Yrd. Doç. Dr. Savaş Sarıözkan, ‘‘Başta kasaplık hayvan ve et olmak üzere hayvansal ürünlerin destekleme kapsamından çıkarılması, hayvancılık sektörünü tükenme noktasına getirmiştir‘‘ dedi.
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Veteriner Fakültesi Hayvan Sağlığı Ekonomisi ve İşletmeciliği Ana Bilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Savaş Sarıözkan, ‘‘Başta kasaplık hayvan ve et olmak üzere hayvansal ürünlerin destekleme kapsamından çıkarılması, üretim, arz ve talebin piyasa ekonomisi koşullarında oluşacak fiyatlara göre belirlenmesi kararı, hayvancılık sektörünü tükenme noktasına getirmiştir‘‘ dedi.
Sarıözkan, özellikle 24 Ocak 1980‘de uygulamaya konulan ekonomik istikrar tedbirleri ile başlayan dönemin, hayvancılık sektörü için son derece sancılı bir sürecin başlangıcı olduğunu söyledi.
12 Eylülcüler desteği kesti
Bu tarihten itibaren alınan ekonomik kararların, sektörde çok belirgin bir gerileme dönemini başlattığını anlatan Sarıözkan, şöyle devam etti: ‘‘Başta kasaplık hayvan ve et olmak üzere hayvansal ürünlerin destekleme kapsamından çıkarılması, üretim, arz ve talebin piyasa ekonomisi koşullarında oluşacak fiyatlara göre belirlenmesi kararı, zaten ihmal görmüş, büyük ölçüde desteğe ve korunmaya muhtaç olan hayvancılık sektörünü tükenme noktasına getirmiştir.‘‘
Özelleştirmelerin etkileri
Sarıözkan, 1990 yılında başlatılan özelleştirme çalışmalarının da en fazla hayvancılık sektörünü etkilediğini ifade ederek, şunları anlattı: ‘‘Bu uygulamalar çerçevesinde üretim sektörünün birer lokomotifi ve aynı zamanda çok önemli sosyo-ekonomik denge ve istikrar unsurları olan Et ve Balık Kurumu (EBK), Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) ve Yem Sanayii A.Ş. gibi KİT‘ler özelleştirme kapsamına alınmıştır. Daha sonra SEK ve Yem Sanayii tamamen, EBK ise kısmen özelleştirilmiştir. Sektörü düzene oturtmadan ve istikrarlı bir piyasa yapısı şekillendirmeden yapılan bu erken özelleştirmeler sonucunda, devletin elinde, hayvancılık sektörüne müdahale edecek bir kurumu kalmamış ve üretici serbest piyasanın acımasız işleyişine terk edilmiştir.‘‘
Türkiye‘de 1960-2008 yılları arasında 12,4 milyon baş olan toplam sığır varlığının bugün yüzde 19 oranında azalarak yaklaşık 10,1 milyon başa, 1,1 milyon baş olan manda varlığının yüzde 92,6 oranında azalarak 84 bin 705 başa, 34,4 milyon baş olan koyun varlığının yüzde 30,4 oranında azalarak 24 milyon başa, 24,6 milyon baş olan keçi varlığının yüzde 77,3 oranında azalarak 5,5 milyon başa düştüğüne dikkati çeken Sarıözkan, bu dönemde sadece kanatlı varlığında önemli oranda artışlar görüldüğünü belirtti.
Et ve süt üretimi nüfus artışının gerisinde kaldı
Türkiye‘de 1960 yılında 27,7 milyon olan nüfusun 2008 yılında yüzde 154 oranında artarak 70,5 milyona bugün ise 72,5 milyona ulaştığına işaret eden Yrd. Doç. Dr. Savaş Sarıözkan, şu bilgileri verdi: ‘‘Aynı dönemde toplam kırmızı et üretimi yüzde 70, süt üretimi ise yüzde 88 oranında artarak nüfus artış hızının dahi altında kalmıştır. Dolayısıyla, 1960 yılında 14,6 kilogram olan kişi başına düşen kırmızı et üretimi 2008‘de 9,8 kilograma, 234 kilogram olan süt üretimi de 173 kilograma gerilemiştir."




