YGS sınavında hukuk dışı davranarak başörtülü öğrencilerin eğitim hakkını gasp edenlere tüm yurtta tepki yağdı. Yasakçı zihniyetin işgüzar davranışı nedeniyle mağdur olan öğrenciler haklarını her platformda arayacaklarını yinelediler. Halk ise hükümetten artık laf değil icraat üretmesini istiyor.
Üniversiteye girişte ilk aşama sınavı olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı‘nda yaşanan çağdışı yasakla sınava girmesi engellenen başörtülülere destek çığ gibi büyürken, yasakçı kafaya da tepki aynı boyutta arttı. 1 milyon 692 bin 345 adayın ter döktüğü sınavda ÖSYM‘nin ‘karışmayacaksınız‘ kararına rağmen bazı işgüzarlar kanundışı davranarak başörtülü öğrencilerin eğitimini devam ettirme hakkını gasp etti. Sorumluların bir an önce cezalandırılması isteyen tepkili halk, bu sorunun artık kökten aşılması gerektiğini yineledi. Kapı önünde bekletilen ve sınava girmesi engellenen öğrencilerin durumunun ne olacağı ise muallakta. Öğrenci velileri ve öğrenciler bu hukuksuz durumun bir an önce düzeltilmesi için her yolu deneyeceklerini söylediler.
Hüseyin Korkut: Hukuksuzluğa dur deme vaktidir
ÖNDER Genel Başkanı Hüseyin Korkut ise hala bu yasağın devam etmesi üzücüdür diyerek; "Bu tür yanlışların devam etmesini ya da keyfi devam ettirenleri kınıyoruz. Halbuki kanunda açık bir şekilde yazılıdır ve başörtülü öğrenci en tabi hakkını kullanıyordur. Bazı yasakçı çevreler bunu hazmedemedikleri için keyfi uygulamalarına devam ettiriyordur. Bu çevrelerin engellenmesi gerekir. Bizce bunlar kişisel yasaklardır. Artık aşılması gerektiği inancındayım. Bunların hesabı sorulmalı ve bu hukuksuzluk durdurulmalıdır. Bu konuda biz mağduriyet ortaya çıkıyorsa hukuk alanında çalışan kurumlar gerekli takibi yapacağız. Seçimden sonra da bu işin artık kökten çözülmesini istiyoruz. Bu yanlışlar kaldırılmalı daha özgür bir ülke olma yolunda adımlar atmalıyız. Yasaklarla bir yere varamayacağımızı tarih bize en iyi şekilde gösteriyor." ifadelerini kullandı.
İsmail Hakkı Akkiraz: Bu bir zulümdür
Şuurlu Öğretmenler Derneği (ÖĞDER) Genel Başkanı İsmail Hakkı Akkiraz konu hakkında yaptığı açıklamada bu zulmün artık son bulması gerektiğini hatırlatarak; "Türkiye hukuk devleti deniliyor. Anayasa ve yasalarda yönetmeliklerde bu meseleyle en ufak bir yasak yok. Ancak bu ülkede birileri kendilerini ülkenin gerçek sahibi sanıyorlar ve ‘ya bizim gibi olur yaşarsınız ya da bizim hâkimiyetimiz altında bulunan hiçbir yerde bulunmazsınız.‘ diyor. Bu bir zulümdür. Ancak bu zulmün sebeplerine baktığımız zaman temelde ne görüyoruz. Bir defa bir millet nasılsa öyle idare olunur. Bu ülkenin yöneticileri cumhurbaşkanından başbakanına düşen vazife anayasanın giriş bölümünde 5. maddesinde bulunan ülke insanını milli ve manevi değerlerini korumak ve Anayasanın 2. Maddesinde geçen devletin temel ilkelerinde yer alan bütün insanlara adil şekilde davranarak onların doğuştan gelen haklarına saygı göstermek ilkelerine aykırıdır.
Bu manada yöneticilere büyük görevler düşüyor. Suni tedbirlerle bu meselenin çözülemeyeceği görülmüştür. Başta hükümet olmak üzere kesin çözmesi gerektiğini söylüyor. Veliler dağınık vaziyettedir. Haklarını meşru zeminlerde aramak ve yaptırım gücüne dönüştürmek için yasalar çerçevesinde örgütlenmek ve taleplerini yerine koymaları gerekmektedir. Bu keyfi yasak durdurulmalıdır." şeklinde konuştu.



