Geçtiğimiz ay, bir arkadaş ziyaretine gitmiştim. Evde arkadaşımın komşuları da vardı.
Hanımlar, ev işlerinden tutun da, kitaplara, çocukların eğitimine, siyasete varana kadar her konuda bilgi alışverişinde bulunuyor ve ortamı eğlenceli hale getirmeye çalışıyorlardı. Sohbetin ortasında kapı çaldı ve bir bayan kızıyla birlikte içeri girdi. Arkadaşım yeni gelen bayanı evdekilerle tanıştırdıktan sonra oturdular. Bayanlar, anneyle kızı karşılaştırıyorlar ve anneye "Sen esmersin, kızın sarışın, sana hiç benzemiyor" diyorlardı. Kadıncağız da nedense, mahçup bir vaziyette başını önüne eğiyor ve "Evet kızım sarışındır, benim eşim de sarışındır" gibi açıklamalarda bulunuyordu. Kadınlardan biri araya girdi "Biliyor musunuz benim böyle koyu tenli olduğuma bakmayın, benim büyükannemin annesi de sarışınmış. Hatta gözleri masmaviymiş. Kız kardeşimin de gözleri hafiften elaya çalıyor..." dedi. Bu konuşmanın ardından kadınlar aile bireylerini bir bir taramaya ve sarışın beyaz tenli insan aramaya başladılar. Bu konuşma uzun süre devam etti.
Ne yazık ki, son yıllarda nasıl olmamız gerektiğini bize televizyon öğretiyor ve benzemeye çalıştığımız kadın modellerini lanse ediyor. Neredeyse bütün kadınlar, ekranda boy gösteren bu sarı saçlı, mavi gözlü, ince belli ve uzun boylu kadınlara ulaşmaya ve onlar gibi olmaya çalışıyorlar. Bu normları tutturamayan hanımlar ise, büyükannemin annesinin gözleri maviydi diyerek geçmişiyle avunmaya çalışıyor. Kardeşim ister sarışın olsun, ister kumral olsun, ister zenci olsun, ister esmer olsun hiç fark etmez. Yeter ki insan olsun, yeter ki adam olsun.
Kanaatkar çocuklar yetiştirmeliyiz
Anne "on altı yaşındaki oğlunu ele avuca sığdıramadığını, bu yaşa kadar istediği her şeyi aldığını bir dediğini iki etmediğini fakat oğlunun isteklerinin hiç bitmediğini sürekli okuldan kaçtığını ve en sonunda da okumayacağım diye tutturduğunu" anlatıyor. Anne sonunda oğlunun okulu bıraktığını ve babanın dükkanında çalışmaya başladığını fakat burada da sıkıldığını şimdi evde olduğunu ve sürekli bir şeylere kızıp sorun çıkardığını ifade ediyor. Anne hata yaptım ama nerede diye soruyor ama cevap bulamıyor.
Anne babalar çocuğun her istediğini yapmanın bir iyilik olduğunu düşünüyorlar. Oysa bu çocuklar nerede durmaları gerektiğini bu yaşlarda öğrenmeli ve hangi yaşta neye sahip olacakları konusunda bilgi sahibi olmalıdırlar. Aksi takdirde istediği her şeye ulaşan çocuklar ileride, herkesin kendilerine borçlu olduğunu düşünmeye ve isteklerinin eksiksiz bir şekilde yerine getirilmesini isteyeme başlıyorlar. Hedeflerine ulaşamadıklarında saldırganlaşan emek vermeden kazanmaya eğilim gösteren bu çocuklar büyüdüklerinde ciddi sorunlar yaşamaya başlıyorlar. Yani yaygın olarak bilinen adıyla bu kimseler psikopat olmaya doğru gidiyorlar ve toplumda bir suç makinesine dönüşebiliyorlar.
Anne babanın çocuğu için yapabileceği en büyük şey, ona sağlıklı bir eğitim vermek, kanaatkar olmayı ve kazanmak için emek vermeyi öğretmek olmalıdır.
Alın teri değerlidir
Kişi için çalıştığı emek verdiği şey değerlidir. Çünkü burada alınteri vardır. Oysa günümüz gençleri, emek vermeden değerini bilmeden istedikleri şeye kolay ulaşıyorlar . Bu çocuklar ileride sorumluluk almayı sevmiyorlar ve doyumsuz oluyorlar. Çünkü çalışarak kazanmanın emek sarf etmenin bir erdem olduğuna inanmıyorlar. Kolay elde ettikleri şeyleri " beleş aldım" ifadesiyle övünerek söylüyorlar. Bu tür sorunlara zemin hazırlamamak için, anne babaların, çocuklarını sevmeleriyle onları doğru yetiştirmek arasındaki farkı anlamaları gerekir.





