En büyük sıkıntılarımızdan biri ülkemizde cehaletin büyümesi. Cehalet, insanların ve ulusların büyük bir düşmanıdır. Her türlü kötülüğün altında cehalet unsurunun yattığını iddia etmek mübalağa olmaz! Bilinen bir gerçektir, dünyada cehaletle gelişip büyüyen, refaha ulaşan hiçbir ülke görülmemiştir.
Gittikçe merhametsiz bir toplum haline geliyoruz! Cehaletin hâkim olduğu ülkemizde, insan yapısı her geçen gün biraz daha değişiyor, bozuluyor, insanlarımız gaddarlaşıyor. Bunlar azınlıktadır diye birbirimizi teselli etmeyi, kendi kendimizi aldatmayı bırakalım. Hızla artan acımasız, gözü kara, hunhar insanlar Türkiye‘yi kana buluyor. Hemen her gün vahşet ve canavarlıkla karşılaşıyoruz! Çöp kutusunda bir genç kızın kesik kafası bulunuyor. Bir başka çöp kutusundan insan kolu, bacağı çıkıyor... Yurdun her yanında akıl almaz cinayetler işleniyor!
İnsanlarımız hiç yüzünden birbirini vururken, Güneydoğu‘da terör faciaları yaşanıyor, caniler pusularla, mayınlı tuzaklarla askerlerimizi şehit ediyor. Aynı ülkenin insanları birbirini öldürüyor. Bir köyde, sudan sebeplerle düğün evi basılıp insanlar toplu halde canavarca katlediliyor. Üniversiteli bir genç kız, annesinin boğazını ekmek bıçağı ile kesiyor. Adamın biri karısını, çocuklarını, anasını, babasını doğruyor! Bir başkası, kendisini evlendirmedi diye ağabeyini, yengesini, küçük yeğenlerini, kurşunla delik deşik ediyor. Akıl almaz hunharlıktaki cinayetlerin ardı arkası kesilmiyor.
Ekonomik cinayetler de cabası... 30 lira, 50 lira için insanlar öldürülüyor! Geceleri soyulan taksi şoförleri, ekmek parası kazanmak isterken acımasız katillerin cinayetlerine kurban gidiyor. Yabancı ülkelerin televizyonlarında adımız hep tüyler ürpertici facialarla, şaşırtıcı cinayetlerle, ilikleri donduran katliamlarla anılır oldu. Halimiz gerçekten acıklı! Eskiden de polisiye olaylar meydana gelirdi ama durum böyle değildi! Aklı başında herkes soruyor: Toplum olarak nereye gidiyoruz? "Bindik bir alâmete, gidiyoruz kıyamete!" lafı bugünler için mi söylenmiş yoksa?
Her iyi şeyin temeli okumak, okumak, okumaktır...





