Şimdi, aradan yine yıllar geçtikten sonra bu kez Sami Hoştan, ‘O çanta bende‘ dedi ama kastettiği boş bir çanta. Çünkü içindekileri Çatlı‘nın eşi Meral Çatlı‘ya teslim etmiş, boş çantayı da onun verdiği izinle alıp saklamış!
Ben o çantada Susurluk‘u aydınlatacak önemde bir şeyler olduğuna hiçbir zaman inanmayanlardanım.
Zaten Susurluk‘un aydınlatılmak için o çantaya ihtiyacı olduğunu da düşünmüyorum. Gerekli irade olsa Susurluk aydınlanırdı, dünyanın en zor işi değil.
Ama hep şuna inandım: Çatlı‘nın kendi hayatını rehin alanlar hakkında bir yerlere bir şeyler koymuş olması gerekirdi.
Bir hazine aramak gerekiyorsa bence onu aramak lazım. Çatlı, kendisine yapılan şantajı dengeleyeceğini düşündüğü malzemeyi yanında taşımayacak kadar bu dünyayı bilen birisiydi.
O malzeme Çatlı‘nın sadece hayat sigortası değil aynı zamanda yakalanmamasının da garantisini sağlıyordu, eğer vardıysa.
Acaba Çatlı böyle bir malzemeyi nereye koyardı veya kime emanet ederdi?





