Olmayan sorunların içinde boğulan kimseler çözümü göremezler. Dalia Carnegia‘nın, yaşanmış bir hikayesi sorun odaklı yaşamanın sonucunu özetler mahiyette. Hikaye aynen şöyle:
1- Kendinizi kötü hissettiğiniz zamanlarda, hayatınızı olumsuz yönde etkileyen düşüncelerinizin farkına varın.
2- Olumlu düşüncelere sahip olduğunuzda ise, bu düşüncelerinizi pekiştirin ve güven duygunuzu tazeleyin.
3- Olumsuz düşüncelerinizi değiştirirken, yerine daha faydalı ve işe yarar olanı koymayı ihmal etmeyin
4- Olayları çok farklı bakış açılarıyla değerlendirmeyi öğrenin ve bir olaya birkaç açıdan bakabileceğinizi unutmayın.
5- Gelecekle ilgili kehanetlerde bulunmayın, ön yargılardan kaçının ve işi oluruna bırakın.
Mükemmeliyetçiyim ama başarısızım
Bazı insanlar aşırı mükemmeliyetçi olduklarından hayattan hiç keyif alamazlar. Bu kişiler, performansları ve yaşamdan elde ettikleri ile ilgili olarak mükemmel olmayan her şeyde düş kırıklığı yaşarlar. Mükemmeliyetçilik kimi zaman işe yarasa da çoğu zaman kişinin hayatını etkiler ve başarı durumunu düşürür.
Çünkü bu kimseler, mükemmele ulaşabilmek için, yaptıkları işlerde çok fazla zaman harcarlar ve diğer etkinliklere vakit ayıramazlar. Kendilerinin iyi olmadığını düşünerek, her zaman eleştiren konumunda olurlar.
Hata yapacaklarını düşündüklerinden yeni şeylere atılamazlar risk alamazlar. Çünkü mutlak anlamda mükemmel yoktur.
Kişinin her şeyden önce mükemmelliyetçiliğin kendisine zarar verdiğini bilmesi gerekir. Bunun için her insanın kendisine şu soruları sorması gerekir:
- Yaptığı işi daha iyi yapabilmek için harcadığı zamanı geri getirebilir mi? Bunun bir şeye faydası olmuş mu?
İstenileni elde etmiş mi?
Daha iyisini yapmaya gerçekten ihtiyaç duyuyor musunuz? Ya da neden duyuyorsunuz?
- Sonuca odaklanmak yerine işi iyi yapmaya odaklanın. Mesela, güzel bir tablo yapan ressam, insanların kendisini takdir edeceklerini düşünerek başkalarına odaklanmamalı Bunun yerine yaptığı işi elinden geldiğinde iyi yapmaya çalışmalıdır.
Yapılan işe belli bir süre koymalı ve bu süre içinde bu işi bitirmeye gayret etmelidir.
Kişi başladığı bir işi bitirmek istediğinde rahatsızlık duyabilir ve işin acele yapıldığı için mükemmel olmayacağı kanısına varabilir. Bunun gerçekdışı bir düşünce olduğunu bilmelidir.
Kişi çevresindeki insanlar tarafından eleştirilme korkusuyla mükemmeliyetçiliğe eğilim gösterebilir. Bunun için mükemmeliyetçi insanın kendisine şu soruyu sorması gerekir.
Eğer mükemmel bir şekilde yapmazsam en kötü ihtimal ne olur?
Unutmayın, hayatta her sorunun bir çözümü var ve sorunlarınızı bir şekilde çözebilirsiniz.
Her şeyi başkalarından beklemeyin
Gündelik hayatınızda küçük sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bunun için yanınızda birinin olması ve sorununuza çözüm bulmasına gerek yoktur. Küçük uygulamalarla sorununuzu kendiniz çözebilirsiniz:
Sorununuzun ne olduğuna karar verin.
Sorunun çözümü konusunda neler yapabileceğinizi düşünün.
Yardım alabileceğiniz kişilerle bağlantı kurun.
Soruna değil çözüme odaklanın.
Hayatı kendime zehir ediyordum
Çocukken annemle bahçeye kurutmak için vişne seriyorduk. Birden ağlamaya başladım. Annem ne oldu dedi. Hıçkırıyordum, diri diri gömülmekten korkuyordum. Yalnız bundan mı korkuyordum. O günlerde üzüntü içinde kıvranıyordum. Üzerime yıldırım düşebilirdi, aç kalabilirdim. Ortada bir şey yokken korkuyor ve hayatı kendime zehir ediyordum. Bir keresinde çift sürerken düşünmeye başladım. Büyüyüp evleniyordum ve çiftliğe geliyordum. Fakat çiftliğe gelinceye kadar ben ne konuşacaktım. Onca sözü nerden bulacaktım. Bu dehşetli problem karşısında sarsıldım. Bir hafta boyunca çift sürerken aynı meseleyi düşündüm. Çiftliğe dönerken ben ne konuşacaktım?
Yıllar sonra, olabileceğini farz edip üzüldüğüm hiçbir şeyin olmadığını fark ettim.
Mesela üzerime yıldırım düşme ihtimali o zamanki nüfusa göre, üçyüz elli binde birdi. Diri diri toprağa gömülme ihtimali ise on milyonda birde.
Sen çocukluğun üzüntülerinden bahsediyorsun diyebilirsiniz. Yetişkinlerin üzüntülerinden bahsediyorsun da diyebilirsiniz. Yetişkinlerin üzüntüleri daha mı az saçma? İhmaller kanununu göz önüne almayı öğrensek üzüntülerimizin yüzde doksanından hemen kurtuluruz.
(Dale Carnegie, Üzüntüsüz Yaşama Sanatı)
Düşenin dostu olmaz
Atalarımız, hayatın içinden süzülüp gelen tecrübelerini bir cümle ile özetleyerek bizlere yol gösteriyorlar. Bizler bu mirası atasözü olarak tanımlıyor ve nesilden nesile aktarıyoruz. Düşenin dostu olmaz sözü gerçek hayattaki yerini korumaktadır. Düşenin gerçekten dostu olmaz çünkü düşen, çaresiz kalan kişi insanların gözünde zayıftır, yardıma ihtiyaç duymaktadır, gücünü kaybetmiştir. İnsan ise, beşeri tarafıyla gücü sever, güce tapar. Bu nedenle düşenin sadece gerçek dostu olabilir. Bu kişiler de düşene yardımcı olmanın bir erdem olduğunu bilir ve buna inanırlar. Eğer düşmüşseniz, çevrenizdeki insanların sizi bırakmasına şaşırmayın, yardımı Allah‘tan isteyin ve çözüm üzerine yoğunlaşın.





