MÜSİAD Başkanı Ömer Cihad Vardan, 2011‘de, 2010‘daki gibi hızlı bir büyüme beklemediklerini ifade ederek "Yüzde 5-6 civarında dengeli ve mütevazı bir büyüme gerçekleşeceğini düşünüyoruz" diye konuştu.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) 2011 yılı tahminleri, büyümede yüzde 5-6, ihracat artışında yüzde 13-14, cari açıkta (GSYH oranı) yüzde 5, enflasyonda yüzde 5-6,5, bütçe açığında (GSYH oranı) yüzde 3, işsizlikte yüzde 12 oldu. MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Cihad Vardan, ekonomide 2010 yılı değerlendirmesi ve 2011 yılı beklentilerini paylaştığı basın toplantısında, 2010 yılında küresel ekonomide ve Türkiye ekonomisinde yaşananlara değinerek, 2011 yılına girerken, yurt dışındaki durgunluk, finansal darboğazlar, rekabetçi devalüasyonlar, tarife dışı engeller gibi sıkıntıların bulunduğuna ve ikinci dalga söylemlerine işaret etti.
Haziran seçimleri etkili olacak
Haziran 2011‘de yapılacak genel seçimlerin üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu kaydeden Vardan, ‘‘Geçtiğimiz dönemde yakalanan 28 çeyrekteki büyümenin önce duruşa ve sonra da düşüşe geçtiği zamanlar, siyasi ve ekonomik istikrarı kaybettiğimiz, 2007 seçimleri öncesi ve 2008‘deki parti kapatma davası dönemleriydi. Bu nedenle küresel krizden çıktığımız şu günlerde yakaladığımız 4 çeyrektir devam eden büyümenin sürdürülebilir kılınabilmesi için ülkemizde güven ve istikrar ortamının devam etmesi oldukça önemlidir‘‘ diye konuştu.
Küresel aktör durumu pekiştirilmeli
Vardan, AB‘de ve ABD‘de ekonomik sıkıntılar sürerken ve bunun bir süre daha devam edeceği tahmin edilirken, 2011 yılında 2009‘dan 2010‘a geçişte olduğu gibi hızlı bir büyüme beklemediklerini ifade ederek, ‘‘Yüzde 5-6 civarında dengeli ve mütevazı bir büyümenin gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Bu yüzden hızlı büyüme heveslilerinin kendilerini biraz tutmaları gerekecek. Önemli olan, bu dalgalı süreçte gemiyi istikrarlı bir şekilde yüzdürmeye devam ettirebilmek ve elde etmiş olduğumuz küresel aktör durumumuzu pekiştirmektir.‘‘ dedi.
Vardan, Uzun vadeli borçlanma istedi
Ömer Cihad Vardan, ‘‘Öte yandan, cari açığın en büyük müsebbiplerinden olan enerjide dışa bağımlılıktan kurtulmak adına, yenilenebilir enerji ve özellikle nükleer santral projelerinin biran önce hayata geçirilmesi gereklidir. Buna ilaveten uygulanan para politikalarının etkinliğini artırmak üzere Maliye Bakanlığı, yakalanan performanstan da yararlanarak uzun vadeli tahvil ihraç etmelidir. Türkiye, 2002 yılından beri enflasyonla mücadele odaklı olarak sürdürülen büyüme modelinden tümüyle vazgeçmeden, işsizlik ve cari açığın belli düzeyde tutulmasını da çıpa olarak önceleyen bir ekonomik yapılanmayı 2011 yılında da sürdürmelidir‘‘ diye konuştu.
Neler yapılmalı?
Ömer Cihad Vardan, bunu sağlayabilmek için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: ‘‘Ülkede güven ve istikrar ortamı korunmalıdır. Referandum sonucunda demokratikleşme adına yakalanan olumlu tablonun, kapsamlı bir sivil anayasa, ilave ikinci nesil reformlar ve iyileştirme çalışmalarıyla devam ettirilmesi gerekir. Seçime girecek tüm partilerin herhangi bir popülizme girmeden, mali disiplini bozacak ve ileride ülkeyi tekrar sıkıntıya sokabilecek afaki ve hayali vaatlerde bulunmaması elzemdir. Aynı kapsamda halihazırda TBMM‘de çıkmayı bekleyen TTK, Borçlar Kanunu gibi ticaret hayatı açısından elzem olan kanunların herhangi bir siyasi rekabete kurban gitmeden çıkarılması lazımdır. Bunlar pazarlık konusu yapılmamalıdır.
Yıllardır ihtiyacı duyulan ve önümüzdeki günlerde açıklanacak olan Sanayi Stratejisi Belgesinin somut başarı kıstasları tanımlanmış olarak uygulamaya konulması oldukça önemlidir. Yıl sonunda süresi dolacak olan mevcut yatırım teşviklerinin en az 2 yıl daha uzatılması gerekmektedir. Bugüne kadar verilmiş olan teşviklere ilişkin etki değerlendirmeleri açıkça göstermiştir ki, yatırımlar genelde birinci bölge dışına kaymakta ve yüksek katma değer oluşturan yatırımlar da artmaktadır. Ancak teşvik süresi uzatılırken, daha etkin bir koordinasyon için yeni Sanayi Strateji Belgesi de dikkate alınmalıdır.
2023 vizyonuna ulaşmada gerekli olduğunu düşündüğümüz, rekabet gücümüzü artırmaya yönelik çalışmalara da öncelik verilmesi gerekmektedir. Bu vesileyle, Türkiye‘nin ihracatında halihazırda düşük paya sahip, ileri teknolojinin geliştirilmesi için ithalata, fasonculuğa ve montajcılığa değil, yerli üretime dayalı bir ihracat modelinin benimsenmesi de, yeni dönemin stratejilerinden olmalıdır. Bu nedenle Ar-Ge, inovasyon ve markalaşmayı önceleyerek, yüksek katma değerli, ileri teknolojili imalat stratejilerinin geliştirilmesi ve bu yönde yapılan desteklere devam edilmesi büyük önem arz etmektedir.‘‘



