Bugün görünen o ki ne müstakbel meclis ne müstakbel hükümet Kürtlerle birlikte çözüm üretme ve taleplere cevap verme iradesine sahip olacak.
Sivil siyasetteki tıkanma meseleyi haliyle yeniden uçlara taşıyor. Bir yanda baskıcı-biyolojik siyaset diğer yanda bunun tetiklediği ayrışma güdüleri. Bölgenin Kürt yöneticileri yıllardır yeni kuşaklarla olan kopukluğa dikkat çekerler. İşsiz, hedefsiz, istikbalsiz gençlerin Kürt siyasî hareketinden bağımsız hareket etmeye başladıklarını söyler dururlar. Geçende Şerafettin Elçi ‘konuşabileceğiniz son nesiliz‘ derken bu gerçeği yineliyordu. Diyarbekir‘de kimlik denetimi yapan, Bismil‘de protesto için kepenk kapatan esnafın kepengini yırtan öfkeli gençten söz ediyoruz. Türkiye‘nin kalıcı siyasî, iktisadî ve toplumsal istikrara kavuşmasının şartlarından birincisi Kürt meselesinin kalıcı, sürdürülebilir, yaşanabilir çözümüdür. AKP istediği kadar oy alsın, hükümet istediği kadar usta olsun, Başbakan istediği kadar Başkan olsun, Türkiye istediği kadar büyüsün bu mesele o şekilde halledilmeksizin bunlar iş görmez, temelli olmaz. (CENGİZ AKTAR / VATAN)





