Yıllardır soykırımı bahane ederek Yahudileri dünya nezdinde mağdur halk kitlesine büründüren Hollywood bakalım Siyonistlerin Filistin milletini yok etme (soykırım) girişimine ne kadar değinecek?
Hollywood‘ta hüküm süren Yahudi ağırlıklı sinemacılar ve himayeleri altına aldığı diğer Hollywood elemanları bilindiği üzere Hitler‘in Yahudilere uyguladığı soykırım girişimini defalarca filmlere konu ederek dramatize etti. Bunu yaparken de oyuncuların en tanınmışlarını, teknolojinin en iyisini, senaryonun da en kalitelisini kullandı. Hollywood‘tan çıkma ve Yahudilerin mazlumane tavırlarının çekildiği bu tür filmler dünya izleyicisinde o kadar büyük etki bıraktı ki, artık Yahudilerin kendilerine yapılan soykırıma karşılık olarak yaptıkları Müslüman katliamına ister istemez kayıtsız kalınıyor.
İtalyan yönetmen ve oyuncu Roberto Benigni‘nin Hollywood‘a armağanı Life is Beautiful ‘Hayat Güzeldir‘ filminde bir Yahudi babanın kendilerine yapılan zulmü, oğluna bir oyun gibi sunma çabasını, Yahudilerin Hollywood‘taki kasası Stephan Spielberg‘in Schindlerin Listesi filminde insafa gelen bir Nazi subayının Yahudileri toplama kampından kaçırma girişimini yine Spielberg‘in Yahudilerin Münih Olimpiyatlarında Filistinlilerce öldürülmesine anlatan filmi Münih‘i ve Avrupa ülkelerinin ortak yapımı Black Book ‘Kara Kitap‘ filmlerini nasıl da ajite ederek dünyaya sunmuşlardı. Şimdi ise Yahudiler bu filmlerin dünya kamuoyuna bıraktığı ‘mazlum halk‘ getirisini kullanarak rahatlıkla soykırım yapabiliyor.
Bu düzene çomak sokan yanar
İsrail yaptığı bu kaliteli propaganda sayesinde hem çıbanbaşı olarak durduğu Orta Doğu‘nun göbeğinde topraklarını geliştirmeyi hem de bu uğurda yaptığı Müslüman katliamını gizlemeyi başarıyorsa, Hollywood‘ta barınan Yahudiler sadece beyaz perdeyi kullanarak, toplum nezdinde ki itibarlarını genişletmekle kalmıyor servetlerine de servet katıyor. Hollywood‘ta film yapan yönetmenler ya da filmlerde rol alan oyuncular filmlerin hâsılatlarını İsrail‘e yardım olarak gönderdiği gibi kendileri de bizzat yardımda bulunuyor. Bu yardımlar küçümsenecek miktarlar olmadığı gibi her yıl Hollywood‘tan İsrail‘e yüzlerce milyon dolar bağış yapıldığı haberleri geliyor. Bu düzene çomak sokanlar ise ne kadar ünlü olursa olsun Yahudiler tarafından anında aforoz edilmesi sağlanıyor.
Suç biraz da bizde
Film piyasasında programlı çalışan Yahudilerin bu kadar rahat çalışmasının bir nedeni de bizim insanımızın sinemaya bakış açısını da gösterebiliriz. Dünya üzerinde bir numaralı propaganda aracını küçümsememiz ve hafife almamız yüzünden sinemada kendimizi gösteremediğimiz gibi derdimizi de anlatamıyoruz. Belki de gerçeği görerek sinemayı gerçek anlamıyla kullanmayı deneyenlerin başında ‘Çağrı‘ ve ‘Ömer Muhtar‘ gibi kült filmlerin yönetmeni Mustafa Akkad geliyordu. Maalesef Mustafa Akkad da bir bombalama sonucu öldürüldü. Belki daha ileri gitmesini istemeyenler tarafından ya da Akkad‘ın son projesi olan Selehaddin Eyyübi‘nin hayatını sinemada görünmesini içine sindiremeyenlerin bir tuzağıydı. Ama bu gidişattan bir Akkad‘ın çıkması zor görünüyor.
Türk sinemasının amacı yok
Ülkemizde yeni yeni hareketlenen sinema piyasasının nasıl kullanıldığı ise aşikâr. Hollywood‘tan aşırılmış komediler, cılkı çıkmış drama filmleri ve gereksiz türü belli olmayan filmlerle hem zaman hem imkân öldürme derdindeyiz. Ülkemizde bulunan yönetmenin ve de yapımcının Müslüman ülkelerinde yaşanmış bir zulmü ya da katliamı konu etmek aklına gelmediği gibi bu vasıflarla ortalarda dolaşmaları sinemaseverleri üzüyor. Ne yazık ki dünya üzerinde bir türlü kale alınmayan sinemamız sadece sanat filmleriyle kabul görüyorsa aslında sinema sektörümüzdeki cahillerin ve ne amaca hizmet ettiğinin farkında olmayan zihniyetin yüzündendir. Sinemayı sadece kendi hevesleri ve zevkleri uğruna kullananların bulunduğu ülkemizde ne yazık ki bu sanat dalımızın bir yerlere varmasını beklemek de abes olur.





