kaya "Dizilerde kadın üzerinden verilmek istenen mesaj çok açık. Bu uluslararası bir propaganda faaliyeti. Bu faaliyet kadın üzerinden aile kurumu hedef alıyor. Kadın üzerinden yapılan bir olumsuzlama direkt olarak çocuklarına ve eşine yansıyor. Haliyle kadını kendi fıtratının dışında lanse etmeye çalışmak toplumda bir infiale neden oluyor, çünkü ailenin en önemli yapı taşı kadındır. Dizilerde işlenen konular bu yüzden son derece sıkıntılı. Türk toplumunda akrabalık ilişkileri yoğundur, çoğu zaman bir evde bir çok aile yaşar, kimse kimseye kötü bir gözle bakmaz. Dizilerde anlatılan ensest ilişkiler akrabalık ilişkilerini yozlaştırıyor. Bu duruma dur denmeli ve tepki gösterilmeli." şeklinde konuştu.





