Divriği'nin en önemli abidesi olan Ulu Camii Anadolu'daki Türk eserleri arasında en çok dikkat çeken eserlerden birisidir.
Hatta bir benzerine rastlanmaz. Bu yüzden diyebiliriz ki Divriği Ulu Camii, dünya sanat tarihinin de en ilginç eserleri arasındadır. Bugünkü şehir merkezinin dışında, Divriği Kalesi'nin güneyindeki tepenin batı yamacında olan Ulu Camii, kendisine bitişik vaziyetteki darüşşifa ile tek bir yapı kütlesi oluşturacak şekilde ve bir külliye düzeni içinde tanzim edilmiştir. Bu iki yapı görünüş itibariyle birbirinden ayırt edilemediğinden, halk arasında Ulu Camii deyimi her iki yapıyı da kapsar. Külliyenin ölçüleri, yaklaşık olarak 32x64 m.=1280 m2'dir. Câmi kısmı, bu manzumenin 2/5'ünü oluşturur. Dikdörtgen şeklinde bir bütünlük oluşturan külliyenin uzun ekseni kuzey-güney doğrultusundadır. Bunun kuzey tarafını cami, güney kısmını ise darüşşifa oluşturmaktadır. Kitabesinde mimarının Ahlatlı Hurremşâh (Kitabenin yıpranmışlığından ötürü Horşah şeklinde okuyan araştırmacılar da vardır.) olduğu belirtilen Ulu Camii, 1228-29'da inşa edilmiştir. Yapının banisi Mengücek hükümdarı Ahmed Şah b. Süleyman Şah'tır. Söz konusu kitabede Ahmed Şah'ın tâbi olduğu Selçuklu hükümdarı Alaeddin Keykubâd'ın adı da kayıtlıdır. Bu kayıttan ötürü olsa gerektir, Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde "Selçuklu Sultanı Sultan Alaaddin yaptırmıştır" ifadesine rastlarız. Kâtip Çelebi'nin Cihannüma'sında ise camiin banisi doğru bir şekilde zikredilmekte ve hatta camii Ahmed Paşa Camii adıyla anılmaktadır. Bu arada, Ulu Camii'nin Ahmed Şah ve vâlidesi Fatıma Hatun tarafından Divriği mahkemesinde düzenlenmiş 1243 tarihli bir vakfiyesi vardır. Bazı kaynaklarda medrese olarak da anılan darüşşifanın banisi ise Ahmed Şah'ın hanımı Turan Melik'tir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Cevat Akkanat / Türkiye
Etiketler:



